30 Kasım 2013 Cumartesi

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Normal Sezon 7. Hafta Genel Görünüm (2013)


THY Euroleague Normal Sezon 7. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.

Group A
JSF Nanterre - Partizan NIS 62-61
Budivelnik Kiev - CSKA Moscow 74-82
FC Barcelona - Fenerbahce Ulker 94-81

*Fenerbahce Ulker Istanbul 6-1
*FC Barcelona 5-2
*CSKA Moscow 5-2
JSF Nanterre 3-4
Partizan NIS Belgrade 1-6
Budivelnik Kiev 1-6

Group B
Brose Baskets Bamberg - Real Madrid 69-89
Zalgiris Kaunas - EA7 Emporio Armani 73-71
Anadolu Efes - Strasbourg 88-65

*Real Madrid 7-0
Anadolu Efes Istanbul 4-3
EA7 Emporio Armani 4-3
Zalgiris Kaunas 3-4
Brose Baskets Bamberg 2-5
Strasbourg 1-6

Group C
Stelmet Zielona Gora - Unicaja Malaga 67-84
Olympiacos - Galatasaray Liv Hospital 72-54
Montepaschi Siena - FC Bayern Munich 71-62

*Olympiacos Piraeus 7-0
Galatasaray Liv Hospital 4-3
Unicaja Malaga 3-4
FC Bayern Munich 3-4
Montepaschi Siena 2-5
Stelmet Zielona Gora 2-5

Group D
Lietuvos Rytas - Lokomotiv Kuban 53-84
C. Zvezda Telekom - Maccabi Electra 76-78
Laboral Kutxa - Panathinaikos Athens 79-77

*Lokomotiv Kuban 6-1
Maccabi Electra Tel Aviv 5-2
Laboral Kutxa Vitoria 4-3
Panathinaikos Athens 3-4
Crvena Zvezda Telekom 2-5
Lietuvos Rytas Vilnius 1-6
*TOP 16

THY Euroleague Normal Sezon 7. Haftanın En İyi 10 Hareketi

THY Euroleague Normal Sezon 7. Haftanın MVP'si: Bostjan Nachbar, FC Barcelona

THY Euroleague Normal Sezon 7. Hafta Play of the Game: Richard Hendrix & Simas Jasaitis, Lokomotiv Kuban Krasnodar





Püzant YÜCECAN

27 Kasım 2013 Çarşamba

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Normal Sezon 7. Hafta Programı (28 - 29 Kasım 2013)


28 Kasım Perşembe
Lietuvos Rytas - Lokomotiv Kuban 19:30
Stelmet Zielona Gora vs. Unicaja Malaga 20:00
C. Zvezda Telekom - Maccabi Electra 20:00 (NtvSpor Canlı)
Olympiacos - Galatasaray Liv Hospital 21:00 (NtvSpor Smart Canlı)
Brose Baskets Bamberg - Real Madrid 21:45
JSF Nanterre - Partizan NIS 22:00

29 Kasım Cuma
Budivelnik Kiev - CSKA Moscow 19:00 (NtvSpor Smart Canlı)
Zalgiris Kaunas - EA7 Emporio Armani 19:30
Anadolu Efes – Strasbourg 20:15 (NtvSpor Canlı)
Montepaschi Siena - FC Bayern Munich 21:15
Laboral Kutxa - Panathinaikos Athens 21:30
FC Barcelona - Fenerbahce Ulker 22:00 (NtvSpor Smart Canlı)


Weekly Show 23/11/13

Best of Devotion - Regular Season, Round 6





Püzant YÜCECAN

26 Kasım 2013 Salı

Şeytanın Avukatlığı...


1. Yayın hakları Doğuş Yayın Grubunda olan Turkish Airlines Euroleague maçlarının 2013 Nisan ayı içerisinde yapılan anlaşma üzerine 2 yıl süre ile D-Smart platformu üzerinde kurulan NtvSpor Smart üzerinden yayınlanacağı açıklanmıştı. Senelerdir NtvSpor’dan izlediğimiz Turkish Airlines Euroleague maçlarını artık yeni sezonda şifreli kanalda izleyecektik.

2. Bu yaz Temmuz ayı içerisinde Fenerbahçe Spor Kulübü D-Smart platformu ile yaptığı anlaşmaya istinaden profesyonel futbol takımının yurt içi ve yurt dışında yapacağı özel maçlar ile UEFA eleme ve ön eleme maçların yayın hakları 2017-2018 sezonu sonuna kadar D-Smart'a devredildi. 5 sene için 14 milyon dolarlık bir anlaşma imzalanmış olmasına rağmen bu anlaşma tam da Fenerbahçe'nin UEFA'dan ceza aldığı döneme denk geldi.

3. Felaket bir sezon geçiren Fenerbahçe Ülker ise bu sezon basketbolun efsanevi isimlerinden Zeljko Obradovic’i takımın başına getirmiş ve yaptığı transferler ile Euroleague'de iddalı olabilecek bir takım kurmuştu.

İlk başta yayıncı kuruluş Euroleague'de oynayan takımlarımızdan her hafta birinin maçını açık kanaldan yayınlayacağını duyurmuş olmasına rağmen bu hala hayata geçirilmedi. Bu hafta 7. maçların oynanacağı normal sezon maçlarında ilk 3 hafta Galatasaray Liv Hospital sonraki 3 hafta ise Anaadolu Efes'in maçları açık kanaldan yayınlanırken Fenerbahçe Ülker'in ise tüm maçları şifreli kanaldan yayınlandı. İlk 3 Galatasaray Liv Hospital sonraki 3 hafta Anadolu Efes maçları açık kanaldan yayınlanınca çoğu Fenerbahçelinin kafasından oluşan düşünce herhalde 7, 8 ve 9. haftalarda da Fenerbahçe Ülker'in maçları yayınlanacak şeklinde oluştu. Fakar dün ntvspor.net sayfasına baktığımda bu hafta da Anadolu Efes'in maçının açık kanaldan Fenerbahçe Ülker ve Galatasaray Liv Hospital'ın maçlarının ise şifreli kanaldan verileceğini öğrendim.

