31 Ocak 2013 Perşembe

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 6. Hafta Programı (31 Ocak - 1 Şubat)


31 Ocak Perşembe
Zalgiris Kaunas - Alba Berlin 19:45
Besiktas JK - Maccabi Electra 20:00 (NtvSpor Canlı)
Real Madrid - CSKA Moscow 21:45 (Game of The Week - Euroleague Tv Canlı)
Olympiacos - Fenerbahce Ulker 21:45 (NtvSpor Canlı)
Barcelona Regal - Montepaschi Siena 21:45 

01 Şubat Cuma
Unicaja Malaga -  Anadolu Efes 20:45 (NtvSpor Canlı)
Caja Laboral - BC Khimki MR 21:30
Panathinaikos - Brose Baskets 22:00 



The Euroleague German clash at O2 World




Püzant YÜCECAN

26 Ocak 2013 Cumartesi

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 5. Hafta Genel Görünüm


THY Euroleage TOP 16 5. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.


GROUP E
Real Madrid 5-0
CSKA Moscow 4-1
Anadolu Efes Istanbul 4-1
Panathinaikos Athens 3-2
Unicaja Malaga 2-3
Zalgiris Kaunas 1-4
Alba Berlin 1-4
Brose Baskets 0-5

Alba Berlin - Brose Baskets 82-63
CSKA Moscow - Unicaja Malaga 81-94
Anadolu Efes - Zalgiris Kaunas 56-52
Panathinaikos Athens - Real Madrid 54-58


GROUP F
Montepaschi Siena 5-0
Caja Laboral Vitoria 4-1
FC Barcelona Regal 4-1
Khimki Moswcow Region 3-2
Olympiacos Piraeus 2-3
Maccabi Electra Tel Aviv 1-4
Fenerbahce Ulker 1-4
Besiktas JK Istanbul 0-5

Fenerbahce Ulker - BC Khimki MR 85-82
Caja Laboral - FC Barcelona Regal 79-90
Maccabi Electra - Olympiacos 77-78
Montepaschi Siena - Besiktas JK 63-57


THY Euroleague TOP 16 5. Haftanın En İyi 10 Hareketi

THY Euroleague TOP 16 5. Haftanın co-MVP’si: Bogdanovic, Fenerbahce - Williams, Unicaja

THY Euroleague TOP 16 5. Hafta Assist of the Night: Dimitris Diamantidis, Panathinaikos Athens

Navarro at 3000



Püzant YÜCECAN

25 Ocak 2013 Cuma

İlk Galibiyet (Fenerbahçe Ülker - BC Khimki MR: 85-82)



Fenerbahçe Ülker Top 16 5. maçında Rus temsilcisi BC Khimki ile karşı karşıya geldi. Emir ve Ömer Onan'dan yoksun parkeye çıkan takımımız bu sefer yürekleri ile oynayarak Khimki'yi 85-82'lik skor ile geçerek Top 16'da ilk galibiyetini aldı.

Maç öncesi, maç sonrası veya herhangi sıradan bir gün bile olsa Fenerbahçe basketbolu ile ilgili takip ettiğim en güzel ve en doğru tek forum sitesi olan forum.fenerbasket.com a da bu sabah girdim maç ile ilgili neler konuşulmuş diye ve maç ile ilgili kendim yazı yazmaktan vazgeçtim. Sebebi ise Levin kardeşim. Levin Susar dünkü maçı o kadar güzel özetlemiş ki bize yazacak bir şey bırakmamış:)) Ondan dolayı kendisinin de iznini alarak yazdıklarını blogda yayınlama kararı aldım. Biraz da benden birşeyler ekleyerek:)) Ellerine sağlık Levin kardeşim diyerek yazıya geçiyoruz.

Öncelikle dün takımımız adına parkenin en iyisi olan Bojan ile başlayalım. Dünkü maçı 26 sayı ile tamamlayan Bojan Bogdanovic hem Fenerbahçe'nin hem de parkenin en skorer ismi oldu.

Dün Bojan'ın savunmadaki agresifliği ve isteği de çok önemliydi.  Bojan genel kanının aksine asla kötü bir savunmacı değil hatta takım istekliyse ortalama üstünde bir savunmacı. Bir Sato değil elbette. Bo gibi ön alanda baskı vs. de yapmıyor olabilir ama gerekti mi adamına top aldırmamak için uğraşıyor. Ayaklarının ona verdiği yetenekte ve ölçüde savunma yapabiliyor. Nerede nasıl faul yapacağını da biliyor. Mesela Emir savunmada hiç böyle değil. Ayaklarını çekmekte zorlanıyor. Bazen adamı bir back door yaptı mı hemen kanıp uçuyor, bazen oyuna kenardan top sokulurken bir bakmışsın adamını kaybetmiş 3’lüğü yemişiz.

