Panathinaikos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Panathinaikos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Temmuz 2013 Perşembe

His Name Is Obradovıc


Zeljko Obradovic Fenerbahçe ile anlaştı ve biz de yazmadan duramıyoruz. Her gün yeni bir yazı parolası ile yola...Yok yok o kadar abartmayacağız da ne yapacaksın işte insan yerinde duramıyor:)) Dünkü "My Name Is Obradovic" yazımızda koçun kazanılan bir maç sonrası yaptığı basın toplantısından bir kaç anektot vermiştik. Merak edenlere o meşhur basın toplantısı ve Türkçe çevirisi...

2008-2009 Euroleague normal sezon son maçı. Panathinaikos evinde Prokom'u 77-53 yenerek, Barcelona, Montepaschi Siena, Zalgiris Kaunas ve Sluc Nancy'nin bulunduğu B grubunu üçüncü bitirip Top 16'ya adını yazdırır. Top 16'ya yükselmesine yükselir de bu arada koç da iyice delirmiş, zıvanadan çıkmıştır.

--------------------------------

"Bugün Prokom´dan 50 sayı yemek şaka gibi. Şaka gibi olmalı eğer gerçek basketbolumuzu oynasaydık.
(oyunculara) 22 sayı fark bir onların bizim hedeflerimizi düşünmediklerini gösteriyor. 
Dünkü basın toplantısında da dediğim gibi önce kendine saygı duymalısın. Onlar kendilerine saygı duymuyorlar. İnsanların aklında PAO iyi bir takım‚ iyi bir ekip ve F4 yapabilecek durumda. Hangi PAO? Bu PAO mu yapacak? Bu bir şaka.
Böyle oynarsak bizim yerimize herkes gider ve bunun hemen değişeceğini düşünüyorsanız‚ yani 2 gün sonra "hadi oynayalım" diyebileceğimize inanıyorsanız ben böyle aptal şeylere inanmam.
Nasıl oynayacaksın?
Tekrar söylüyorum bu sefer işimiz çok zor‚ ama hayatımda boyunca her zaman denedim‚ bunu da deneyeceğim.
Belki daha fazla...
Bu benim karakterim ve inancıma göre benimle aynı karaktere sahip olan bazı oyunculara sahibim. Altını çiziyorum bazı oyunculara.
Dürüst ve gerçekçi olmak gerekirse‚ düşünceme göre bazıları‚ bazı maçlarda oynadığı oyunlarla PAO formasını giymeyi hak etmiyor.
Benim adım Obradovic ve ekibimle beraber doğru yolu bulmak için her şeyi yapacağım.
Bütün kalbimle söylüyorum. Bu sefer çok zor olacak ama savaşacağım. "Askerler" bulacağım sahada ölmek için birlikte sahaya çıkan ve savaşan.