Şimdi yukarıda yazdığımız 3 olayı baz alarak biraz şeytanın avukatlığını yapalım. Nisan ayında D-Smart üzerinde kurulan şifreli bir kanal + D-Smart'ın Fenerbahçe profesyonel futbol takımı Avrupa maçları için ödediği 14 milyon dolar ve Fenerbahçe Ülker'in şu anki iyi gidişi. Tabi ki kimse kimseye babasının hayrı için 14 milyon dolar ödemez. Eğer Fenerbahçe futbol takımına Avrupa Kupalarından men cezası gelmese idi Fenerbahçe taraftarı Avrupa maçlarını izleyebilmek için mecburen D-Smart platformuna üye olmak zorunda kalacaktı ama bu olmayınca D-Smart da özellikle Fenerbahçeli üye sayısını arttırabilmek için bu yöntemi mi izliyor diye insan kendi kendine sormadan edemiyor açıkçası. Çünkü sevgili dostum Furkan Zengin'in dediği gibi "İşin içinde Feneerbahçe varsa her zaman kazandırır" Bildiğim kadar ile hafta başı gelen fikstürde sırayla D-Smart ardından NtvSpor maçları seçiyor. Aç parantez burada ki ben de bu hataya düştüm itiraf edeyim NtvSpor'u suçlamak tamamen yanlış bir durum. Hele ki orada çalışan insanları suçlamak ve küfür kıyamet laf etmek ayrıca saçma bir olay kapa parantez. Anadolu Efes'i kimse yanlış anlamasın ama bu konunun dışında tutuyorum. Çünkü bu işin içinde tamamen ekonomik çıkarlar var ki bu durumda taraftar sayısı devreye girdiği için kıyaslama bile yapmak abestle iştigal olur. Peki şimdi şu soruyu da soran çıkacaktır eminim ki; "Peki taraftar sayısı ve buna bağlı üyelikden dolayı maçlar bu şekilde yayınlanıyor diyorsun da peki o zaman  neden Galatasaray'ın maçları ilk üç hafta açık kanaldan yayınlandı" diyebilirsiniz. Ben de buna cevap olarak Galatasaray taraftarı zaten futbol takımının Şampiyonlar Ligi maçlarından dolayı D-Smart üyeliğ alıyor, ondan dolayı derim. Eminim ki bugün sadece maç için D-Smart alıyorum diyenler arasında bir anket yapılsa  ankette Galatasaraylı D-Smart üyesi Fenerbahçelilere göre daha çok çıkacaktır.

Peki yönetim bu konuda neden birşey yapmıyor?

Sebebi zaten yukarıda da yazdığım gibi apaçık belli. Hoş yönetimin bu konuda yapabileceği de pek birşey yok açıkçası. Sonuçta Euroleague yayın hakları için Türkiye'den X bir kanal ile anlaşma yapıyor, kulüpler ile değil. Yani D-Smartın yönetimin onay verip vermemesi gibi bir dertleri yok. İsterlerse Fenerbahçe Ülker Final-Four'a kadar çıksın ve final maçını oynasın hepsini şifreli kanaldan yayınlayabilirler. Şunu da ekleyebilirim ki eğer şu Avrupa'dan men cezası olmasaydı Fenerbahçe Ülker'in şu ana kadar herhangi bir maçı yayınlanmış olurdu açık kanalda. Hoş kulübün bundan pek de rahatsız olduğunu pek düşünmüyorum. Şu ana kadar oynanan dört iç saha maçımızda 12.000 seyirciye karşı oynadık. Bu da maddi açıdan bir kulübün rahatsız olabileceği bir durum değil.

Kısacası yönetim bu durumdan pek şikayetçi olmaz, hoş olsa da pek işe yaramaz. Ben kendi açımdan söyleyeyim sonuçta benim kombinem var ve istediğim iç saha maçına gidebilirim ama bırakın kombineyi bırakın bileti bu ülke sadece İstanbul'dan ibaret veya basketbolu sadece İstanbul'dakiler takip ediyor değil. Herkesin de maddi durumu el vermeyebilir D-Smart almaya. Bundan dolayı D-Smart'ın sadece Fenerbahçeli değil tüm basketbol severleri biraz düşünüp şu an Euroleague'in 3 namağlup takımından birinin maçını da arada açık kanaldan vermesi lazım.







Püzant YÜCECAN










25 Kasım 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Maç Programı (25.11 - 01.12.2013)


27 Kasım Çarşamba 20:00
Fenerbahçe - Nadezhda Orenburg 71-69
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
Euroleague Women
FBTV Canlı

28 Kasım Perşembe 20:30
Fenerbahçe Grundig - P. Warszawska 3-1
Burhan Felek Spor Salonu
CEV Erkekler Challenge Cup 2. Tur 2. Maçı
FBTV Canlı

29 Kasım Cuma 22:00
FC Barcelona - Fenerbahçe Ülker 94-81
Palau Blaugrana
THY Euroleague
NtvSpor Smart Canlı

30 Kasım Cumartesi 13:00
Fenerbahçe Grundig - Gümüşhane Torul Gençlik 3-0
Burhan Felek Spor Salonu
Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi
D-Smart Canlı

30 Kasım Cumartesi 17:30
Galatasaray Daikin - Fenerbahçe (Tatil Edildi)
Burhan Felek Spor Salonu
Acıbadem Bayanlar Voleybol Ligi
D-Smart Canlı

30 Kasım Cumartesi 20:00
Fenerbahçe - Beşiktaş 3-3
Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı
Spor Toto Süper Lig
LigTv Canlı

01 Aralık Pazar 13:00
Fenerbahçe - Mersin Bşb. 70-60
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi
FBTV Canlı

01 Aralık Pazar 15:30
Fenerbahçe Ülker - Torku Konya Selçuk Üniv. 97-80
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
Beko Basketbol Ligi
LigTv3 Canlı





Püzant YÜCECAN

23 Kasım 2013 Cumartesi

TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Normal Sezon 6. Hafta Genel Görünüm (2013)

ONE TEAM
THY Euroleague Normal Sezon 6. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.

Group A
CSKA Moscow - JSF Nanterre 72-60
Partizan NIS - FC Barcelona 64-82
Fenerbahce Ulker - Budivelnik Kiev 84-68

*Fenerbahce Ulker Istanbul 6-0
FC Barcelona 4-2
CSKA Moscow 4-2
JSF Nanterre 2-4
Partizan NIS Belgrade 1-5
Budivelnik Kiev 1-5

Group B
Strasbourg - Brose Baskets Bamberg 83-72
EA7 Emporio Armani - Anadolu Efes 77-73
Real Madrid - Zalgiris Kaunas 95-67

*Real Madrid 6-0
EA7 Emporio Armani 4-2
Anadolu Efes Istanbul 3-3
Zalgiris Kaunas 2-4
Brose Baskets Bamberg 2-4
Strasbourg 1-5

Group C
Galatasaray Liv Hospital - Montepaschi 54-52
Bayern Munich - Stelmet Zielona Gora 71-78
Unicaja Malaga - Olympiacos Piraeus 74-82

*Olympiacos Piraeus 6-0
Galatasaray Liv Hospital 4-2
FC Bayern Munich 3-3
Unicaja Malaga 2-4
Stelmet Zielona Gora 2-4
Montepaschi Siena 1-5

Group D
Panathinaikos Athens - Lietuvos Rytas 80-72
Maccabi Electra - Laboral Kutxa 65-70
Lokomotiv Kuban - C. Zvezda Telekom 79-72

Lokomotiv Kuban 5-1
Maccabi Electra Tel Aviv 4-2
Panathinaikos Athens 3-3
Laboral Kutxa Vitoria 3-3
Crvena Zvezda Telekom 2-4
Lietuvos Rytas Vilnius 1-5
*TOP 16

THY Euroleague Normal Sezon 6. Haftanın En İyi 10 Hareketi

THY Euroleague Normal Sezon 6. Haftanın MVP'si: Vladimir Dragicevic, Stelmet Zielona Gora

THY Euroleague Normal Sezon 6. Hafta Play of the Game: Tremmell Darden & Sergio Llull, Real Madrid

THY Euroleague Normal Sezon 6. Hafta Assist of the Night: Kenan Sipahi, Fenerbahce Ulker Istanbul






Püzant YÜCECAN

22 Kasım 2013 Cuma

Fenerbahçe Ülker - Budivelnik Kiev: 84 - 68 Maç Yazısı


Ben bu takıma daha ne yazayım ki. Fazla söze gerek yok aslında. Skorborda bakın, sonuca bakın yeter:)) 6'da 6 yapmış nağmalup bir takım. Son dört maç kala garantilenmiş bir TOP 16...