Post up haricindeki 1 e 1 leri de çok gelişti. Yani bir Bo gibi delici değil belki ama sırtı potaya dönükken oynadığı 1 e 1 gibi, yüzü potaya dönük oynadığı 1 e 1 de çok etkili. Potaya gidişi ve topu bırakışı çok kaliteli. Resmen gözümüzün önünde sınıf atlıyor çocuk. Bojan'ın 1 e 1 post up’larını iyi seyredin. Ayaklarına özellikle dikkat edin. Çok temel bir şeyi ısrarla doğru yapıyor. 1 e 1 oynarken tam dönüşü yapacağı sırada döndüğü taraftaki ayağını rakibin o taraftaki ayağının yanından döndürerek rakibi tamamen devre dışı bırakıyor. Hani 1 e 1 post up oynarken elinizi kanca yaparsanız kendinize sağladığınız avantajdan dolayı hücum faul yapmış olursunuz ya, Bojan bunu legal bir şekilde ayağı ile yapıyor. Bu yüzden de bu post up’ların hepsinde inanılmaz başarı sağlayıp, her defasında boş kalmayı başarabiliyor.

Transition hücumlarda nerde duracağını çok iyi biliyor. Şu ceza atışlarında biraz daha istikrarlı olsa vallahi kızım olsa veririm o derece seviyorum.

Oyun tarzı gereği resmen Fenerbahçe'nin Lebron'u olma yönünde hızla ilerliyor bence. Hawkins yerine ısrarla Bojan dediğim için, Hawkins'in de kokainli çıktığını gördükten sonra acayip mutluyum. Bojan neler yapabileceğini, neyi iyi yapabileceğini çok iyi biliyor.

Şimdi gelelim Andersen mevzusuna. Maç içerisinde Batiste olayına kadar o da çok çıldırttı. Ne zaman Batiste çıktı, Kaya veya Oğuz ile birlikte oynamaya başladı, hücumda da savunmada da iki tık arttırdı performansını. Hem çok daha hareketli oynamaya başladı hem daha istekli.
Andersen de yanında kalıplı bir 5 numara olunca çok açık seçik daha iyi oynuyor. O bildiğimiz, faydalanabileceğimiz Andersen'e dönüşüyor. Andersen'in Batiste'li ve Batiste'siz, daha doğrusu yanında kalıplı bir 5 numara varken ve yokken ki performansları inanılmaz farklıydı.

Dünden sonra inşallah koç Kaya'nın katkısını ve 2 uzunla oynadık mı nasıl faydaları olduğunu görmüştür. Yani şu Kaya'yı görmek için bu kadar zaman mı geçmesi lazımdı. Amerika keşfedilmiş gibiydi dünkü maç. Emir'in yokluğundan mı, yoksa artık 4 kısayı bir kenara bırakayım farklı bir şeyler düşüncesinden mi bilmiyorum ama dün Andersen/Kaya, Andersen/Oğuz, İlkan/Oğuz vs gibi 2’li uzunlar çok da fena değildi. Batiste resmen bütün takımı bozuyor. Artık katlanılamayacak boyutta.

Kaya savunmada inanılmaz bir enerji katıyor takıma. Bunu dün de gördük. Hücumda da doğru kullan ki faydasını göresin. Aynı şey Oğuz için de geçerli. Ayrıca Oğuz'un orta mesafe şutu da var. Bu adamların en iyi olduğu şeylerden faydalanmak lazım. Sonra hep Bojan'ın, Bo'nun ya da Andersen'in zorlama 1 e 1’lerine kalıyoruz. Asist sayısının Euroleague maçlarında 10’un altında kalmasının en büyük nedeni bu.

Oyuncuların iyi yaptığı işler var, kötü yaptığı işler var hatta hiç yapamadıkları işler var. Sen bilhassa hücumda her oyuncundan en doğru şekilde verim almaya bak. Yoksa sürekli 1 e 1’lerle nereye kadar yaşarsın. Her bulduğumuz sayı çok zorlama sayı oluyor. Bir taraflarımızı yırtıp zar zor sayı buluyoruz. Sonra geri dönerken Batiste'in lay lay lomluğundan bir sayı yiyoruz. Bütün direnç kaybolup gidiyor.

Emir'in bu maçlık olmaması bence hayırlı oldu. Çünkü o olsa illa ki 4 kısaya dönecektik. Daha çok hücum ribauntu verip daha çok sayı yiyecektik. Dünkü maçtaki ribaunt istatistiklerine bakacak olursak uzun süredir görmediğimiz bir sahne karşımıza çıkıyor. Dünkü maçta Fenerbahçe toplam 40 ribaunt (13 hücum+27 savunma) alırken Khimki ise 32 ribauntta (12 hücum+20 savunma) kalmış.  Ayrıca Emir hücumda da bazen kontrol dışına çıkıyor ki, o zaman da bütün takımı kaybediyoruz.
Bir maçlığına da olsa bakalım Emir olmadan neler oluyor görebildik. Emir'i kontrol altında tutabildiğinizde çok büyük silah fakat takımın liderliğini alma konusunda bence çok soru işareti var. Hala o işi ben Bo'ya veririm. Emir'i biraz daha sistem dâhilinde kullanabilmek lazım. Çünkü Emir saçmalamaya başladı mı arkası geliyor. Hem hücumda hem de savunmada.

