2 Ağustos 2011 Salı

Haydi Fener'e Saldıralım...


Güzel ülkem sen nelere kadirsin. Daha bir ay önceye kadar "Futbol" dendiğinde "O da ne " diyebilecek insanlar şu an futbol otoritesi kesilmiş etrafta ahkam kesmeye başlamışlar ne yazık ki. Çünkü konu futbol ve Fenerbahçe. Fenerbahçe'ye nereden nasıl saldırsam diye kendi reklamlarını yapmaya çalışan gazetecilerle doldu güzelim ülkem.
Mehmet Baransu; zaten kendisi şu an bu şike soruşturmasının hem savcısı hem avukatı hem hakimi... Ne dese doğru ne dese haklıdır.
Rasim Ozan Kütahyalı; aslına bakarsanız kendi bile bilmiyorum ne yaptığını. Mehmet Baransu'nun yardımcısı gibi düşünebilirsiniz kendilerini.
Bu süper ikili dışında geçenlerde bakkala sigara almaya gittiğimde TV8 de Nazlı Ilıcak konuşuyordu son olaylarla ilgili. Daha ne diyim ki aslında:)) Nazlı Ilıcak?Futbol?Git Bodruma yazlığına be ablacığım. Depremi de hissetmez Twitterdan sorarsın sen.
Bu sevgili gazetecilerimiz arasına en son dün Sanem Altan da katılmış. Öncelikle hayırlı olsun diyoruz kendilerine. Aralarına hoş geldin Sanemciğim. Öncelikle şunu söyleyeyim tanımadığım kimse hakkında ön yargılı değilimdir. Sanem Altan'ın yazıları da daha önce hiç okumadım. Açıkçası bu okuduğum ilk yazısıydı ve herhalde son olacak.
Kendisinin futbol ile olan ilişkisini tam bilmemekle beraber yazısındaki şu cümle aslında futbola ne kadar uzak olduğunu gayet iyi anlatıyor;
"Belki de futbol dünyasının doğal işleyişi bu..."
Futbol dünyasının işleyişini bilmiyorsanız neden böyle bir şey demeye gerek duyarsınız? Belki de biraz araştırsanız veya bilginiz olmayan bir konu hakkında yazı yazmassanız daha iyi değil mi? Bence çok daha iyi yapardınız. Mesela ben; Amerikan futbolu hakkında burada oturup bir şey yazamam. Nedeni de çok açık çünkü konu ile ilgili yeterli bilgim yok. Ama ben burada yazmak yerine bana da bir gazetede köşe verilse gaza gelir yazardım belki de:))
Madem ki yazı yazıyorsun Sanem Altan bari yazını yazmadan önce bir araştırma yapsan daha doğru olmaz mı. Hani araştırmacı gazetecilik diye bir şey var ya ondan söz ediyorum. Ayrıca kendisinin futbola ne kadar uzak olduğunun ikinci kanıtıdır bu. Sanem Hanım ne demiş yazısında hadi bir bakalım.
"- F.Bahçe-İBB maçı (2-0) kesin şike... İ.Akın ve İskender maçı satmış."
Hiçbişey değil de bu beni cidden güldürdü. "KESİN ŞİKE" hadi ya Allah aşkına komik olmayı bırakın. "KESİN ŞİKE" kararı verdiniz Sanem Hanım peki bunun cezası nedir onu da söyleseniz de şu sıkıntılı süreci hep beraber atlatsak olmaz mı. Ne diyor sevgili Sanem Hanım;
"İbrahim Akın ve İskender maçı satmış"
Sanem Hanıma ben de burada ufak bir soru sormak istiyorum. Öncelikle size şunu açıklayayım Sanem Hanım. "Futbol dünyasının doğal işleyişinde" sezon boyunca dördüncü sarı kartı ne zaman görürseniz görün bir sonraki maç cezalı duruma düşüp o maçta oynayamazsınız. Şimdi gelelim soruma;
Fenerbahçe-İBB maçında sarı kart cezalısı olan İskender maçta olmamasına rağmen nasıl şike yaptı acaba?
Bilgi eksikliği olan Sanem Hanım bunun yanında gazeteci kimliği altına sığınıp bakın nasıl terbiyesizce Fenerbahçe taraftarına saldırıyor.
"Özellikle Boğaz Köprüsü yolunda polise “Allah Allah” diye saldıran, Shaktar maçında sahaya giren azgın sarı-lacivert kalabalığı gördükten ve tiraj kaygısını hesap ettikten sonra, medyanın bu konuya bir hayli mesafeli durmasını da doğru bulmasam da anlayabiliyorum."