Bu takımın sorunu ilk 5 ile değil‚ takımın tamamı problem. 12 oyuncunun problemi bu.
Ben bir mola aldığımda‚ nasıl savunma ve hücum etmemiz gerektiğini anlatıyorum. Fakat bazıları 10 saniye sonra bunu unutuyorlar ve kendi kafalarına göre savunma ve hücum yapıyorlar. Bu ne demektir? Bir daha oynayamayacaklar. Başka bir seçenek yok.
Ben eğer bir şeyler söylüyorsam ve 10 saniye sonra bunu unutuyorlarsa‚ bu onların kafalarının sahada olmadığını gösteriyor. Kafaları başka yerde. Benim için çok basit. Oynamak ile ilgilenen isimler bulmaya çalışacağım. Gözlerine bakacağım‚ izleyeceğim. İsimleri önemsemiyorum. İyi bir oyuncu olabilirsiniz‚ her şeyi kazanmış olabilirsiniz Ama bu sadece geçmiştir. Bunu kimse hatırlamaz. Önemli olan sadece gelecektir. Özel oyuncularsa özel şeyler sunmalılar. Prokom´u aşağılamıyorum. Bundan 7 gün önce de kolay maç olan Siena’ya kaybettik. Neden kaybettik? Bu aptallığı kim yaptı? Konsantre olamayan bazı oyuncular‚ kazanmayı yeteri kadar istemeyen bazı oyuncular. Bunu görmek istemiyorum.
Çok basit olacak. Rotasyon yapalım. Çünkü onlara verdiğim şans ve olasılık resmen bir delilik.
Pao´da ilk 5 başlıyorsunuz‚ Pao’da oynuyorsunuz. Nasıl bu kadar aptal olabilirsiniz. Hayal edebiliyor musunuz?
Bunun reaksiyonu olarak ilk 6 dakika sonunda 5 oyuncuyu değiştirdim.
Her gün her antrenmanda bunları anlatıyorum. Uyanıyorlar‚ sahaya çıkıyorlar ve hepsiyle tek tek konuşuyorum.
Bana "evet koç haklısın" diyorlar. (burayı üstüne basa basa söylüyor)
Yani?
Sen oyuncusun ve basketbol oynamaya çalışmalısın‚ konsantre olmaya çalışmalısın‚ Pao´nun milyonlarca taraftarı olduğunu ve bu maçı herkesin izlediğini anlamaya çalışmalısın. Kendini düşünmemelisin.
1000 defa antrenmanlarda aynı şeyi söylüyorum her defasında aldığım cevap "evet koç haklısın". Haklıyım‚ çünkü biliyorum. Burada bir sorun yok.
Dikkat edeceğim nokta bir daha aynısı olursa bundan sonra 1 saniye dahi sahada olmayacaklar."

--------------------------------

Bu zehir zemberek basın açıklamasının ardından ise Panathinaikos aralarında Partizan, Unijaca ve Lottomatica Roma'nın bulunduğu G Grubunu 5 galibiyet ve 1 mağlubiyet ile bitirip Top 8'e adını yazdırır. Top 8'de eşleştiği Montepaschi Siena'yı ise 3-1 ile geçip adını Final Four'a yazdırır. Final Four ilk maçında önce ezeli rakibi Olympiacos'u 84-82 final maçında da Ettore Messina'nın başında bulunduğu CSKA Moskova'yı 73-71 yenerek Berlin'de mutlu sona ulaşır. İşin özeti Prokom maçından sonra takım oynadığı 12 maçta 10 galibiyet ve 2 mağlubiyet ile kupayı kaldırmıştır.



Not: Türkçe çeviri ekşi sözlükten "ffmvain" adlı kullanıcıya aittir. Kendisine ulaşamadığım için özür dilerim...



Püzant YÜCECAN

3 Kasım 2012 Cumartesi

İyi Oyun, İyi Skor...Fenerbahçe Ülker - Panathinaikos: 73-64


Fenerbahçe Ülker, THY Euroleague normal sezon 4. haftasında Yunan Basketbolunun güçlü takımlarından Panathinaikos ile karşılaştı. Fenerbahçe Ülker Sports Arena'da oynanan maçta takımımız 73-64 galip gelerek oynadığı dört maçın sonunda 3 galibiyet ve 1 mağlubiyet ile yoluna devam ediyor.

Açıkçası Panathinaikos maçı, alınan Real Madrid mağlubiyetinin ardından hem grubun sıralaması hem de rakiplere vereceğimiz tepki açısından çok önemliydi. Her ne kadar eski gücünden yoksun olsa da sonuçta ekol bir takım olan Panathinaikos'u özellikle de iyi bir basketbol ile (son çeyreği saymıyorum) yenmek gerçekten basketbol takımımız için çok ama çok iyi oldu. Demin de dediğim gibi tamam Panathinaikos geçen seneki gücünde değil ama bu takım sezonun ilk haftasında bizim geçen hafta yenildiğimiz Real Madrid'i hem de deplasmanda, son çeyreğine kadar önde götürüp son çeyrekte rakibe teslim olmuştu. 

