11 Şubat 2013 Pazartesi

Rakip: Bate Borisov

Buralarda hep futbol yazmak istememe rağmen taktiksel ve teknik bilgim yazabilecek kadar yeterli olmadığı için hiç yazamadım:)) Sağolsun geripasyok.blogspot.com blogunun sahibi Önder kardeşimizden rica ettik ve kendisi de bizi kırmayarak Bate'yi gidip yerinde inceleyerek :)) bize güzel bir Bate analizi çıkardı. Önder kardeşime buradan teşekkür edip bu keyifli yazının keyfini çıkarın derim...


UEFA Avrupa Ligi ikinci turdaki rakibimiz Bate Borisov ile ilgili biraz araştırma yapalım dedik. Maçlarını Minsk'de bulunan Dinamo stadında oynayan Bate Borisov takımı Şampiyonlar Ligi'nde F grubunu üçüncü sırada tamamlayarak UEFA Avrupa Ligi'ne gelme şansı yakaladı. Bayern Munih, Valencia ve Lille ile aynı grupta bulunan Bate Borisov 6 puan toplayabilmişti.

Gruplarda oynadığı ilk karşılaşmada Lille deplasmanından 3-1'lik galibiyet alarak herkesi şaşırtmışlardı. O karşılaşmada ilk yarıda ortaya koydukları futbolla Lille takımını mağlup etmeyi başarmışlardı. Grubun ikinci maçında yine şaşırtan Bate takımı kendi sahasında Bayern Munih'i 3-1 mağlup ederek grup liderliğine yerleşiyordu. İlk iki karşılaşmasını kazanan Bate Borisov, geri kalan 4 karşılaşmada puan toplayamadı. 2 galibiyet 4 mağlubiyetle grubu üçüncü sırada tamamlamışlardı.

Takımın tek yabancısı; Ermeni orta saha futbolcusu Zaven Badoyan. O'nun dışında iki tane Rus asıllı futbolcuları var. Aynı zamanda Belarus pasaportu taşıyan; orta saha oyuncusu Filip Rudzik ve defans oyuncusu Filipenka Ryhor. UEFA'ya sundukları A listesinde 23 futbolcu içinde dediğim gibi tek yabancı futbolcusu Zaven Badoyan. O'nun dışında B listesinde 9 futbolcu bulunuyor. B listesinde bulunan en önemli futbolcu ise, 20 yaşındaki Maksim Valadzko. 20 yaşında olmasına rağmen Goncharenko'nun güvendiği isimlerden biri.

Bate Borisov takımı belli bir sistemle oynayan ve bunu 6-7 senedir başarabilen bir takım. Ellerinden gelenin en iyisini sahaya sunmaya çalışıyorlar. Çok büyük beklentiler içinde olmadan stressiz bir şekilde futbollarını diledikleri gibi gösterme imkanları var. Fakat, takımın en önemli defans oyuncularından biri olan Marko Simic'i Kayserispor'a gönderdiler. Ayrıca, takımın beyni olan Renan Bressan'ı Alania'ya yolladılar. Bu iki futbolcunun yokluğunu fazlasıyla hissedeceklerini düşünüyorum. Hleb, Bressan, Simic, Badoyan ve Olekhnovich gibi takımın en önemli taşlarından ikisinin takımdan ayrılması Goncharenko'nun işlerini zorlaştıracaktır.

Ara transfer döneminde takıma katılanlar arasında en önemli futbolcu (umut bağlanan) Pavel Nekhajchik. 1988 doğumlu sol kanat oyuncusu Bressan'ın orta sahanın göbeğinde yaptıkları ve kattıklarını sol kanatta yapmaya çalışacak bir isim olarak göze çarpıyor. Bressan ve Simic'in boşluğunu doldurması beklenen bir diğer isim ise; Vitali Radzionau. Forvet futbolcusu Bate Borisov'un gol yollarındaki en önemli kozu olarak gözüküyor. Takımın bir başka etkili ayağından bahsedecek olursak; orta sahada Hleb ile birlikte Razionau'yu destekleyen ve besleyen Paulau (Pavlov).