Dün Emir yokken Bo'nun ekstra istekli olduğunu da gördük. İkisi arasında bariz bir şekilde "bu takımın lideri benim" gibi bir sürtüşme demeyeyim ama gözle görülmeyen bir tatsızlık var. Emir varken direksiyona geçmek istiyor buna karşılık Bo da "al yap bakalım" diyor, küsüyor, sorumluluk almıyor. Emir de bütün maç direksiyonda olabilecek düzeyde değil bence. Oyun zekâsı Bo'ya oranla çok daha üst seviyede ama oyunda kalma süresi arttıkça basit hata yapma sayısı çok artıyor ve savunmada etkisiz elemandan da öte yutan eleman gibi.

Bir anlamsız nokta da iki uzunla oynamaya alışkın olmadığımız için oyun esnasında gariplikler oluşuyor. Misal 4’te Kaya 5’te Oğuz varken, set gereği 4 numara tepede topla buluşuyor ve fake'i atıp içeri penetre ediyor (bunu yapmaya çalışan Kaya oluyor) içeri girerken de dip çizgiden içeri sokulan Bo'yu topla buluşturmaya çalışıyor. Şimdi Emir 4 numarayken bunu yap eyvallah. Simone'nin bildiğimiz oyun seti. Hareketli ve pasör özelliği olan 4 numaran tepede topla buluşup, fake'i atıp içeri penetre edip sonrasında duruma göre ya kendi bitiriyor ya da dipteki dış adamlar potaya doğru yönelmişken müsaitlerse ona veriyor. Fakat Kaya ne böyle dripling yeteneği olan bir adam ne de çok fazla bir pasör özelliği var. Haliyle Kaya 4 numaradayken bunu oynamak çok garip. Kaya bounce pasla falan Bo'yu topla buluşturmaya çalışıyor ki rollerin resmen yer değiştirmesi bu.

Yine hem Oğuz hem Kaya varken iki kere 1 e 1 oynaması için top Kaya'ya indi. Yahu Oğuz varken pota altında 1 e 1 oynaması için top Kaya ile mi buluşturulur??  Bütün maç Oğuz'un pota altında 1 e 1 oynaması için ona indirilen top sayısı sadece 1. Yahu bu adamın esas olayı 1 e 1 oynamak zaten. Vereceksin güzel yerde, adamların yanından kuğu gibi sıyrılıp, yumuşacık bırakacak. Sen bu adamı bu özelliği ile neden kullanmıyorsun. Hem de onun yerine Kaya'ya indiriyorsun. Kaya dediğin adamın hücumda yapacağı işler bellidir. Ekmeğini taştan çıkaracak, hücum ribauntu kovalayıp tip şansı arayacak, orayı karıştıracak. Hareketli hücumlarda yerinde sabit durmayıp pota altında boş kalıp kolay sayı bulmaya bakacak. Bir de takımda adam gibi perdeyi yapan tek oyuncu olduğu için 2’li oyunlardan sonra içeri devrilecek. Budur. Buna karşın sen Kaya'yı tepeye çıkarıp dripling üstü kısaya bounce pas verdirmeye çalışırsan bol bol top kaybı olur.

İlkan ve Barış'ta çok bariz bir kendine güvensizlik durumu söz konusu. Futbolda orta sahada sürekli sorumluluk almayıp yan pas yapan ön libero gibiler. Artık kafayı kaldırıp potaya bile bakmıyorlar. Her 90 dk. da mutlaka uzaktan bir şut çeken Mehmet Topal gibi İlkan da her maç bir 3’lüğü sallıyor. Kendilerine güvenmeleri lazım ama bu koç ile o iş zor.

Planinic'in attığı 25 sayı Sato'nun savunmasını kötü göstermesin. Bence iyi savundu. Planinic'i çok rahatsız etti. Hakemlerin abuk sabuk faul düdükleri de sayesinde epey bir sayıyı faul çizgisinden buldu zaten. Sato resmen hamal görevi yaptı hatta bu kadar sıkı savunması Planinic'i daha da gaza getirip her topu ben kullanayım moduna sokunca 2. bir skorer çıkaramadılar. Loncar harika başladığı maçta öyle kaldı mesela. Paul Davis'i falan da devreye sokamadılar. Bu tarz maçlarda tek skorer ile olmaz. Ne Koponen ne de Fridzon'dan dış şut verimi alabildiler. Bir tek Rivers'ı topla müsait yerlerde iyi buluşturdular o da sokamayınca maç bize geldi zaten.

Fakat Sato'ya bu kadar hamallık yaptırmak iyi değil. Daha az süre verirse o kısa sürede hem gücünü daha fazla kullanacak hem de hücumda şuta kalktığında kollarında güç kalacak. Tripkovic savunması olmayan bir adam olsa da rakip forvetlerin durumuna göre bence mutlaka Sato'dan vakit alması gereken bir oyuncu.