Tebrikler Fenerbahçe Ülker, Tebrikler Zeljko Obradovic ve Tebrikler tüm oyuncularımıza...




Püzant YÜCECAN

Fenerbahçe Efsane Maçlar - 1


Hepimizin bugüne kadar unutamadığı, kendi içinde efsane olan ki bunların çoğu da zaten herkes için efsanedir, herkesin o maç için anlatacağı iki cümlesi olan maçlar vardır. Aslında bu maçları bir kağıda listelemiştim ama her maçı bu kadar uzun yazacağımı düşünmemiştim. Bundan dolayı bu maçları bir yazı dizisi şeklinde yazmaya karar verdim. Yoksa inanın çok ama çok uzun olacaktı. Umarım yaşı yeten dostlarımız için güzel bir nostalji olur. Daha genç arkadaşlarımızı ise o günlere götürüp o atmosfere sokabiliriz:))) Şimdiden keyifli okumalar


11 Aralık 1993
Beşiktaş - Fenerbahçe: 1-2
Uzun zamandır Beşiktaş'ı yenemediğimiz dönemler. Çocukluk zamanlarımız pek de açıkçası Beşiktaş galibiyeti görememişiz. Tıpkı Galatasaray'ın Kadıköy'de galibiyet göremediği gibi bizim de o dönemlerde Beşiktaş'a karşı pek şansımız tutmuyordu. Maçı evde babamla izliyorduk. Bir derbi heyecanı ile maça başlamamıza rağmen ilk yarının son dakikalarında Beşiktaş uzun lüle saçlı Nartallo ile 1-0 öne geçmiş ve gene mi soruları kafamda dönmeye başlamıştı. İkinci yarının hemen başında ise Bülent'in orta sahada topu kapması ile sağ kanattan hareketlenen İlker topu önüne alıp kaleci Zafer'i avlayıp durumu 1-1'e getiriyordu. Beraberlik golünün ardından Fenerbahçe galibiyet için bastırmasına rağmen kaleci Zafer'i bir türlü geçemiyordu taa ki dakikalar 90'ı gösterene kadar:)) Uzatma dakikalarında Fenerbahçe köşe vuruşu kazanmış ama bundan yararlanamayınca ben de maç bitti diye kendimi yere atmıştım adeta. Ardından spikerin Emre (Aşık) dediğini duyunca birden kafamı yerden kaldırdım. Emre sağ kanattan top benden çıksın dercesine topu ceza sahası içine yollamış top Mecnun'un önüne gelmişti. Herkes Mecnun topa vuracak diye beklerken birden kasten mi yapmıştı yoksa topu ıska mı geçmişti bilemiyorum top ayağının altından öylece süzülüp gitti ve o top Fenerbahçe'nin efsane defans oyuncusu Uche'nin önüne geldi. İşte o an Uche topa öyle bir vurdu ki Zafer'in artık yapacağı bir şey kalmamıştı. Golün ardından Uche o meşhur işaret parmağı ile yaptığı el hareketi ile kulübeye koşar iken ben de babamla neredeyse havada buluşup kucaklaşmış galibiyeti kutluyorduk:))


30 Ekim 1996
Manchester United - Fenerbahçe: 0-1
Lise yıllarımız ya lise 2 ya da 3. sınıftayım tam hatırlayamıyorum hafta sonu Fenerbahçemizin Kadıköy’de 90+ da Uche'nin attığı gol ile Trabzonspor’u 1-0 yenmeyi başarmış ve biz de Pazartesi okula bu keyifle gitmiştik. Okulda Trabzonlu ve futbolla ilgilenen ayrıca devamlı kapıştığımız bir edebiyat hocam vardı. Hafta içi Fenerbahçe'nin Manchester United ile deplasmanda Şampiyonlar Ligi maçı olduğu için Trabzonspor galibiyeti hakkında kendisi ile pek konuşmamıştım. Malum hafta için United ile maçımız var şimdi ben onla dalga geçsem iki gün sonra da o benle geçecek. Akşamüstü okuldan çıktık evimize geldik. Derselerdi, yemekti falan derken akşama Fenerbahçemizin maçı olmasına rağmen ben açıkçası Old Trafford deplasmanı rakip United diye içimde de pek heves yoktu.  Saat 21.45’de ekranın karşısında yerimizi aldık. Manchester maça deli gibi başlamış adeta kalemizin önüne kamp kurmuştu. Sağdan, soldan, ortadan her yerden adamlar bastırıyor ama bir türlü Rüştü'yü geçemiyorlardı. Derken dakikalar 78'i gösterirken orta yuvarlakta topla buluşan Kostadinov sol kanatta hareketlenen Boliç'i görür. Boliç önünde bulunan yanlış hatırlamıyorsam David May'in üzerine üzerine gider ve ceza sahasının hemen 1-2 adım önünden topu sağına çeker çekmez kaleye vurur. O dönemin efsane kalecilerinden Peter Schmeichel'ın topa yaptığı hamle yetersiz kalır ve Fenerbahçe rakibi karşısında 1-0 öne geçer. Old Trafford adeta sus pus olmuştur. Dile kolay 40 senelik yenilmezliğin elden gitmesine sadece 10 dakika vardı. Bundan sonrası maçı izlemek benim için işkence haline dönmüştü. Düşünün United karşısında 1-0 öne geçmişsiniz ama karşınızda öyle bir rakip var ki maç sonu 2-1'i görseniz bile şaşırmazsınız. Evin holünde volta atmaya başlamıştım. Bir ara Kostadinov'un soldan gelen orta sonrası yaptığı kafa vuruşunun direkte patladığını gördüm. Maç neredeyse 2-0 oluyordu. Neyse 90 dakika sonunda Fenerbahçemiz maçı kazanmış ve Avrupa kupalarında bir tarih yazmayı başarmıştı. Ertesi gün ise okulda beni tutana aşkolsun. Tabi Trabzonlu hocamızı da unutmadık:)))