Taktiksel açıdan inceleyecek olursak; Bate Borisov genellikle kontrollü oynayan bir takım. Hleb ve Paulau ile Razionau'lu bir hücumla oynayan Bate takımı bunun aksine 3 ön libero ile oynuyorlar. 4'lü defansı genellikle Baha ile 5'e çıkartıyorlar. Bunun aksine hemen önlerinde defansif özellikleri daha ağır basan iki orta saha ve hemen önlerinde iş yapabilecek hücum yönü kuvvetli hücumcu orta saha ile oynuyorlar. Bu tarz bir orta saha ile öncelikle Hleb'in top kullanması öngörülüyor. Arsenal ve Barcelona gibi takımlarda oynamış ve meziyeti diğer futbolculara göre daha üstün olan Hleb'in iyi oynadığı karşılaşmalarda hemen yanında oynayan Paulau ve ileri uçta tek olan Razionau (Radinov) tehlike yaratabiliyor.

Deplasmanlarda genellikle oyun içinde taktiksel değişikliklere giden Goncharenko, daha çok keyif alabileceği futbol oynamayı tercih ediyor. Lille karşısında 3-1 kazandıklarında şaşırtan en belirtici özellikleri son maçlarına çıkıyor gibi oynamalarıydı. Bu özellikleriyle tehlikeli olabiliyorlar. Şampiyonlar Ligi'nde oynadıkları 6 karşılaşmada da hep "son maç" şeklinde oynadılar ve kupada dikkat çekmeyi başardılar. Ama, bu durum sonucunda aldıkları sonuçlar ortada. Ellerinden geldiği kadar oynayabilen bir deplasman takımı olmaları aslında bizim için avantaj.

Bate Borisov takımı için çok fazla da söylenebilecek şey yok. Kaybetmemeye oynayan ve sadece kendi futbollarını oynamaya çalışan bir ekip diyebiliriz. Kendi futbollarını derken; -rakibi düşünmeyen biz oynayacağımızı oynayalım da ne olursa olsun- tarzında olduklarını düşünüyorum. İlk karşılaşmada da ikinci karşılaşmada da bizi oynatmamaya ve tempoyu düşürebilmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Takımda dikkat edilmesi gereken iki isim var. Hleb ve Razionau ikilisi dışında tehlike yaratabilecek isim yok diyebiliriz. Hleb'in yanında oynayan Paulau (Pavlov), Bate Borisov'da dikkat edilesi üçüncü futbolcu olabilir. O'nun dışında asıl dikkat edilmesi gereken hava şartları ve saha zemini. Çok soğuk havada oynanılacak karşılaşma saha zeminine fazlasıyla zarar verecektir. Bu durum bizim futbolumuzu etkileyebilir. Fakat, yine de Bate Borisov'dan artısı çok daha fazla olan takımımız için avantajı çok yüksek bir kura çektiğimizi ve turu geçme şansımızın çok yüksek olduğuna inanıyorum.



Önder Ayhan Pektaş
@GeripasyokBlog

Fenerbahçe Bayan Voleybol ve Ben


Şunu net söyleyebilirim ki Kim cidden çok komik bir insan:)) Her takımın böyle bir oyuncusu olması şart. Kız bir kere her türlü senle Türkçe konuşuyor, güler yüzlü ve sevecen bir insan. Hazır havaalnında da yakalamış iken fotoğraf çekinmemek olmazdı ama olayın en eğlenceli kısmı fotoğrafı çekildikten sonrası idi. Kim ile fotoyu çekindik ardından arkadaş ile fotoya bakıyorum nasıl çıkmış diye arkamdan sen gel "güzel çıktı mı baba" de :) Biz orada arkadaşla koparken asıl bomba Berenika alışverişini bitirdi sonra geldi. Kim'in Berenika alışverişini bitirdikten sonra tepkisi şu şekilde oldu "Baba hadi gidiyoruz":))))


Paula da Kim gibi güler yüzlü neşeli bir insan ama tabi aynısını Marianne için söyleyemeyeceğim:))) Eeee iklim şartları, coğrafi konum vs. vs. :))) Maç öncesi kızlar gider ayak özellikle Paula'ya gaz verelim diye "We believe in you, You will win the match" deyince Paula'dan gelen cevap: "İnşallah" :))))