Son bir paragraf da Tripkovic'e olsun. Bir kere 6. yabancı için çok ideal adam. Ha ben 5. yabancı yaparım Batiste'yi sallayıp o ayrı konu. Öncelikle hareketli ve de şut tehdidi var adamın. Serbest atışları inanılmaz güven verici. Oyunun sıkıştığı yerlerde biraz akıl katabilecek bir isim. Maç sonunu oynarken rahatlıkla sahadaki 5’imde görev verebileceğim bir oyuncu.

Dün akşamın özeti, koçun biraz da Emir'in 4 numara oynayamamasından ötürü Kaya'yı keşfetmesi.  Savunmadaki isteklilik (yapabilirlik değil de isteklilik sadece), Batiste'nin kafasının başka yerlerde olduğu, bu takıma bu saatten sonra en ufak fayda sağlayamayacağı, Batiste çıkıp, size'lı bir 5 numara ile Andersen'in neler yapabileceği, Tripkovic'in 6. yabancı olarak önemi vs.
Dünkü maçı bence biz kazanmadık. Khimki boş şutları sokamayarak kaybetti. Özellikle Rivers'ın bomboş şutları girseydi çok daha erkenden kopabilirdik. Güzel olan 8 sayıya çıkınca kopmadık maçtan. Yani ev sahibi bir takımın tabi ki de fark 8’e çıkınca kopmaması normal olanı ama bu seneki Fenerbahçe için 8 sayılık bir fark "kapanmayacak bir fark" manasına geliyor ne yazık ki.

Bu maç futbolda kupadaki Bursa maçı gibiydi. Pek de gerçeği yansıtmadı. Hafta sonu Antep deplasmanında nasıl gerçek Fenerbahçe'yi yine göreceksek aynı şekilde Olympiacos deplasmanında da gerçek Fenerbahçe'yi bir kez daha göreceğiz. Son olarak fazla umutlanıp, hesap kitap işlerine girmemekte fayda var derim.




Levin SUSAR




24 Ocak 2013 Perşembe

Rakip: Khimki (Bir İç Dökme Yazısı)



Yok yok bu bir rakip analiz yazısı değil. Maçları izlerken bile ıstırap çektiğimiz bir dönemde rakip analiz yazısı abesle iştigalden başka bir şey olmaz herhalde. Burada biraz içimden geçenleri yazacağım ki biliyorum ki çoğu kişi şu an aynı durumda.

Sevgili Güzin Abla;

Beni tanıyanlar bilir geçen sene gerek Beko Basketbol Ligi olsun gerekse Euroleague olsun takımın neredeyse hiçbir maçını kaçırmadan takip etmeye çalıştım. Hatta hatırlarım Sinan Erdem'deki Türk Telekom maçı pazar saat 13:00'daydı. O ay gece çalıştığımdan dolayı sabah saat 9 gibi yatağa girip 12'de kalkıp maça bile gitmiştik:)) Bu sene ise genelde Euroleague maçları çalıştığım günlere denk geldiğinden dolayı pek de salona gitme şansımız olmadı. Hemen biz de çalışıyoruz ama gidiyoruz demeyin iş yerim Yeşilköy’de ve işten çıkış saatim 20:00. Ondan dolayı çok zor ama hiçbir maçı da kaçırmadım. Biraz erken çıkarak işten evde falan rahat rahat izledik. Rahat derken yanlış anlaşılmasın evimde olduğum için rahat dedim:)) Neyse gelelim konumuza.

Bugün izin günüm olduğu için aslında rahat rahat salona gidip maçımızı izleyebilirdim ama işte âmâsı var. İnanın salona gitmeyi geçtim evde bile maç izlemek artık içimden gelmiyor. Evet, maça gitmeyeceğim çünkü içimde hiç istek yok. Bunun sebebi ise alınan skorlardan daha ötesi takımın parkeye karakterini koyamayışı.  Ben o parkede mücadele görmek istiyorum. Ben o parkede kazanma hırsı görmek istiyorum. Ben orada "lan biz ne yapıyoruz hadi alalım bu maçı” diyen adamalar görmek istiyorum. İstiyorum da istiyorum. Acaba çok şey mi istiyorum?? Ne zaman bir maçtan çıksam salonun dışında bir 10 dakika oturur kendime gelmeye çalışırdım. Malum eller kıpkırmızı, gırtlak desen artık iflas etmiş ve ter içinde ben. Ama şimdi?? Bazen evde bile izlemek işkence halini aldı artık. Hani ister koç deyin ister oyuncular deyin benim içimdeki "Fener basket" sevgisini bu hale getirenlere ne desem az. İnanın şunları yazarken bile üzülüyorum. Peki, ben üzülüyorum da parkede olanlar hiç mi üzülmüyor??




Püzant YÜCECAN 


23 Ocak 2013 Çarşamba

You Either Feel It, or You Don't...



Nedense bu soruyu hiçbir zaman kendime sormamışımdır. Kendimi bildim bileli ister metal müzik deyin, ister rock müzik deyin adını siz koyun ama bu müzik benim için herşey. Mutlu olduğumda da üzüntülü olduğumda da her zaman yanımda olmuştur. 12 yaşında Bon Jovi "Keep The Faith" albümü ile başlayan serüvenimiz daha sonraları Nirvana, Guns N' Roses, Manowar, Iron Maiden, Metallica vs vs. devam etti. Şu an 31 yaşındayım herhalde ölene kadar da metal müzik dinlemeye devam edeceğim. 