Öncelikle bir iki kelam Panathinaikos için edelim. Beni tanıyan Fenerbahçe'den sonra basketbolda Avrupa'da desteklediğim takımların başında PAO'nun geldiğini, hatta hastalık derecesinde Diamantidis hayranı olduğumu bilirler. Takımın geçen senelerdeki iyi halinden açıkçası şu an yeller esiyor diyebiliriz. Takımda sadece oynayan bir kişi var o da kaptan. Ona bazen Sofo bazen de Tsartsaris eşlik etse de haliyle yetersiz kalıyorlar. Yolları açık olsun umarım takım bir an önce düzelir. Tabi OACA'da oynayacağımız maçtan sonra:)

Neyse gelelim asıl Fenerbahçemize. Yukarıda da dediğim gibi PAO gibi bir takımı evinde 19'a bağlamak gerçekten keyif verici bir durum hele ki geçen sene oynanan iki maçın ardından daha da keyif verici oluyor:) Daha önceleri de yazdık hücumumuzda ufak tefek birkaç durum hariç pek  fazla sorun yok ama gel gör ki savunma kaynaklı çok problem yaşadık gerek Olimpija gerekse Real Madrid maçlarında. PAO maçını kazanmamızdaki en önemli sebeplerin başında ise savunmadaki bu problemlerimizi bu maç daha aza indirmemizin yanı sıra kenardan gelen katkı oldu. Ben her zaman derim basketbolda bir maçı kazanabilmenin en önemli sebeplerinden biri kenardan takıma gelen katkıdır diye ki PAO maçında biz bu alandan gayet iyi katkı aldık. PAO maçı istatistik kâğıdı der ki Fenerbahçe Ülker bu maçta kenardan gelen oyuncuları ile tam tamına 45 sayı bulmuş ki bu cidden önemli bir rakam. Tabi bu rakamın içinde 13 sayısı ile Bo McCalebb de var bunu atlamayalım. İlkan 12, Bojan ise 13 sayı ile katkı vermişler takımlarına kenardan gelerek.

İşin savunma kısmına tekrardan gelecek olursak oynadığımız ilk üç maça bakarsak yaklaşık ortalama 80 sayı yerken bu maçta rakibi 64 sayıda tutmamız maçı kazamamamızdaki en kilit nokta oldu diyebiliriz. Özellikle pota altında Sofo gibi insanüstü fiziksel özelliklere sahip olan bir uzunu durdurmak çok önemliydi ki takımımız bunu çok da iyi yaptı diyebiliriz. Pota altında ona her top geldiğinde hemen yardım savunması geldi bazen nerdeyse 3 kişi işle savunsak da bu hem onun sayı atmasını durdurdu hem de PAO'nun oynamak istediği oyuna engel oldu. Sofo'nun bundan önce oynadığı üç maçın istatistiklerine bakacak olursak Real Madrid'e 23, Cantu'ya 19 sayı bırakırken bizim maçta sadece 7 sayı buldu ki bunun da sadece faul atışlarından olması ayrı bir güzellik.(Olimpija maçını saymıyorum çünkü o maçta sadece sekiz dakika süre alabilmiş) Ayrıca PAO her çeyrekte faul hakkını doldurduktan sonra bizim Sofo üzerinden oynamamız ayrı doğru bir tercihti. Adamın faullerini saymanın kolay olmadığını bilen bilir:) Sofo'yu durdurmanın yanı sıra asıl önemli olan takımın beyni, kolu, ayağı, dalağı, böbreği her şeyi olan kaptanı yani Diamantidis'i durdurduk ki onu durdurmak hele ki bir maçta sadece 2 asistte bırakmak PAO'yu kitlemek ile aynı hesaba denk gelir. Kaptanın bundan önce oynadığı üç maçın asist ortalaması ise 6,3. Sofo ve kaptanı durdurmak aynı zamanda PAO'nun p&r oynamasını engellemekle eş anlamlıydı ki uzun süredir can çekiştiğimiz bir konuydu. Umarım sadece tek maçlık kalmaz. Kaptan kaptan diyoruz da bizim de kaptanımız, canımız Ömer Onan'ı da unutmayalım. Diamantidis'e yaptığı sert savunma ile onu 6 top kaybına sürüklemiş. 