En son kafamı sola çevirince takımımızın menajeri Violet Duca ile karşılaştım. Kendisi ile ayak üstü ufak bir sohbet ettik. Takım olarak biraz zor hava şartlarından çekindiklerini fark ettim sohbet esnasında ama finale çıktığımız takdirde final maçının Ekaterinburg maçına göre daha kolay olacağını söyledi. Ardından sohbet bir şekilde Fenerbahçeliliğe gelince cidden kendisinin nasıl sağlam bir Fenerbahçeli olduğunu anladım. Saolsun bir de rozet hediye etti:)) Rozeti verirken "Bu devirde kimin ne olduğu belli değil, biz rengimizi belli edelim ama" demesi ise ayrı hoştu;)




Püzant YÜCECAN


5 Şubat 2013 Salı

Fenerbahçe Ocak Ayı Sonuçları...



Fenerbahçe Spor Kulübü’nün Ocak ayı içerisinde 5 ana branşta yaptığı maçlar ve sonuçları...



  • Kulübümüz 5 ana branşta toplamda yaptığı 32 maçın 21'inden galip ayrılırken 9 mağlubiyet ve 2 beraberlik ile Ocak ayını tamamladı.
  • Ocak ayı içerisinde Fenerbahçe futbol takımı ve Fenerbahçe Grundig oynadıkları maçlarda yenilgi yüzü görmediler. 
  • Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımız Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi ilk yarısını nağmalup olarak lider tamamladı.
  • Gene Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımız Spor Toto Türkiye Kupası'nda finale yükselmesine rağmen final maçında Galatasaray'a 74-72 yenildi. 
  • Fenerbahçe Ülker ise 17 maçta 15 galibiyet + 2 mağlubiyet ile Beko Basketbol Ligi'ni lider olarak tamamladı. 
  • Fenerbahçe Futbol Takımımız Ziraat Türkiye Kupası A Gurubunda oynadığı Sivasspor maçının ardından grubunu lider olarak tamamlamayı garantiledi.
  • Fenerbahçe Bayan Voleybol Takımımız Cev Cup'ta Tauron MKS ile oynadığı oynadığı çeyrek final maçlarından galip ayrılarak yarı finale yükseldi. 


  • Fenerbahçe Futbol  
    Oynadığı Maç: 6
    Galibiyet: 4
    Beraberlik: 2
    Mağlubiyet: 0

    Spor Toto Süper Lig
    Fenerbahçe – S.B. Elazığspor: 2-2
    Gaziantepspor – Fenerbahçe: 1-2

    Ziraat Türkiye Kupası
    1461 Trabzon – Fenerbahçe: 0-2
    Bursaspor – Fenrbahçe: 2-3
    Fenerbahçe – Bursaspor: 3-0
    Sivasspor – Fenerbahçe: 0-0

    Fenerbahçe Ülker
    Oynadığı Maç: 8
    Galibiyet: 3
    Mağlubiyet: 5

    Beko Basketbol Ligi
    Anadolu Efes - Fenerbahçe Ülker: 94-76
    Fenerbahçe Ülker - Olin Edirne: 98-61  
    Fenerbahçe Ülker – Erdemir: 82-77       

    Euroleague
    Fenerbahçe Ülker - Montepaschi Siena: 92-98
    Maccabi Electra Tel Aviv - Fenerbahçe Ülker: 91-73
    Fenerbahçe Ülker - Caja Laboral Vitoria: 75-97
    Fenerbahçe Ülker - BC Khimki Moscow Region: 85-82
    Olympiacos Piraeus - Fenerbahçe Ülker: 82-71

    Fenerbahçe Bayan Basketbol
    Oynadığı Maç: 10
    Galibiyet: 7
    Mağlubiyet: 3

    Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi
    Fenerbahçe - Adana Botaş: 87-57
    Fenerbahçe - Canik Belediye: 84-66
    Mersin BŞB. - Fenerbahçe: 81-75

    Spor Toto Türkiye Kupası
    Fenerbahçe - İstanbul Üniv.: 72-68
    Ceyhan Belediye - Fenerbahçe: 57-66
    Galatasaray - Fenerbahçe: 74-72