Herhalde kendi kendime bu soruyu sormuş olsaydım da yukarıdaki videodan daha iyi bir cevap veremezdim. Bu ülkede en çok sevdiğim şey ise metal müzik dinlemeyen insanlardan gelen sorular. Cidden çok eğlenmişimdir kimi zaman hatta olayı dalga geçme boyutuna kadar da götürmüşlüğüm vardır özellikle Demet Akalın dinleyen concon ablalar ile:)) Nasıl mı?

Soru: "Bu müziği nasıl dinliyorsunuz?"
Cevap: "Kulağımla:)) Şaka bir yana eğer müzikten bahsediyorsan gayet rahat dinliyorum hiç sorun olmuyor gürültülü oluşu. Ha sorun eğer İngilizce olması ile ilgili ise o senin sorunun sen İngilizce bilmiyorsun diye müziğe bok atmana gerek yok. Ayrıca sen nasıl Demet Akalın, Serdar Ortaç dinliyorsun onlar bana göre daha büyük işkence;)"

Soru: "Abi işte metal müzik, satanizm falan?"
Cevap:"Siktir git bakışı" (Cevap vermeye bile değmez) Çok cevap vermek istesem de otur Pentagram - Bir dinle derim...

Soru: "Ya bu metalciler neden hep siyah giyiniyorlar?"
Cevap: "Valla giyinen giyiniyor da bu genelleme neden ben rock bara pembe gömlekle gitmiş adamım birşey de olmuyor:))"

Soru: "Abi metal müzik, alkol, uyuşturucu?"
Cevap: "Sertap Erener, Sezen Aksu, Yıldız Tilbe, Serdar Ortaç"

Soru: "Ya bu müzikte sadece bağırıyorlar?"
Cevap: "Sizin dinlediklerinizde onu bile yapmıyorlar;) Ayrıca doğru düzgün dinleme zahmetinde bulunursan sadece bağırmadıklarını da anlarsın...Senin bugün hayatında isyan ettiğin herşeyi, dertleri, sıkıntıları, dünyadaki tüm sorunları anlatıyorlar sadece aşk, çiçek, böcük değil...Kapiş;)"

Soru: "Kedi falan?"
Cevap: "Küreğimi getirin bana"



Püzant YÜCECAN

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 5. Hafta Programı (24-25 Ocak)


24 Ocak Perşembe
Fenerbahce Ulker - BC Khimki MR 20:30 (NTV Canlı)
Caja Laboral - FC Barcelona Regal 21:15
Alba Berlin - Brose Baskets 21:30
Maccabi Electra - Olympiacos Piraeus 21:45 (Game of The Week - Euroleague Tv Canlı)

25 Ocak Cuma
CSKA Moscow - Unicaja Malaga 18:00
Anadolu Efes - Zalgiris Kaunas 20:00 (NtvSpor Canlı)
Panathinaikos Athens - Real Madrid 21:00
Montepaschi Siena - Besiktas JK 21:45 (NtvSpor Canlı)


Euroleague Memories, a history of devotion




Püzant YÜCECAN

Times Square NYC (Fotoğraf)

Bugün Facebook'ta dolaşırken "New York City Photos" kullanıcısının paylaştığı bu fotoğrafı gördüm. Google'dan fotoğrafı aratmama rağmen kimin çektiğini bir türlü bulamadım ama kim çektiyse helal olsun demekten başka bir şey diyemiyoruz:)) O fotoğrafı çekmeyi geçtim ben oraya çıkamam, çıksam bile oturamam:)) Adam çıkmış, oturmuş ve aşağıdaki müthiş Times Meydanının fotoğrafını çekmiş. Tebrikler...




Püzant YÜCECAN

22 Ocak 2013 Salı

Takip Ettiğim Bloglar-2


Bünyesinde İsmail Şenol, Kaan Kural, Caner Eler, Emre Yazıcıol, Çağrı Turhan, Cem Pekdoğru gibi isimleri barındıran ve geniş bir yazar kadrosu olan yazıhaneden.com'da ne ararsanız bulabilirsiniz. NBA, Euroelague, sinema, kitap, müzik vs. vs. kısacası spor ve kültür sanat hakkında içi dolu birşeyler okumak istiyorsanız yazıhaneden.com tam size göre bir blog.

Normalde çok uzun zamandır yazmamasına rağmen ara sıra açıp halen eski yazılarını okuduğum Avrupa basketbolu ve Euroleague ile ilgili en sağlam basketbol bloglarının başında gelir benim için.