26 Mart 2000
Galatasaray - Fenerbahçe: 0-1
1999-2000 sezonuna Rıdvan Dilmen ile başlayıp alınan kötü sonuçlar arından sırasıyla önce Zdenek Zeman takımın başına gelmiş o da olmayınca sezon sonuna kadar takımı yardımcı antrenör Turan Sofuoğlu yönetmişti. Burada ufak bir not Turan Sofuoğlu'na yanlış hatırlamıyorsam Turan Hoca çıktığı 3 derbiyi de o sezon kazanmıştı. Öyle bir dönemdi ki Fenerbahçe önce Macar takımı MTK Budapeşte'ye ilk maç deplasmanda 0-0 ikinci maçta ise evinde 2-0 yenilerek UEFA Kupası'na daha ilk tur maçında veda etmiş ardından Türkiye Kupası'nda Pendikspor faciasını yaşamıştı. Ezeli rakip Galatasaray'ın ise UEFA Kupası'nı müzesine götürdüğü sezon. Fenerbahçe yokları oynarken Galatasaray ise fırtına gibi esiyor ama bu maç "derbinin favorisi olmaz" cümlesinin adeta kanıtı niteliğinde. Bir hafta öncesi evinde Adanaspor'a 4-2 yenilen takım ligin 26. haftasında ezeli rakibi Galatasaray'ın konuğu oluyordu. Maç öncesi Galatasaraylı arkadaşların "Kalenize pota koyup oynayacağız" şeklinde dalga geçtikleri maç sonunda ise klasik "Olmuyor arkadaş olmuyor" cümlelerinin kurulduğu bir maç oldu adeta. Maçın mutlak favorisi olan Galatasaray maça baskılı başlamış atak üstüne atak yapıyordu. Fenerbahçe ise savunmasını kalabalık tutup bir şekilde de olsa bu atakları sonuçsuz bırakmayı başarıyordu. İki takım soyunma odasına 0-0 ile giderken ikinci yarı da aynı şekilde seyretti. Ta ki 81. dakikaya kadar. 80. dakikada Fenerbahçe'nin Gaziantep’ten transferi Preko ceza sahası çemberinin birkaç metre önünde yere düşürülmesi sonucu hakem Erol Ersoy Fenerbahçe lehine serbest vuruş verdi. Topun başına gene Antep'ten transfer Johnson geçmişti. Johnson’ın yolladığı füze baraja çarpınca Galatasaray kalecisi Taffarel kontrpiyede bırakmış ve adeta kımıldayamamıştı. Ağlara giden top maçın tek golü olmuş ve Fenerbahçemiz Ali Sami Yen’den 1-0'lık galibiyet ile ayrılmıştı. Bu yenilgi ayrıca o sezon doludizgin giden Galatasaray'ın ligin daha ilk haftasında Gaziantep'e Ali Sami Yen’de 2-1 yenilmelerinin arından yenildikleri ilk maç oluyordu. Kısacası Antep dolaylı olsa da o sezon Galatasaray'ı 2 kez yenmişti:)) Ayrıca bu maç Başkanımız Aziz Yıldırım'ın ilk Galatasaray galibiyetidir.



5 Mayıs 1996
Trabzonspor - Fenerbahçe: 1-2
"Nasıl koydu Aykut Kocaman" tezahüratının can bulduğu maç. Yıl 1996 Fenerbahçe en son 7 sene önce 1989 yılında şampiyon olmuş. Trabzonspor ise seneler sonra ilk defa şampiyonluğa bu kadar yaklaşmıştı. Ligin son 3 haftasına girerken ise Trabzon 76 puanla zirvede bulunurken Fenerbahçe ise 75 puan ile 2. sıradaydı. Maç yanlış hatırlamıyorsam bir Pazar akşamı oynanmıştı. O zaman lise birinci sınıfa falan gidiyorum. Maçı dayımla birlikte izlemiştik. İlk yarı daha sonra Fenerbahçe'de top koşturacak olan Abdullah'ın 18. dakikadaki sert şutu ile 1-0 Trabzon'un üstünlüğü ile kapanıyordu. Beraberliğin bile Trabzon'a yarayacağı bir maçta ikinci yarı başladığında Trabzonspor hala sebebini anlayamadığım bir şekilde bastırdıkça bastırıyor, Fenerbahçe kalesinde gol arıyordu ama bu hataları pahalıya mal oldu. Maçın 55. dakikasında Abdullah ceza yayının hemen üstünde topu elle kontrol etti ve hakem Metin Tokat serbest vuruşa hükmetti. Topun başına kaptanımız, gerçek imparator Oğuz Çetin geçtiğinde ben artık televizyona kilitlenmiş durumdaydım. Kaptan top öyle rahat bir şekilde vurdu ki kaleci Metin dahil herkesin yapacağı tek şey kalmıştı; topun ağlarla buluşmasını izlemek. Bu dakikadan sonra da Trabzon'un atakları devam etti. Özellikle Hami'nin kullandığı 2 frikik vardı ki Rüştü adeta kalesinde devleşiyordu. Dakikalar ilerledikçe ilerliyor ama Fenerbahçe bir türlü aradığı golü bulamıyordu. Maçın son dakikalarında artık dayanamadım ve dayımlardan çıktım. Şampiyonluk gitmiş, gene başka baharlara kalmıştı.  Ben evden çıkarken büyük olasılıkla o an orta alanda topla buluşan Tayfun topu sol kanatta hareketlenen Erol'a vermiş, Erol da önü açıldığı anda sağdan hareketlenen Aykut'a ortasını yapmış (hala Erol o ortayı nasıl yaptı inanamam) bu arada ben de yüzüm asık bir şekilde sokak kapısından çıktığım an Bakırköy neredeyse gol sesinden yıkılmıştı. O an hiç düşünmeden ben de sokakta gol diye bağırmaya başlamıştım. Kimin gol attığını görmesem de Bakırköy'de o kadar Trabzonlunun olmadığına emindim:))) Tam dayımlara geri dönmek üzereydim ki baktım sokak kapısından dayım heyecandan dışarı fırlamış beni arıyor. Nasıl birbirimize sarıldığımızı buradan anlatmam imkânsız bir olay. O sevincin, o mutluluğun inanın hiçbir yerde tarifi yok.









Püzant YÜCECAN

19 Kasım 2013 Salı

Fenerbahçe Ülker Euroleague Normal Sezon İlk Yarı Değerlendirmesi (2013)


Turkish Airlines Euroleague'de geçen hafta oynanan beşinci maçların ardından normal sezonun ilk yarısını geride bırakmış bulunuyoruz. Bu 5 hafta sonunda takımımız Fenerbahçe Ülker neler yapmış, ilerisi için neler yapmalı gelin beraber bakalım.