    Euroleague Women
    Fenerbahçe - Nadezhda: 93-67
    UE Sopron – Fenerbahçe: 74-69
    Fenerbahçe - Arras: 81-75
    Good Angels Kosice – Fenerbahçe: 66-63

    Fenerbahçe Bayan Voleybol
    Oynadığı Maç: 5
    Galibiyet: 4
    Mağlubiyet: 1

    Acıbadem Bayanlar Voleybol Ligi
    Beşiktaş Bahçeşehir Ünv. – Fenerbahçe: 0-3
     Vakıfbank – Fenerbahçe: 3-1
     Fenerbahçe – İlbank: 3-0

    Cev Cup Women
    Fenerbahçe - Tauron MKS DABROWA GORNICZA: 3-0
    Tauron MKS DABROWA GORNICZA – Fenerbahçe: 1-3

    Fenerbahçe Grundig
    Oynadığı Maç: 3
    Galibiyet: 3
    Mağlubiyet: 0

    Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi
    Çankaya Bld. ANKA - Fenerbahçe Grundig: 0-3
    Fenerbahçe Grundig - M.Milli Piyango: 3-0
    Galatasaray - Fenerbahçe Grundig: 1-3






    Püzant YÜCECAN

    4 Şubat 2013 Pazartesi

    Fenerbahçe Maç Programı (04-10 Şubat 2013)


    06 Şubat Çarşamba 18:00
    Fenerbahçe - Famila Schio      
    Fenerbahçe Ülker Sports Arena
    Euroelageu Women
    FBTV Canlı

    06 Şubat Çarşamba 18:30
    Pınar Karşıyaka - Fenerbahçe Ülker
    Anadolu Üni. Besyo Spor Salonu
    Spor Toto Türkiye Kupası (Çeyrek Final)
    LigTv3 Canlı

    06 Şubat Çarşamba 19:30
    Fenerbahçe - Uralochka Ekaterinburg
    Burhan Felek Spor Salonu
    Cev Cup Women (Yarı Final İlk Maçı)
    SportsTv Canlı

    09 Şubat Cumartesi 15:00
    Yenişehir Bld. - Fenerbahçe Grundig
    Yenişehir Spor Salonu
    Acıbadem Erkekler Voleybol Ligi

    09 Şubat Cumartesi 16:00
    İstanbul Üni. - Fenerbahçe
    Prof. Dr. Turgay Atsu Spor Salonu
    Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi
    FBTV Canlı

    10 Şubat Pazar 16:30
    Mersin İdmanyurdu - Fenerbahçe
    Tevfik Sırrı Gür Stadyumu
    Spor Toto Süper Lig
    LigTv Canlı 

    10 Şubat Pazar (Tehir)
    Fenerbahçe - İBA Kimya TED Kolejliler
    Burhan Felek Spor Salonu
    Acıbadem Bayanlar Voleybol Ligi



    Not: Fenerbahçe Ülker basketbol takımımız Pınar Karşıyaka ile oynayacağı Spor Toto Türkiye Kupası Çeyrek Final maçını kazandığı takdirde 08 Şubat Cuma günü 18:30'da Beşiktaş - TED Ankara Kolejliler maçının galibi ile Yarı Final maçı oynayacak. Finale kaldığımız takdirde ise final maçı 10 Şubat Pazar günü 15:00'da.




    Püzant YÜCECAN

    31 Ocak 2013 Perşembe

    TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 6. Hafta Programı (31 Ocak - 1 Şubat)


    31 Ocak Perşembe
    Zalgiris Kaunas - Alba Berlin 19:45
    Besiktas JK - Maccabi Electra 20:00 (NtvSpor Canlı)
    Real Madrid - CSKA Moscow 21:45 (Game of The Week - Euroleague Tv Canlı)
    Olympiacos - Fenerbahce Ulker 21:45 (NtvSpor Canlı)
    Barcelona Regal - Montepaschi Siena 21:45 

    01 Şubat Cuma
    Unicaja Malaga -  Anadolu Efes 20:45 (NtvSpor Canlı)
    Caja Laboral - BC Khimki MR 21:30
    Panathinaikos - Brose Baskets 22:00 



    The Euroleague German clash at O2 World




    Püzant YÜCECAN

    26 Ocak 2013 Cumartesi

    TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE TOP 16 5. Hafta Genel Görünüm


    THY Euroleage TOP 16 5. haftası geride kalırken alınan sonuçlar, gruplardaki son durumlar, haftanın en iyi 10 hareketi ve haftanın MVP'si.