Avrupa basketbolu hakkında tavsiye edebileceğim diğer bir basketbol blogu ise EurosStep.net Savaş Birdal ve Simas Baranauskas tarafından 2011 yılında kurulan blogun şu an bünyesinde Avrupa'dan birçok yazar bulundurmakta. Avrupa basketbolu ve Euroleague ile ilgili dopdolu yazıların olduğu bir blog ama blogu takip etmek istiyorsanız İngilizcenizin biraz iyi olması lazım:))

O kadar Avrupa basketbolu, Euroleague ve Fenerbahçe basketbolu ile ilgili blog tavsiye ettik ee NBA'yi es geçecek değiliz. Aras kardeşimin kaleminden NBA ile ilgili haber tabanlı güzel bir blog sitesi periyotarası.com

wolkaan.blogspot.com
Keyfim yok biraz gülmek cidden şu anki durumumda bana çok ama çok yardımcı olacak diyenler için inanılmaz eğlenceli bir blog sayfası. Volkan Aslan'ın kaleminden müthiş eğlenceli kısa yazılar. Adam Pokemon hakkında bile yazı yazarak Pokemona gider yaptı lan daha ne olsun:)))

Fotoğraf çekmek veya başkaları tarafından çekilmiş fotoğrafları bakmak kısacası fotoğraf benim hayatım diyorsanız tavsiye edeceğim en iyi sitelerden biri donuz.com. Kendi tanımı ile bir New York avaresi olan Güney Cücenoğlu'nun objektifinden başta New York olmak üzere çekilmiş birbirinden güzel sokak fotoğrafları ile bedavadan Amerika'yı dolaşma şansı yakalayın::))

pesimist1adaminyazilari.blogspot.com

Okuduğum en ilginç blog sayfalarından biri. Bir Delinin Hatıra Defteri kıvamında yazıları ile Serhan kardeşim hayatın nasıl acayip bir girdap olduğunu paylaşıyor bizlerle. 


Edebiyat üzerine tavsiye edebileceğim "Oku lan beni oku" diye bağıran sağlam bir blog sayfası. Blogun sahibi çok sevdiğim asker arkadaşım İhsan'ın kaleminden dökülenler ile daha o yıllarda tanışmıştım. Adamdan bahsederken bile edebi yazıyorsak siz varın düşünün kalemi nasıl güçlü:)))


cineshoot.net

Sinema, TV, film ve dizi dünyası hakkında takip edebileceğiniz en güzel bloglardan biri. İzleyecek bir film mi bulamıyorsunuz veya bir diziye başlayacaksınız ama kararsızsınız o zaman yapacağınız tek şey cineshoot.com a girip neyin ne  olduğunu öğrenmek. Çok zor değil:))




Takip Ettiğim Bloglar-1






Püzant YÜCECAN






21 Ocak 2013 Pazartesi

Takip Ettiğim Bloglar-1


Bugün artık neredeyse her konu hakkında keyifle okuyabileceğiniz, bilgi edinebileceğiniz birçok kaliteli blog sayfası var. Zaten bir blog sayfasının sahibi iseniz de genelde hepimizin blogunun sağ köşesinde takip ettiği ve keyifle okuduğu blog sayfalarının linkleri vardır. Ben de keyifle takip ettiğim bu blog sayfaları hakkında burada bir iki kelam edeceğim. Bu vesile ile de bu blogların yazarlarına bir nevi buradan teşekkür edeceğiz. Şimdiden hepinizin kalemine sağlık beyler bayanlar...

papazincayiri.blogspot.com
Birçok yazardan oluşan papazınçayırı gerek siyasi gerekse sportif açıdan takip ettiğim blogların en başında gelir. Özellikle Fenerbahçeli iseniz şiddetle tavsiye ederim.

Ben bu adam kadar blogunu seven ve ona sahip çıkan başka bir blogger görmedim:)) Bir gün bakarsınız bir maç günlüğü yazmış başka bir gün bahis kuponu bazen ise sadece bir foto ve altına kısa bir yorum. Okuduğum en keyifli ve eğlenceli bloglardan biridir.

Sevgili İlker kendisi belki bilmez ama benim blog açmamdaki en önemli nedenlerden biridir Markonun Yeri. Markonun Yeri, Fenerbahçe erkek basketbolu ile ilgili ne ararsanız bulabileceğiniz hatta şöyle diyebilirim resmi sayfadan daha faydalı ve yararlı bir blogdur. 

Adından da anlaşılacağı üzerine Fenerbahçe'nin hem bayan hem de erkek voleybol takımları ile ilgili ne ararsanız bulabileceğiniz bir blog sayfası. Markonun Yeri'nin voleybol versiyonu diyebiliriz.  Son zamanlarda her ne kadar Gürol Abi yazmasa da Cem kardeşimiz güzel yazıları ile blogda... 

Fenerbahçe erkek basketbolu-voleybol ve bayan voleybol hakkında tavsiyede bulunduk da ben daha çok takımımın bayan basketbolu hakkında bir blog arıyorum diyorsanız tam size göre bir blog. Sadece bayan basketbolu değil erkek futbol ve basketbol hakkında yazıları olsa da ağırlıklı olarak Fenerbahçe bayan basketbol takımı ile ilgili herşeyi bulabileceğiniz sağlam bir blog. Blogun ismi kadar güzel insan Abdullah Aksoğan'nın yazılarına göz atmanızı tavsiye ederim. 