Öncelikle Sanem Hanım Fenerbahçe (104), Galatasaray (106), Beşiktaş (108) bu üç takımda bu ülkenin en önde gelen ve en çok taraftara sahip takımlardır. Yanlarına da yazdığım gibi 104-106-108 yıllık bu ülkenin tarihinde önemli roller oynamış üç klüp taraftarlarının hiçbiri hakkında çıkıp da böylesine terbiyesizce ve ahlaksızca hitap şekli kullanamazsınız. Size bu hakkı kim veriyor sevgili Sanem Hanım?? Siz o sarı lacivertli kalabalığın neden dolayı yürüdüğü hakkında en ufak bir fikriniz var mı acaba çok merak ediyorum.
Ayrıca ne demiş Sanem Hanım aynı cümlesinde; "medyanın bu konuya bir hayli mesafeli durmasını da doğru bulmasam da anlayabiliyorum.
" Hangi mesafe Sanem Hanım? Nasıl bir gazeteciliktir bu? Siz hiç mi gazete okumayıp hiç mi televizyon izlemiyorsunuz.
Sevgili Sanem Hanımın yazısında gözüme çarpan bir başka nokta ise Fenerbahçelilerin ikiye ayrıldığını söylüyor. Bir kısım Fenerliler işe duygusal yönden yaklaşıyormuş, diğer Fenerliler ise daha rasyonelmiş. Hadi dediğiniz gibi olsun Sanem Hanım da nerede bu rasyonel Fenerbahçeliler? Ben neden görmüyorum bunları? Ne yani sizin dediğiniz gibi "duygusal" Fenerbahçelilerden mi korkuyorlar? Hadi o da dediğiniz gibi olsun. Bu rasyonel Fenerbahçeliler hiç ekrana, gazetelere çıkamıyorla "bizden" korktuklarından dolayı, hiç de mi inertnet kullanmıyor bu "rasyonel" Fenerbahçeliler. Hiç mi bir iki yazı karalayamıyorlar sanal ortamda?
Gelelim yazının en önemli noktasına. Ne diyor sevgili Sanem Hanım;
"Aziz Yıldırım’ın telefon konuşmalarını teker teker okudum. 250 sayfa civarında... "
Pardon?Anlamadım? veya ben mi yanlış anladım. Üzerinde gizlilik ilkesi olan, daha doğru düzgün bir şekilde avukatların bile okuyamadığı şeyleri siz mi okuyorsunuz. Hani içerden bilgi sızmıştır diycem de 250 sayfalık bir sızma demek koca bir klasör demektir ki, siz bunu nasıl ele geçirdiniz? Önce adama bu soruyu sorarlar. Hadi içerden biri sizin için bunu gazetenizde yayımlamanız için servis etti diyelim, siz bunu söylemekle zaten suç işlediğinizin farkında değil misiniz? Peki bu bilgiler varsa elinizde neden bunu milletle paylaşmıyorsunuz ve bunları okuyup da ardından hangi ünvanınız altında karar veriyorunuz şike yapılmıştır diye.Avukat?hakim?savcı?
Ama siz de haklısınız galiba Sanem Hanım bakın Serhat Ulueren'de ne diyor;
"Çünkü bana tapeler (kasetler kayıtları) geldi. Dinledim."
Nereden geliyor bunlar bize de anlatın da bilelim. Hadi kaynaklarınızı söylemiyorsunuz tamam da bu kasetlerde ifadelerde neler yazılıyor neler söyleniyor onlar da paylaşsanız da biz de bilelim. Ama siz bunları yapmak yerine kendinizi savcı ve hakim ilan edip cezayı kesiyorsunuz. Bu mudur sizin gazetecilik anlayışınız. Eğer bu ise lütfen bu mesleği en kısa sürede bırakın derim size.
Yazının başında da dediğim gibi ülkenin gündemi olmuş Fenerbahçe bir yerinden dokunayım da nereden dokunursam dokunayım iyi kötü reklamım olur diye hareket etmeye başladı herkes.
Ama şunu da unutmayın uğraştığınız şey FENERBAHÇE beyler bayanlar.

"Şike dosyası ile ilgili tüm ifadeler, tutanaklar, video ve ses kayıtları yarın gazeteniz ile birlikte sadece 5 Lira... Bayinizden istemeyi unutmayın"


Püzant YÜCECAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...