    GROUP E
    Real Madrid 5-0
    CSKA Moscow 4-1
    Anadolu Efes Istanbul 4-1
    Panathinaikos Athens 3-2
    Unicaja Malaga 2-3
    Zalgiris Kaunas 1-4
    Alba Berlin 1-4
    Brose Baskets 0-5

    Alba Berlin - Brose Baskets 82-63
    CSKA Moscow - Unicaja Malaga 81-94
    Anadolu Efes - Zalgiris Kaunas 56-52
    Panathinaikos Athens - Real Madrid 54-58


    GROUP F
    Montepaschi Siena 5-0
    Caja Laboral Vitoria 4-1
    FC Barcelona Regal 4-1
    Khimki Moswcow Region 3-2
    Olympiacos Piraeus 2-3
    Maccabi Electra Tel Aviv 1-4
    Fenerbahce Ulker 1-4
    Besiktas JK Istanbul 0-5

    Fenerbahce Ulker - BC Khimki MR 85-82
    Caja Laboral - FC Barcelona Regal 79-90
    Maccabi Electra - Olympiacos 77-78
    Montepaschi Siena - Besiktas JK 63-57


    THY Euroleague TOP 16 5. Haftanın En İyi 10 Hareketi

    THY Euroleague TOP 16 5. Haftanın co-MVP’si: Bogdanovic, Fenerbahce - Williams, Unicaja

    THY Euroleague TOP 16 5. Hafta Assist of the Night: Dimitris Diamantidis, Panathinaikos Athens

    Navarro at 3000



    Püzant YÜCECAN

    25 Ocak 2013 Cuma

    İlk Galibiyet (Fenerbahçe Ülker - BC Khimki MR: 85-82)



    Fenerbahçe Ülker Top 16 5. maçında Rus temsilcisi BC Khimki ile karşı karşıya geldi. Emir ve Ömer Onan'dan yoksun parkeye çıkan takımımız bu sefer yürekleri ile oynayarak Khimki'yi 85-82'lik skor ile geçerek Top 16'da ilk galibiyetini aldı.

    Maç öncesi, maç sonrası veya herhangi sıradan bir gün bile olsa Fenerbahçe basketbolu ile ilgili takip ettiğim en güzel ve en doğru tek forum sitesi olan forum.fenerbasket.com a da bu sabah girdim maç ile ilgili neler konuşulmuş diye ve maç ile ilgili kendim yazı yazmaktan vazgeçtim. Sebebi ise Levin kardeşim. Levin Susar dünkü maçı o kadar güzel özetlemiş ki bize yazacak bir şey bırakmamış:)) Ondan dolayı kendisinin de iznini alarak yazdıklarını blogda yayınlama kararı aldım. Biraz da benden birşeyler ekleyerek:)) Ellerine sağlık Levin kardeşim diyerek yazıya geçiyoruz.

    Öncelikle dün takımımız adına parkenin en iyisi olan Bojan ile başlayalım. Dünkü maçı 26 sayı ile tamamlayan Bojan Bogdanovic hem Fenerbahçe'nin hem de parkenin en skorer ismi oldu.

    Dün Bojan'ın savunmadaki agresifliği ve isteği de çok önemliydi.  Bojan genel kanının aksine asla kötü bir savunmacı değil hatta takım istekliyse ortalama üstünde bir savunmacı. Bir Sato değil elbette. Bo gibi ön alanda baskı vs. de yapmıyor olabilir ama gerekti mi adamına top aldırmamak için uğraşıyor. Ayaklarının ona verdiği yetenekte ve ölçüde savunma yapabiliyor. Nerede nasıl faul yapacağını da biliyor. Mesela Emir savunmada hiç böyle değil. Ayaklarını çekmekte zorlanıyor. Bazen adamı bir back door yaptı mı hemen kanıp uçuyor, bazen oyuna kenardan top sokulurken bir bakmışsın adamını kaybetmiş 3’lüğü yemişiz.