Fenerbahçe'nin o kadar şubesinden bahsettik lakin futbola hiç değinmedik. Futbol ile ilgili tavsiye edebileceğim en iyi sitelerden biri ise mukarayilmaz.blogspot.com. Ayrıca blogda Avrupa futbolu ve sinema ile ilgili yazıları da okumanızı tavsiye ederim.


Takip edilesi güzel bloglardan biri. Kimsenin pek önem vermeyip sonra da hocalara "hiç gençlere şans vermiyor" deyip atıp tuttuğu bir dönemde bu adam Fenerbahçe’nin alt yapısını elinden geldiğince bizlere tanıtmaya çalışıyor. fbaltyapiduyuru.com bu alanda tavsiye edebileceğim tek blog olma özelliğini de taşıyor:))


Gerek Avrupa gerekse Türk futbolu hakkında tavsiye edebileceğim en güzel bloglardan biri francescotottiblog.blogspot.com Kendi deyimi ile "renklere aşık, oyuna tutkun olan adam..." Mustafa Arslan'nın yazılarını okumakta fayda var. 


Avrupa basketbolu, Fenerbahçe voleybol ve basketbolu ile ilgili iyi blogların arasında yazmaz isem cidden hak yemiş oluruz. Şu kadar diyebilirim kardeşim gibi sevdiğim Erdenay Güler ne yazsa altına gözüm kapalı imzamı atarım. Ayrıca kendisi sıkı bir PAO taraftarı olup Diamantidis reyisin ise hemen arkasından gelir:))

Özellikle 1. lig ile ilgili yazıları ile bu alanda okuduğum tek blog sayfası olmasının yanı sıra Avrupa futbolu ile ilgili  eski güzel yazılarını da okumanızı tavsiye ederim. Kafasına estikçe ayda bir yazar ama sağlam yazar:))


stiff1907.blogspot.com

Sıkı bir Fenerbahçe taraftarı olmasının yanı sıra sıkı bir Lazio ve Tottenham taraftarıdır ve bu üç takımında her hafta oynadığı tüm maçları detaylı yorumlar ve yazar. Bunla kalmaz bir de izlediği filmleri yazar. Eee daha ne olsun be kardeşim. Ellerine sağlık Serkan deyip takip etmenizi tavsiye ediyoruz:))

geripasyok.blogspot.com
Geç de olsa son zamanlarda keşfettiğim sağlam Fenerbahçe ve futbol blogları arasında kendine en üstten yer bulan bir blog geripasyok.com.


O kadar Fenerbahçe ile ilgili blog tavsiye ettik son bir de Galatasaraylı dostlar için bir blog sayfası tavsiye edelim. 1905.com, Galatasaray futbol ve basketbolu ile ilgili güzel bir blog sayfası. Sahibi yakinimdir:)


Takip Ettiğim Bloglar-2




Püzant YÜCECAN

Fenerbahçe Maç Programı (21-27 Ocak 2013)



23 Ocak Çarşamba 19:00
Tauron MKS Dabrowa Gornicza - Fenerbahçe
Hall Centrum Dbrowa
Cev Cup Women

23 Ocak Çarşamba 20:00
Fenerbahçe - Arras
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
Euroleague Women
FBTV Canlı

23 Ocak Çarşamba 20:30
Fenerbahçe - Bursaspor
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadyumu
Ziraat Türkiye Kupası
Atv Canlı

24 Ocak Perşembe 20:30
Fenerbahçe Ülker - BC Khimki Moscow
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
THY Euroleague
Ntv Canlı

26 Ocak Cumartesi 15:00
Galatasaray - Fenerbahçe Grundig
Burhan Felek Spor Salonu
Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi
NtvSpor Canlı

26 Ocak Cumartesi 16:00
Mersin BŞB. - Fenerbahçe
Edip Burhan Spor Salonu
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi
FBTV Canlı

26 Ocak Cumartesi 19:00
Gaziantepspor - Fenerbahçe
Kamil Ocak Stadyumu
Spor Toto Süper Lig
LigTv Canlı

27 Ocak Pazar 13:30
Fenerbahçe Ülker - Erdemir
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
Beko Basketbol Ligi
LigTv3 Canlı

27 Ocak Pazar 15:00
Fenerbahçe - İlbank
Burhan Felek Spor Salonu
Acıbadem Bayanlar Voleybol Ligi
Smart Spor Canlı



Püzant YÜCECAN

19 Ocak 2013 Cumartesi

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 4. Hafta Genel Görünüm


THY Euroleage TOP 16 4. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.