Savunmamızda hala eksikler var ama düzelecek rahat ol Fenerbahçeli:)) Gene bu maçta rakibe 15 hücum ribaundu vermişiz ki gene çok fazla bir rakam bu. Bizde ise bu rakam sadece 9 da kalmış. Rakibi de bu rakamlara çekebilirsek çok çok iyi olacak. Toplamda PAO 44 ribaunt alırken biz sadece 26 da kalmışız. Bir de hala asist üzerinde az sayı buluyoruz. Maç boyunca toplam 8 asist üzerinden sayımız var iken PAO'nun ise 14 asist üzerinden sayısı var.

Oyuncu bazında bu maça bakacak olursak öncelikle İlkan'ı yazmasak yukarıda Allah var çarpılırız. Öncelikle kısa bir flashback yapalım. Fenerbahçe Ülker bilindiği gibi bu sene çok ama çok önemli transferler yaptı. Bo McCalebb, Sato, Batiste, Andersen. Sezon öncesi arkadaş ortamlarındaki sohbetlerde sıklıkla tekrarladığım bir şey vardı. Tamam, bu kadar güzel transferler yaptık ama Bo'dan sonra benim için yapılan en önemli transfer İlkan diyordum. Hatta dediğim bir şey daha vardı ki şu an yüzüm kızarmıyor değil:) "Lan Andersen geldi onu da yedekleyecek isim İlkan olacak lan" diyordum ki bu şekilde giderse tam tersi bir görünüm sergiliyor. Maçtaki yaptığı olumlu ve güzel işlere bakacak olursak bu maçta İlkan takımına 12 sayılık bir katkı yapmış ki bu maç 20 dakika ile hem en çok süre aldığı hem de sayı açısından çift hanelere ulaştığı ilk maç oldu. Aldığı 7 ribaunt (2 hücum + 5 savunma) ile de takımının en çok ribaunt alan ismi oldu. 2 hücum ribaundu ama şunu inkâr edemeyiz, çocuk hücumda potadan seken her topta ribaunt alabilmek için kendini yırtıyor, bir şeyler yapmaya çalışıyor ki açıkçası benim için bu daha da önemli. İlkan oyuna girdiğinde takımına Mirsad gibi neredeyse bir enerji getirip, momentumun takımımıza geçmesini sağlıyor. Ayrıca dışardan attığı şutlarla da rakibin canını çok yakıyor. Helal çocuk böyle devam diyoruz. Oyunun hem savunma hem de hücum yönünde tahtalara vurulacak bir oyun sergiliyor İlkan.

Takımın bu maça için öne çıkan diğer bir ismi ise Bojan oldu. Her zaman istediğimiz, takım için İlkan ile beraber katkı açısından en çok ihtiyacımız olduğu oyuncuların başında geliyor Bojan. Herkesin onu kötülediği zamanlarda onun iyi bir şutör olduğuna ben açıkçası inanıyordum ama tek sorun kendine olan güveniydi ki bu maçta bunu aştı Bojan. Top her eline aldığında hiç tereddüt etmeden kaldırdı ve kendine güvenerek yolladı şutlarını ki aldığı 17 dakikada attığı 13 sayıda bunun çok ama çok etkisi var. Savunmasını ise biraz daha geliştirir ise tadından yenmez:) 

Çok ama çok keyifli bir maçtı benim için. Sadece Fenerbahçeliler için değil basketbolu seven herkes için de öyle olmuştur kanımca. En başta da dediğim gibi PAO'yu 19 sayılara bağlamak gerçekten keyif verici. Maçın 9 sayı farkla bitmesi ise kötü oldu. Hani insan istiyor ki daha fazla farkla bitseydi ama biraz takımın son çeyrekte enerjisinin tükenmesi daha çok "Maçı aldık" havasına girilmesi farkın 9 sayıya inmesi çok da önemli değil diyeceğim ama Fenerbahçe'nin bu konuda dilinin yanmasın bir kenara bayağı haşlanmıştır diyebiliriz. Neyse ki bu sezon öyle bir şey olmayacak inşallah. 