    Post up haricindeki 1 e 1 leri de çok gelişti. Yani bir Bo gibi delici değil belki ama sırtı potaya dönükken oynadığı 1 e 1 gibi, yüzü potaya dönük oynadığı 1 e 1 de çok etkili. Potaya gidişi ve topu bırakışı çok kaliteli. Resmen gözümüzün önünde sınıf atlıyor çocuk. Bojan'ın 1 e 1 post up’larını iyi seyredin. Ayaklarına özellikle dikkat edin. Çok temel bir şeyi ısrarla doğru yapıyor. 1 e 1 oynarken tam dönüşü yapacağı sırada döndüğü taraftaki ayağını rakibin o taraftaki ayağının yanından döndürerek rakibi tamamen devre dışı bırakıyor. Hani 1 e 1 post up oynarken elinizi kanca yaparsanız kendinize sağladığınız avantajdan dolayı hücum faul yapmış olursunuz ya, Bojan bunu legal bir şekilde ayağı ile yapıyor. Bu yüzden de bu post up’ların hepsinde inanılmaz başarı sağlayıp, her defasında boş kalmayı başarabiliyor.

    Transition hücumlarda nerde duracağını çok iyi biliyor. Şu ceza atışlarında biraz daha istikrarlı olsa vallahi kızım olsa veririm o derece seviyorum.

    Oyun tarzı gereği resmen Fenerbahçe'nin Lebron'u olma yönünde hızla ilerliyor bence. Hawkins yerine ısrarla Bojan dediğim için, Hawkins'in de kokainli çıktığını gördükten sonra acayip mutluyum. Bojan neler yapabileceğini, neyi iyi yapabileceğini çok iyi biliyor.

    Şimdi gelelim Andersen mevzusuna. Maç içerisinde Batiste olayına kadar o da çok çıldırttı. Ne zaman Batiste çıktı, Kaya veya Oğuz ile birlikte oynamaya başladı, hücumda da savunmada da iki tık arttırdı performansını. Hem çok daha hareketli oynamaya başladı hem daha istekli.
    Andersen de yanında kalıplı bir 5 numara olunca çok açık seçik daha iyi oynuyor. O bildiğimiz, faydalanabileceğimiz Andersen'e dönüşüyor. Andersen'in Batiste'li ve Batiste'siz, daha doğrusu yanında kalıplı bir 5 numara varken ve yokken ki performansları inanılmaz farklıydı.

    Dünden sonra inşallah koç Kaya'nın katkısını ve 2 uzunla oynadık mı nasıl faydaları olduğunu görmüştür. Yani şu Kaya'yı görmek için bu kadar zaman mı geçmesi lazımdı. Amerika keşfedilmiş gibiydi dünkü maç. Emir'in yokluğundan mı, yoksa artık 4 kısayı bir kenara bırakayım farklı bir şeyler düşüncesinden mi bilmiyorum ama dün Andersen/Kaya, Andersen/Oğuz, İlkan/Oğuz vs gibi 2’li uzunlar çok da fena değildi. Batiste resmen bütün takımı bozuyor. Artık katlanılamayacak boyutta.

    Kaya savunmada inanılmaz bir enerji katıyor takıma. Bunu dün de gördük. Hücumda da doğru kullan ki faydasını göresin. Aynı şey Oğuz için de geçerli. Ayrıca Oğuz'un orta mesafe şutu da var. Bu adamların en iyi olduğu şeylerden faydalanmak lazım. Sonra hep Bojan'ın, Bo'nun ya da Andersen'in zorlama 1 e 1’lerine kalıyoruz. Asist sayısının Euroleague maçlarında 10’un altında kalmasının en büyük nedeni bu.

    Oyuncuların iyi yaptığı işler var, kötü yaptığı işler var hatta hiç yapamadıkları işler var. Sen bilhassa hücumda her oyuncundan en doğru şekilde verim almaya bak. Yoksa sürekli 1 e 1’lerle nereye kadar yaşarsın. Her bulduğumuz sayı çok zorlama sayı oluyor. Bir taraflarımızı yırtıp zar zor sayı buluyoruz. Sonra geri dönerken Batiste'in lay lay lomluğundan bir sayı yiyoruz. Bütün direnç kaybolup gidiyor.