GROUP E
CSKA Moscow 4-0
Real Madrid 4-0
Anadolu Efes Istanbul 3-1
Panathinaikos Athens 3-1
Zalgiris Kaunas  1-3
Unicaja Malaga 1-3
Brose Baskets 0-4
Alba Berlin 0-4

Alba Berlin -  Panathinaikos Athens 73-79
Brose Baskets - Anadolu Efes 76-94
Unicaja Malaga - Real Madrid 64-72
Zalgiris Kaunas - CSKA Moscow 73-87

GROUP F
Caja Laboral Vitoria 4-0
Montepaschi Siena 4-0
Khimki Moswcow Region 3-1
FC Barcelona Regal 3-1
Olympiacos Piraeus 1-3
Maccabi Electra Tel Aviv 1-3
Besiktas JK Istanbul 0-4
Fenerbahce Ulker 0-4

BC Khimki MR - Maccabi Electra 88-67
Fenerbahce Ulker - Caja Laboral 75-97
Olympiacos Piraeus – Montepaschi Siena 72-74
Besiktas JK - FC Barcelona Regal 59-73


THY Euroleague TOP 16 4. Haftanın En İyi 10 Hareketi

THY Euroleague TOP 16 4. Haftanın MVP’si: Paul Davis, Khimki Moswcow Region 

THY Euroleague TOP 16 4. Hafta Play of the Game: Marko Popovic, Zalgiris Kaunas



Püzant YÜCECAN




The Untouchables...



Abdülkadir Aksu – Dönemin İç İşleri bakanı şu an AKP İstanbul milletvekili.

Muammer Güler – Dönemin İstanbul valisi şu an AKP Mardin Milletvekili

Ergun Güngör – Dönemin İstanbul Vali Yardımcısı şu an Yalova Vali Yardımcısı.

Celalettin Cerrah – Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü şu an Osmaniye Valisi

Ahmet İlhan Güler – Dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü. 2011 yılında 1. Sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirildi. Böylece Ali Fuat Yılmazer’in il emniyet müdürlüğü ya da daire başkanlığı için önü açıldı.

Hüseyin Yavuz – Dönemin Trabzon Valisi. Cinayetin ardından Trabzon Valiliği görevinden alınarak Merkez Valisi olarak atandı. 2011 yılında bu görevinden emekli olarak aktif bürokrasi hayatını tamamladı.

Reşat Altay – Dönemin Trabzon Emniyet Müdürü. 2007-08 yılları arasında Burdur İl Emniyet Müdürlüğü yaptı.

Yahya Öztürk – Dönemin Trabzon Terörle Şube Müdürü. Geçen süre içerisinde 1. Sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirildi. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı Araştırma Planlama Koordinasyon Dairesi'ne (APK) atandı.

Ramazan Akyürek - Dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkanı, hemen öncesinde Trabzon Emniyet Müdürü'ydü. 2012 yılında Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanı oldu.

Engin Dinç – Dönemin Trabzon Emniyet İstihbarat Şube Müdürü. Cinayetin ardından  Afyon İl Emniyet Müdür yardımcılığına getirildi. 2012 yılında 1. Sınıf emniyet müdürlüğüne terfi ettirildi.

Muhittin Zenit – Dönemin Trabzon İstihbarat Şube polisi. Terfi alıp istihbarat dairesinde göreve başladı.

Samsun polisi ve jandarması – Ogün Samsat’ın Samsun Terörle Mücadele Şubesi'nde polis ve jandarmalarla kahramanlık pozları ortaya çıkmıştı. Savcılığın soruşturma açtığı 20 güvenlik görevlisi hakkında takipsizlik kararı verildi.



Püzant YÜCECAN

18 Ocak 2013 Cuma

A New Secret is Revealed...


""From Santi's earthly tomb with demon's hole. Cross Rome mystic elements unfold. The path of light is laid, the sacred test. Let angels guide thee on they lofty quest." 
                                                                                                                        Robert Langdon

Efsane geri dönüyor. Türkiye'de "Da Vinci Şifresi" ile tanıdığımız aslında yazarın üç sene önceki "Melekler ve Şeytanlar" kitabının ana karakteri olan Harvard Üniversitesi simge bilim profesörü Robert Langdon geri dönüyor.  

"Da Vinci Şifresi", "Melekler ve Şeytanlar", "İhanet Noktası", "Kayıp Sembol" gibi dünya çapında okunan kitaplara imza atmış olan Dan Brown 2012 Mayıs ayında yeni bir kitap yazmaya başladığını açıklamıştı. Yazarın birkaç gün önce yaptığı açıklamada ise yeni kitabı "İnferno"nun 14 Mayıs 2013 tarihinde raflardaki yerini alacağını belirtti. Dante'nin ünlü eseri Inferno ile aynı ismi taşımasının yanında birçok kişinin de tahmin edebileceği gibi bu eserden ilhamla kaleme alınmış. Semboller, şifreler ve gizemler ile dolu sürükleyici ve yeni bir sırrı çözmeye başlayacağımız bir kitap bizi bekliyor. 

Dan Brown kitap hakkında “Hikâye, Avrupa’da gördüğüm en etkileyici şehirlerden birinde geçiyor.” diyor. İtalya'ya gidip de Floransa'dan etkilenmeyen var mıdır:) 

Ben Türkçesini bekleyemem hemen ön siparişimi verip okumak istiyorum diyenler arasında iseniz burayı ziyaret edebilirsiniz.




Püzant YÜCECAN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...