2012-2013 THY Eurolegue normal sezonunda oynadığımız on maçta toplam beş galibiyet alan takımımız bu sezon koç Zeljko Obradoviç liderliğinde çıktığı beş maçın sonunda 5/5 yaparak normal sezonun ilk yarısını lider olarak kapatmayı başardı. Fenerbahçe dışında şu an 4 grupta yoluna mağlubiyetsiz devam eden iki takımdan biri Real Madrid diğeri ise Olympiacos. Başka bir deyişle geçen sezonun Final-Four finalini oynayan iki takım ile Fenerbahçe Ülker şu an yollarına namağlup şekilde devam ediyorlar. A grubunda son durum ise şu şekilde;

GROUP A
Fenerbahce Ulker Istanbul 5-0
FC Barcelona 3-2
CSKA Moscow 3-2
JSF Nanterre 2-3
Partizan NIS Belgrade 1-4
Budivelnik Kiev 1-4

Normal sezon grup kuraları ilk çekildiğinde herhalde kimse beşinci haftanın sonuna gelindiğinde böyle bir sıralamayı pek de aklından geçiremezdi. Açıkçası CSKA, Barcelona vs. vs. gibi takımlar ile TOP 16'da karşılaşmaktansa normal sezon gruplarda karşılaşmak her zaman benim için büyük avantajdır. Çünkü bu tip takımlar genelde normal sezonda kendilerini çok zorlamaz asıl güçlerini TOP 16 ve ilerisine saklarlar. Dediğim gibi kuralar ilk çekildiğinde herkes ilk iki sıraya CSKA ve Barcelona'yı yerleştirmiş arkasından da biz gelmişizdir. Ha yok ben öyle yapmadım benim için ilk sırada Fenerbahçe vardı diyorsanız tek bir sözüm olur "Helal Olsun":) İşin şakası bir yana 5/5 ile giden takımımız bu hafta evinde Budivelnik Kiev ile karşılaşacak. Bu maçı aldığımız takdirde Barcelona ve CSKA deplasmanlarına her iki takımada 2 maç farklı bir şekilde gideceğiz ki bu bizim için çok büyük avantaj ve rahatlık olacak. Takım için bu sezon genel olarak diyebileceğim en önemli şeylerden biri takım geçen senelerde yitirdiği prestijini Euroleague'de şu an özellikle koç önderliğinde geri almış durumda. Takımlar için artık geçen seneki Fenerbahçe deplasmanı ile bu seneki arasında açıkçası dağlar kadar fark var. Şu an hangi takım gelirse gelsin Arena'da bize karşı çekinerek oyuna başlayacak ki bu bir takım için çok önemli bir durum.

Grup serüvenine Budivelnik Kiev deplasmanı ile başlangıç yapan Fenerbahçe Ülker için açıkçası ilk maç pek de kolay geçmese de özellikle son çeyrekte oynadığımız iyi oyun ile ilk maçımızdan galibiyet ile ayrılmayı başardık. Son çeyreğe 6 sayı geride 77-71 geride girmemize rağmen son çeyrekte yaptığımız savunma ile rakibe 10 dakikada sadece 7 sayı atma şansı verdik ve maçı 84-102 kazanmayı bildik. Son çeyrek skoru 7-31.

Normal sezon ikinci maçında taraftarı ile buluşan Fenerbahçe Ülker'in rakib ise gerek Avrupa'nın gerekse İspanyol basketbolunun en güçlü takımlarından biri olan Barcelona idi. Kiev maçının son çeyreğinde savunma en üst seviyeye çıkarıp maçı koparan takım bu maça savunma anlamında kaldığı yerden devam ederek başladı. Bunun da meyvelerini Barcelona'ya karşı son çeyreğe 14 sayı farkla girerek aldı. Yanlış anlaşılmasın geçen sene evinde 40 sayı fark yediği takıma bu sezon son çeyreğe 14 sayı farkla girmek muazzam bir iş. Son çeyrekte maçı biraz rölantiyeye almamız bize açıkçası pahalıya mal olabilirdi ama maç sonu kazanan taraf gene biz olduk. 75-70

3. maçımızda ise rakip son iki sezon Final-Four oynayan, Euroleague'de Real Madrid'den sonra bu kupayı Panathinaikos ile beraber en çok kazanan ismi olan CSKA Moskova idi. Bu maç için ne söylesek yalan olur. Açıkçası efsane maçlarımızdan biri oldu. CSKA Moskova gibi bir rakibe 26 sayı atmanın teknik-taktik bir açıklaması olmaz olamaz. Sadece keyfini çıkarmaya bakalım:)) 88-60

4. maçımız ise açıkçası benim en çok korktuğum belki de Euroleague'de bu sezon ilk mağlubiyetimizi alabileceğimiz düşündüğüm Partizan deplasmanı idi. Nitekim maç da başlarında takım gerek taraftar baskısı gerekse rakibin özellikle pota altı hücumlarında çok zorlandı. İlk iki çeyreği geride kaparken 3. çeyreğe de aslında pek de iyi başladığımızı söyleyemesek de özellikle Koç Vujosevic'in diskalifiye olması ve Partizanlı oyuncuların itiraz etmelerine rağmen yaptıkları saçma sapan fauller sayesinde ibre bir anda bize döndü. Burada koç Zeljko Obradovic'in çok önemli katkısı var ki buna yazının sonunda değineceğim.  O sinir harbi esnasında sakin kalan takım Fenerbahçe oldu ve maçı da 78-88 kazanmayı bilip yoluna namağlup devam etmesini bildi.

5. maçımızda ise evimizde iki hafta önce Barcelona'yı Palau'da yenmeyi başaran Fransız ekip Nanterre oldu. Maçın skoruna bakan herhangi biri Fenerbahçe maçı çok rahat kazanmış diyebilir ama gelin görün ki olay hiç de böyle olmadı. İlk iki çeyrekte rakibine gücümüzü ve ağırlığımızı hissettirsek de özellikle 3. çeyrek sonlarına doğru ve 4. çeyreğin büyük bir bölümünde çok zorlandık ve bir aralar 14-15 sayılara çıkan fark bitime 3 dakika kala 4 sayıya kadar düşmesine rağmen Fenerbahçe'nin aklına gene savunma yapmak gelince işler değişti ve son 3 dakikada 15-2'lik bir seri yakalayarak maçı 83-66 kazanmayı bildik.

Peki, rakamlar ne diyor biraz da onlara bakalım...


-Oynadığımız beş maçın sonunda Fenerbahçe Ülker'in 80 asist yaptığını görüyoruz. Geçen yıl normal sezonda 10 maçta 114 asist yapan bir takımın bu sezon 80 rakamına ulaşması takdire şayan bir durum açıkçası.
1. FC Barcelona (93)
2. CSKA Moskova (85)
3. Fenerbahçe Ülker (80)
4. Budivelnik Kiev (70)
5. JSF Nanterre (62)
6. Partizan NIS Belgrade (51)
Oyuncu bazında baktığımızda ise takımımızda en çok asist yapan isim 28 asist ile Emir Preldzic olurken onu 18 asist ile Bo McCalebb takip etmiş durumda.
Ayrıca Emir yaptığı bu 28 asist ile grupta ilk yarıda Huertas (28) ile birlikte en çok asist yapan oyncu olmuş durumda. Onların arkasından gelen ise 25 asist ile CSKA'dan Teodosic (25)

-3 sayılık atışlarda ise Fenerbahçe Ülke'in %38,7'lik bir başarı ortalaması tutturduğunu görüyoruz.
1. Fenerbahçe Ülker (%38,736/93)
2. Budivelnik Kiev (%36 36/100)
3. Partizan NIS Belgrade (%33,3 25/75)
4. JSF Nanterre (%31,4 33/105)
5. CSKA Moskova (%29,5 26/88)
6. FC Barcelona (%27,1 29/107)

-2 sayılık atışlardaki yüzdemize bakacak olursak ilk beş maçın sonunda %54,7'lik bir başarı ortalaması yakalamış durumdayız.
1. FC Barcelona (%56,1 111/198)
2. CSKA Moskova (%55,2 106/192)
3. Fenerbahçe Ülker (%54,7 116/212)
4. JSF Nanterre (%48,4 92/190)
5. Budivelnik Kiev (%46,6 90/193)
6. Partizan NIS Belgrade (%44,7 96/215)
Oynanan beş maç sonunda takımımızın en skorer ismi ise attığı 101 sayı ile Bojan Bogdanovic olmuş durumda. Bojan'nın attığı 101 sayının dağılımı ise; 2 sayılık atış: 24/41 3 sayılık atış: 12/25 FT: 17/19. Bojan'ı 59 sayı ile Bo McCalebb ve Emir Preldzic takip etmekte.