    Emir'in bu maçlık olmaması bence hayırlı oldu. Çünkü o olsa illa ki 4 kısaya dönecektik. Daha çok hücum ribauntu verip daha çok sayı yiyecektik. Dünkü maçtaki ribaunt istatistiklerine bakacak olursak uzun süredir görmediğimiz bir sahne karşımıza çıkıyor. Dünkü maçta Fenerbahçe toplam 40 ribaunt (13 hücum+27 savunma) alırken Khimki ise 32 ribauntta (12 hücum+20 savunma) kalmış.  Ayrıca Emir hücumda da bazen kontrol dışına çıkıyor ki, o zaman da bütün takımı kaybediyoruz.
    Bir maçlığına da olsa bakalım Emir olmadan neler oluyor görebildik. Emir'i kontrol altında tutabildiğinizde çok büyük silah fakat takımın liderliğini alma konusunda bence çok soru işareti var. Hala o işi ben Bo'ya veririm. Emir'i biraz daha sistem dâhilinde kullanabilmek lazım. Çünkü Emir saçmalamaya başladı mı arkası geliyor. Hem hücumda hem de savunmada.

    Dün Emir yokken Bo'nun ekstra istekli olduğunu da gördük. İkisi arasında bariz bir şekilde "bu takımın lideri benim" gibi bir sürtüşme demeyeyim ama gözle görülmeyen bir tatsızlık var. Emir varken direksiyona geçmek istiyor buna karşılık Bo da "al yap bakalım" diyor, küsüyor, sorumluluk almıyor. Emir de bütün maç direksiyonda olabilecek düzeyde değil bence. Oyun zekâsı Bo'ya oranla çok daha üst seviyede ama oyunda kalma süresi arttıkça basit hata yapma sayısı çok artıyor ve savunmada etkisiz elemandan da öte yutan eleman gibi.

    Bir anlamsız nokta da iki uzunla oynamaya alışkın olmadığımız için oyun esnasında gariplikler oluşuyor. Misal 4’te Kaya 5’te Oğuz varken, set gereği 4 numara tepede topla buluşuyor ve fake'i atıp içeri penetre ediyor (bunu yapmaya çalışan Kaya oluyor) içeri girerken de dip çizgiden içeri sokulan Bo'yu topla buluşturmaya çalışıyor. Şimdi Emir 4 numarayken bunu yap eyvallah. Simone'nin bildiğimiz oyun seti. Hareketli ve pasör özelliği olan 4 numaran tepede topla buluşup, fake'i atıp içeri penetre edip sonrasında duruma göre ya kendi bitiriyor ya da dipteki dış adamlar potaya doğru yönelmişken müsaitlerse ona veriyor. Fakat Kaya ne böyle dripling yeteneği olan bir adam ne de çok fazla bir pasör özelliği var. Haliyle Kaya 4 numaradayken bunu oynamak çok garip. Kaya bounce pasla falan Bo'yu topla buluşturmaya çalışıyor ki rollerin resmen yer değiştirmesi bu.

    Yine hem Oğuz hem Kaya varken iki kere 1 e 1 oynaması için top Kaya'ya indi. Yahu Oğuz varken pota altında 1 e 1 oynaması için top Kaya ile mi buluşturulur??  Bütün maç Oğuz'un pota altında 1 e 1 oynaması için ona indirilen top sayısı sadece 1. Yahu bu adamın esas olayı 1 e 1 oynamak zaten. Vereceksin güzel yerde, adamların yanından kuğu gibi sıyrılıp, yumuşacık bırakacak. Sen bu adamı bu özelliği ile neden kullanmıyorsun. Hem de onun yerine Kaya'ya indiriyorsun. Kaya dediğin adamın hücumda yapacağı işler bellidir. Ekmeğini taştan çıkaracak, hücum ribauntu kovalayıp tip şansı arayacak, orayı karıştıracak. Hareketli hücumlarda yerinde sabit durmayıp pota altında boş kalıp kolay sayı bulmaya bakacak. Bir de takımda adam gibi perdeyi yapan tek oyuncu olduğu için 2’li oyunlardan sonra içeri devrilecek. Budur. Buna karşın sen Kaya'yı tepeye çıkarıp dripling üstü kısaya bounce pas verdirmeye çalışırsan bol bol top kaybı olur.