Grupta ise şu anki sayı kralı yine takımızın skorer ismi Bojan Bogdanovic olmuş durumda. Onu 82 sayı ile Budivelnik Kiev'den Darjus Lavrinovic ve Partizan NIS Belgrade'dan 69 sayı ile Dragan Milosavljevic takip etmektedir. Ayrıca gene Bojan şu an 4 grupta oynanan maçlar sonucunda normal sezonun ilk yarısını sayı kralı olarak kapamış durumda. Ona en yakın isim ise 98 sayı ile Strasbourg'dan Alexis Ajinca.

-Ribauntlara bakacak olursak Fenerbahçe Ülker'in oynanan beş maçın sonunda 181 ribaunt çektiğini görüyoruz.
1. Partizan NIS Belgrade 184 (68 + 116)
2. Fenerbahçe Ülker 181 (56 + 125)
3. FC Barcelona 178 (50 +128)
4. CSKA Moskova 161 (36 + 125)
5. JSF Nanterre 161 (46 + 115)
6. Budivelnik Kiev 148 (43 + 105)
Fenerbahçe Ülker'de ribaunt kralı ise aldığı 31 ribaunt (11 Hücum + 20 Savunma) Nemanja Bjelica. Onu 23 ribaunt ile Bo McCalebb ve 21 ribaunt ile Emir Preldzic takip etmekte.
Grupta ribaunt lideri ise 59 ribaunt ile Partizan NIS Belgrade'dan Joffrey Lauvergne olurken onu Barcelona'dan çektiği 35 ribaunt ile Joey Dorsey takip etmekte.

Açıkçası Fenerbahçe Ülker'in oyunun hücum yönünde pek sorun yaşadığını düşünmüyorum. Son iki sezonda özellikle oyunun hücum yönünde ne yaptığını bilmeyen bir takımdan hücumda her topu en iyi şekilde kullanan, sadece bir oyuncunun eline bakmayıp o an en müsait hangi oyuncu ise sabırlı bir şekilde top çevirip o kişiyi bulan bir takıma evrildik. Şimdi gözlerinizi kapayın ve birkaç sezon öncesine dönün. Takım hücum ediyor. Gözünüzün önüne gelen sahne eminim ki şudur; X oyuncu topu rakip sahaya taşır, 1-2 top çevrildikten sonra hiçbir hücum setin olmadığından dolayı 24 saniyenin son 10 saniyesinde top elinde kalan şanssız isim ise potayı zorlar ve ya şansa sayı olurdu ya da bir hücum daha boş geçerdik. Şimdi ise hücumda sabırlı ve belli bir düzen içinde işleyen bir sistemimiz var. Ufak bir örnek vermek gerekirse CSKA maçının son 20 saniyesi fark 23 sayı ve takım hücumda set oynayıp 3 sayı atıyor. Başka sözüm yok hakim bey:))

Dediğim gibi sabırla top çeviren ve en müsait olanı bulan bir takım olduk. Özellikle Bojan'a yarattığımız fırsatlardan dolayı şu an zaten kendisi Euroleague normal sezonun sayı kralı durumda. Oynadığımız 5 maçta sadece Barcelona (75) maçı hariç 80'leri gören bir takımız. Bundan dolayıdır ki zaten takım Real Madird'den sonra Euroleague'de %86,8 ortalama ile en çok sayı atan takım durumunda. Senelerdir özlediğimiz ve savunmada iken en çok dert yandığımız p&r hücumları ki koçun en büyük özelliklerinden biridir bu en iyi şekilde yapıyor takım hücumda iken. Savunma kaynaklı kolay sayılar dedik senelerce ki şu an Fenerbahçe bunu en iyi şekilde yapıyor. Dikkat edin savunmayı ne zaman en üst düzeye çekip rakibi hücumda zorlandığımız sürelerde hep dehşet seriler yakaladık. En basiti son Nanterre maçında son 3 dakikada yakaladığımız 15-2'lik seri.

Hücumda Bojan zaten en önemli silahımız onu bir kenara bırakır isek hücumdaki asıl en önemli kozlarımızdan biri Emir. Senelere Emir Emir dedik neyse bu sene gene koç sayesinde Emir içindeki yeteneği artık sahada da bize göstermeye başladı. Zaten yukarıda yazdığımız her istatistiğin içinde Emir'in isminin geçtiğini görüyoruz. Asist, sayı, ribaunt ne ararsanız var. Özellikle takım hücumda ve top Emir'de iken onun en büyük yardımcısı ise koç Obradoviç. Ona nerede ne şekilde oyunu kurması ve oyunu nasıl yönlendirmesi gerektiğini kenardan en iyi şekilde anlatıyor koç. Emir'in oyun zekâsı + koç. Fazla söze gerek yok herhalde.

Oyunun hücum yönünde dediğim gibi her oyuncumuzdan sayı bulabiliyoruz. Düzenimizin dışına çıkmadıkça da pek sorun yaşayacağımızı düşünmüyorum. Oyunun savunma yönüne gelirsek burada sorunlar hücuma göre biraz daha fazla. Özellikle pota altında az da olsa problem yaşıyoruz. Özellikle Partizan maçında o bölgede çok sorun yaşadık. Bir ara Fenerbahçe'nin 12 savunma ribauntu varken rakip Partizan 11 hücum ribauntu almış durumdaydı. Savunmada iken hiçbir şey yapamazsanız da ribauntu çekmek çok ama çok önemli. Ribaut alamayınca senin savunma direncin düşer ayrıca o ribauntu alacaksın ki takım hızlı hücuma kalksın. Pota altında şu an Oğuz ve İlkan'nın sakatlıklarından dolayı Zoric ve Vidmar'a çok fazla iş düşüyor özellikle savunmada. Avrupa Şampiyonasındaki performansı çoğumuzu tatmin etmese de özellikle Euroleague'deki ilk 3 maçta şampiyonaya göre çok çok iyi oynayan Zoric açıkçası son Partizan ve Nanterre maçlarında pek de ilk maçlardaki gibi değildi. Vidmar ise gününde olduğunda savunmadaki tüm gedikleri kaparken hücumda ise güzel işler çıkarıyor. Ama işte işin âmâsı da var. Bazen öyle oluyor ki mental olarak maçtan kopuyor Vidmar. O zamanlar ise zaten koç sağ olsun hiç zorlamadan hemen kenara alıyor kendisini.


 Bu sezon ki savunma ile geçen seneki savunma arasındaki en büyük fark ise özellikle Bo - Emir ve Bojan gibi işin savunma yönünü pek de sevmeyen oyuncuların bu sezon canla başla savunma yapma gayretleri. Özellikle bu 3 oyuncumuzun yaptığı savunmanın takım savunmasına en büyük katkıyı yaptığını düşünüyorum. Onların savunmadaki gayreti ve iştahı diğer oyuncuların da oyunlarını büyük ölçüde etkiliyor. Özellikle de Bo McCalebb'in gerek yaptığı kısa savunması gerekse pota altına gelip koca adamların arasından ribaunt alması:)). Beni tek korkutan şey hücumda top elinde iken o keskin içeri dalışları. Tamam, sayı oluyor o ayrı konu da sayıdan daha önemlisi çok delice içeriye daldığı için korkuyorum bir gün sakatlayacak diye kendisini:)) Beş maçın sonunda çaldığı 10 top ile de istatistiklerde üst sıralarda kendileri. Yaptığımız savunmada özellikle kısa savunmamızın üst düzeyde olduğu zamanlarda savunma kaynaklı sayılar bulmamız da zaten hücumumuzu en çok etkileyen olay.

Aslında yazdıkça yazasım var. Geçen sene zorla, istemeye istemeye Fenerbahçe Ülker yazarken bugün gelinen notada insan tüm güzel şeyleri yazmak istese de yazıyı da fazla uzun tutmamak lazım. Son bir söz ise tabi ki koç için. Biz onun Fenerbahçe'ye gelmesine inanamazken şimdi onu parkede o sinirli hallerini görmek bile ayrı büyük bir keyif. Takımın oyununun yanı sıra özellikle Euroleague'de takımımız lehine verilen karalarda bile çok ama çok büyük etkisi var. Yukarıda da bahsetmiştik bu konuyla ilgili özellikle Partizan maçında verilen kararları bugün basketbolu takip eden kaç kişiye sorsanız sorun verilecek cevap aynıdır. O salonda, o atmosferde hiçbir hakem kolay kolay özellikle 3. çeyrekte Partizan aleyhine çalınan düdükleri her takıma karşı çalamaz. Kararların hepsi doğru idi bunu söyleyeyim ama dediğim gibi o ortam ve atmosferde inanın kolay değil o düdükleri çalmak ama sizin benchinizde Obradoviç gibi bir koç varsa o düdükler çalınır.

Sezon başı koçun takımla anlaşmasının ve kadronun kurulması ardından açıkçası ben bu dönemin bu kadar kolay geçeceğini düşünmüyordum. Kolay derken yanlış anlaşılmasın rakiplerle alakalı değil. Kimseyi küçük gördüğümüz yok ama bu süreçte biri bana gelip de 12 maçta sadece 1 mağlubiyet alacaksınız, Euroleague'de 5/5 yapacaksınız ve yendiğiniz takımlar arasında CSKA Moskova, Barcelona, Galatasaray, Anadolu Efes olacak deseydi açıkçası küfür ederim ne yalan söyleyeyim:))) Ben sürecin daha sancılı geçeceğini düşünüyordum ama muazzam bir takım var şu an ortada. İnşallah bu böyle devam eder de TOP 16 öncesi yazacağımız yazı daha keyifli olur.

DipNot: Aslında Kenan Sipahi ile ilgili bir şeyler de yazmak istiyorum ama bugünlük bu kadar. Başka bir yazıda ona ayrı bir yer ayırırız. Onun için diyeceğim tek şey "Helal çocuk sana bu yolundan sakın şaşma ve böyle devam et".







Püzant YÜCECAN


18 Kasım 2013 Pazartesi

Fenerbahçe Maç Programı (18 - 24.11.2013)


20 Kasım Çarşamba 19:30
Wisla Can-Pack - Fenerbahçe 69-73
Hala TS Wisla
Euroleague Women
FBTV Canlı

22 Kasım Cuma 20:00
Fenerbahçe Ülker - Budivelnik Kiev 84-68
Fenerbahçe Ülker Sports Arena
THY Euroleague
NtvSpor veya Smart Canlı

23 Kasım Cumartesi 17:30
Fenerbahçe Grundig - İnegöl Bld. 3-0
Burhan Felerk Spor Salonu
Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi
D-Smart Canlı

24 Kasım Pazar 16:00
Banvit - Fenerbahçe Ülker 91-76
Kara Ali Acar Spor Salonu
Beko Basketbol Ligi
LigTv3 Canlı

24 Kasım Pazar 16:00
Konak Belediye - Fenerbahçe 46-75
Buca Akıncılar Serdar Yereli Spor Salonu
Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi
FBTV Canlı

24 Kasım Pazar 17:00
Fenerbahçe - Çanakkale Bld. 3-0
Burhan Felerk Spor Salonu
Acıbadem Bayanlar Voleybol Ligi
NtvSpor Canlı

24 Kasım Pazar 19:00
Medical Park Antalyaspor - Fenerbahçe 1-2
Akdeniz Üniversitesi Stadyumu
Spor Toto Süper Lig
LigTv Canlı





Püzant YÜCECAN






TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Normal Sezon 5. Hafta Genel Görünüm (2013)

THY Euroleague Normal Sezon 5. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.

Group A
Fenerbahce Ulker - JSF Nanterre 83-66
Budivelnik Kiev - FC Barcelona 74-84
CSKA Moscow - Partizan NIS 88-46

Fenerbahce Ulker Istanbul 5-0
FC Barcelona 3-2
CSKA Moscow 3-2
JSF Nanterre 2-3
Partizan NIS Belgrade 1-4
Budivelnik Kiev 1-4

Group B
Real Madrid - Anadolu Efes Istanbul 103-57
Zalgiris Kaunas - Brose Baskets 91-81
EA7 Emporio Armani - Strasbourg 83-72

Real Madrid 5-0
EA7 Emporio Armani 3-2
Anadolu Efes Istanbul 3-2
Zalgiris Kaunas 2-3
Brose Baskets Bamberg 2-3
Strasbourg 0-5

Group C
Unicaja Malaga - Montepaschi Siena 73-75
Olympiacos - Stelmet Zielona Gora 79-77
Galatasaray Liv H. - Bayern Munich 84-74

Olympiacos Piraeus 5-0
FC Bayern Munich 3-2
Galatasaray Liv Hospital 3-2
Unicaja Malaga 2-3
Montepaschi Siena 1-4
Stelmet Zielona Gora 1-4

Group D
Lokomotiv Kuban - Laboral Kutxa 85-84
Maccabi Electra - Panathinaikos Athens 75-68
C. Zvezda Telekom - Lietuvos Rytas 88-77

Maccabi Electra Tel Aviv 4-1
Lokomotiv Kuban 4-1
Panathinaikos Athens 2-3
Crvena Zvezda Telekom 2-3
Laboral Kutxa Vitoria 2-3
Lietuvos Rytas Vilnius 1-4


THY Euroleague Normal Sezon 5. Haftanın En İyi 10 Hareketi

THY Euroleague Normal Sezon 5. Haftanın MVP'si: Justin Dentmon, Zalgiris Kaunas

THY Euroleague Normal Sezon 5. Hafta Play of the Game: Vangelis Mantzaris, Olympiacos Piraeus







Püzant YÜCECAN

15 Kasım 2013 Cuma

Ünal Aysal'a Cevap....