    İlkan ve Barış'ta çok bariz bir kendine güvensizlik durumu söz konusu. Futbolda orta sahada sürekli sorumluluk almayıp yan pas yapan ön libero gibiler. Artık kafayı kaldırıp potaya bile bakmıyorlar. Her 90 dk. da mutlaka uzaktan bir şut çeken Mehmet Topal gibi İlkan da her maç bir 3’lüğü sallıyor. Kendilerine güvenmeleri lazım ama bu koç ile o iş zor.

    Planinic'in attığı 25 sayı Sato'nun savunmasını kötü göstermesin. Bence iyi savundu. Planinic'i çok rahatsız etti. Hakemlerin abuk sabuk faul düdükleri de sayesinde epey bir sayıyı faul çizgisinden buldu zaten. Sato resmen hamal görevi yaptı hatta bu kadar sıkı savunması Planinic'i daha da gaza getirip her topu ben kullanayım moduna sokunca 2. bir skorer çıkaramadılar. Loncar harika başladığı maçta öyle kaldı mesela. Paul Davis'i falan da devreye sokamadılar. Bu tarz maçlarda tek skorer ile olmaz. Ne Koponen ne de Fridzon'dan dış şut verimi alabildiler. Bir tek Rivers'ı topla müsait yerlerde iyi buluşturdular o da sokamayınca maç bize geldi zaten.

    Fakat Sato'ya bu kadar hamallık yaptırmak iyi değil. Daha az süre verirse o kısa sürede hem gücünü daha fazla kullanacak hem de hücumda şuta kalktığında kollarında güç kalacak. Tripkovic savunması olmayan bir adam olsa da rakip forvetlerin durumuna göre bence mutlaka Sato'dan vakit alması gereken bir oyuncu.

    Son bir paragraf da Tripkovic'e olsun. Bir kere 6. yabancı için çok ideal adam. Ha ben 5. yabancı yaparım Batiste'yi sallayıp o ayrı konu. Öncelikle hareketli ve de şut tehdidi var adamın. Serbest atışları inanılmaz güven verici. Oyunun sıkıştığı yerlerde biraz akıl katabilecek bir isim. Maç sonunu oynarken rahatlıkla sahadaki 5’imde görev verebileceğim bir oyuncu.

    Dün akşamın özeti, koçun biraz da Emir'in 4 numara oynayamamasından ötürü Kaya'yı keşfetmesi.  Savunmadaki isteklilik (yapabilirlik değil de isteklilik sadece), Batiste'nin kafasının başka yerlerde olduğu, bu takıma bu saatten sonra en ufak fayda sağlayamayacağı, Batiste çıkıp, size'lı bir 5 numara ile Andersen'in neler yapabileceği, Tripkovic'in 6. yabancı olarak önemi vs.
    Dünkü maçı bence biz kazanmadık. Khimki boş şutları sokamayarak kaybetti. Özellikle Rivers'ın bomboş şutları girseydi çok daha erkenden kopabilirdik. Güzel olan 8 sayıya çıkınca kopmadık maçtan. Yani ev sahibi bir takımın tabi ki de fark 8’e çıkınca kopmaması normal olanı ama bu seneki Fenerbahçe için 8 sayılık bir fark "kapanmayacak bir fark" manasına geliyor ne yazık ki.

    Bu maç futbolda kupadaki Bursa maçı gibiydi. Pek de gerçeği yansıtmadı. Hafta sonu Antep deplasmanında nasıl gerçek Fenerbahçe'yi yine göreceksek aynı şekilde Olympiacos deplasmanında da gerçek Fenerbahçe'yi bir kez daha göreceğiz. Son olarak fazla umutlanıp, hesap kitap işlerine girmemekte fayda var derim.




    Levin SUSAR




    Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...