Hepimizin malumu hafta sonu oynanan Fenerbahçe - Galatasaray derbisi yine 15 senede olduğu gibi Fenerbahçemizin galibiyeti ile sonuçlandı. Maçın ardından sahada takımımızın sevinç gösterileri bazı kesimlerin zoruna gitmiş olacak ki maç biteli beş gün olmasına rağmen hala ne yapacaklarını bilemeden oraya buraya saldırıyorlar. Tabi konu Fenerbahçe olunca bunu gayet normal karşılıyorum. Kendileri bizim için "Galatasaray kompleksi" ile yaşadığımızı söylemiş ama gerek maç öncesi gerekse maç sonrası yaşananlar nedense bunun tam aksini söylüyor.


Maç Öncesi

Maçtan birkaç saat önce Galatasaray futbol takımı Levent’te bulunan Mövenpick otelde kampa girdi. Takım otobüsü Kadıköy Şükrü Saracoğlu stadına hareket etmeden önce otel önünde Fenerbahçe'yi 14 yıldır Kadıköy'de yenemeyen Galatasaray taraftarları takımlarını kurban keserek uğurladı. Pardon da rakibini kompleks yaşamakla suçlarken herhalde bu ayrıntıyı atlıyor Sayın Aysal. Zira bir kompleks var ise ortada bu 15 senenin verdiği kompleksin dayanılmaz hafifliğidir.

Maçın Ardından
Takımımız aldığı 2-0'lık galibiyetin arından haklı olarak bu güzel galibiyeti taraftarı ile beraber bir aile gibi kutlamak istemiş bunla beraber tüm takım sahanın ortasında toplanmış ve taraftar ile karşılıklı tezahürat yapmıştır. Yanlış anlamayın kaybedilen bir maç sonrası rakip takımın sahasının ortasında toplanıp ne kimseyi tahrik etmiş ne de başka bir şey yapmıştır. Sadece galibiyeti taraftar ile beraber kutlamıştır. Sayın Aysal'a soruyorum bunun için sizden izin mi alacağız? Ha bu zorunuza gitmiş olabilir gayet de normal ama geçen sezon Sivasspor maçının ardından şampiyonluğunu ilan eden Galatasaray'ın stadında çalan Mustafa Sandal'ın "Beni Ağlatma" parçasının seçilme amacı neydi? Mustafa Sandal'ı mı çok seviyorsunuz yoksa Fenerbahçe'ye laf atmak mı istiyorsunuz?


2 sezon önceye gidelim. Süper Final ‘de Kadıköy'de oynanan son maçta Fenerbahçe ile Galatasaray 0-0 berabere kalmış ve 2011-12 sezonu şampiyonu Galatasaray olmuştur. O gece olan olaylar hepimizin malumu. İnsanlar polis şiddetine, biber gazına maruz kalırken ki Galatasaray futbol takımına hiçbir şekilde kötü bir davranış sergilenmemiştir. Soyunma odasında güldünüz eğlendiniz hatta taktik tahtasına imzaların yanında bir de el işareti çizdiniz ama konu siz olunca ahlaksızlık her zaman olduğu gibi rafa kalkar. Neyse o gece bizi ışıkları söndürmek ile suçladınız? Peki, ben de Sayın Aysal'a buradan soruyorum 2010-2011 sezonunda erkek basketbol takımımız Abdi İpekçi'de oynanan play-off final serisi 6. maçını kazanarak seride durumu 4-2'ye getirerek şampiyonluğunu ilan ettikten sonra yedikleri pet şişeler ve yabancı cisimlerin ardından yanlış hatırlamıyorsam Ali Koç'a "Kupanızı ben size VIP Salonunda vereyim" diye teklif eden kimdi??

Hazır iki sene evvele gitmişken aklıma başka bir şey geldi. Maçın ardından resmi internet sitenizde yaptığınız açıklamada Fenerbahçeli futbolcu Crsitian Baron'yi ve yöneticilerimizden Abdullah Kiğlı'yı ahlaksızlık ile itham ettiniz. Ben de buradan soruyorum iki sene önceden kalma bu fotoğraf için de böyle bir açıklama yaptınız mı? Ki bizim yaptığımız ahlaksızlık ise bu ahlaksızlığın ağa babasıdır. Yok değildir diyorsanız sizin ile benim ahlaki anlayışım farklı o zaman. Ha bir de bir oyuncu rakip takımın formasını şortuna soktuğu için ahlaksız oluyorsa lütfen aynı hassasiyeti sizden Fenerbahçe forması için de göstermenizi istiyorum. Zira dün twitterda gün içinde oyuncularınızdan Felipe Melo'nun Fenerbahçe formasını şortunun içine soktuğu fotoğrafı yayınlandı. Bunun için bir açılama yaptınız mı? Yoksa sadece Galatasaray formaları şortun içine sokulduğunda mı ahlaksız olunuyor? Sanırım öyle oluyor yoksa sezon başı oynanan Süper Kupa maçının ardından futbolcularınızdan Dany'nin maç sonu Fenerbahçe formasını şortuna sokmasına da ateş püskürürdünüz. Ama bu ateş üfleyerek sönmez di mi:))


Peki, Sayın Aysal size bir başka soru. Normalde her maçtan sonra Florya'da toplanıyor musunuz? Cevabınız "Evet" ise diyecek bir şeyim yok ama "Hayır" ise neden Fenerbahçe maçından sonra apar topar toplandınız? Hani kompleksli olan bizdik? Hayırdır akşamın o saatinde neden toplandınız?

Ünal Aysal'ın bu açıklamaları ve demeçleri büyük olasılık ile uzun süre Avrupa'da yaşamasından kaynaklandığını düşünüyorum. Zira bir Fenerbahçeli keza bir Galatasaraylı için hazırlık maçı dahi olsa iki takımın aralarında oynadığı maçlar çok ama çok önemlidir. İki takım ve taraftarları arasında yaşanan her şey (şiddet hariç tabi ki) karşılıklıdır ve tek taraflı değildir. Tabi ki sezon sonu şampiyonluklar veya kazanılan kupalar önemlidir ama biraz yaşadığınız sırça köşkten inip halkın yani kulübün asıl başkanı, yöneticisi ve sahibi olan taraftarın arasına inerseniz ne demek istediğimi gayet iyi anlarsınız.


Şimdi siz diyeceksiniz ki sen kimsin?
Ben Efsane LEFTER'im
Ben KOCAMAN Gururum
Ben heykeli dikilen ALEX'im
Ben Sinyor BARTU'yum
Ben Şeytan RIDVAN'ım
Ben Puskas ERGUN'um
Ben Mehmetçik BASRİ'yim
Ben Sarı Kanarya CİHAT ARMAN'ım

Kısaca Ben; FENERBAÇE'yim...



Bundan dolayı da Fenerbahçeme saldıran, ona asılsız ithamlarda bulunan herkesin karşısında oldum ve bundan sonra da olmaya devam edeceğim...






Püzant YÜCECAN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...