Şimdi önümüzde kalan altı maçın dördü deplasmanda. Cantu ve Olimpija ile içerde oynayacağız.  Bana göre Fenerbahçe evinde oynadığı maçlarda istediğini aldı. Real Madrid'e de yenilmek acayip bir şey değil sonuçta. Bakalım deplasmanda neler yapabileceğiz.

Son bir not: Bo McCalebb'den son iki maçta tam olarak katkı alamamıza  (ki bu alamamış halimiz:)) üstüne üstlük daha tam hazır olmamamıza rağmen dört maçta 3 galibiyet bu takımın ilerde neler yapabileceğine dair çok önemli bir işaret. 

DipNot: Arkadaş bitmiş bir maçta kaptanın yaptığı o No-Look Pass neydi öyle:))) Kaç kere izledim bilemiyorum... Tekrardan izlemek isteyenleri buraya alalım:)))



Püzant YÜCECAN




Fenerbahçe Ülker - Panathinaikos: 73-64

10 Nisan 2012 Salı

Road To İstanbul (TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Final Four)



Turkish Airlines Euroleage TOP 8 maçlarının ardından İstanbul'da gerçekleştirilecek olan Final Four'a kalan takımlar belli oldu.

Final Four biletini ilk alan takım rakibi Unics Kazan'ı 3-0'lık seriyle geçen FC Barcelona Regal olmuştu.
Barcelona'nın ardından rakibi Gescrap Bilbao Basketi 3-1'lik seriyle geçen CSKA Moscow ve yine aynı sonuçla rakibi Montepaschi Siena'yı eleyen Olympiacos İstanbul'a gelmeye hak kazandılar.
İstanbul biletini almaya hak kazanan son takım ise kıran kırana geçen bir serinin ardından evindeki son maçta Maccabi Electra'yı 86-85 yenerek seride durumu 3-2'ye getiren Panathinaikos oldu. 

11 - 13 Mayıs tarihlerinde İstanbul Sinan Erdem Spor Salonu'nda gerçekleşecek olan Final Four programı ise şöyle;

Cska Moscow - Panathinaikos
Olympiacos - FC Barcelona Regal




Püzant YÜCECAN


10 Şubat 2012 Cuma

Kayıp Aranıyor...Panathinaikos:72 - Fenerbahçe Ülker:62


"Kötü oynadık. Taraftarımızdan özür diliyoruz, gelecek maç daha iyi olacağız."

Fenerbahçe Ülker Turkish Airlines Euroleague'in Top 16 4. haftasında OACA Arena'da geçen senenin şampiyonu Panathinaikos ile karşılaştı. Baştan sona kadar Panathinaikos'un üstünlüğü ile geçen maçı 72-62 kaybederek üçüncü yenilgimizi aldık.

Yazıya başlamadan önce böylesine iç karartıcı bir yazı yazacağım için öncelikle herkesten özür diliyorum. Çocukken Polyanna okumadığım için olsa gerek olayları iyi yanından göremiyorum ki Fenerbahçe Ülker'de bugün nereden bakarsanız bakın pek de iyi bir şeyler göremezsiniz herhalde. Takımı neresinden tutarsanız tutun şu an elinizde kalıyor maalesef.

Herhalde basketbolu iyi veya kötü bilen birine geçen seneki Fenerbahçe Ülker'in Euroleague maçlarını izlettirip "Sizce bu takım bu sene Euroleague'de ne yapar ?" diye sorsaydınız herhalde cevap çok netti. "1-2 üst düzey transfer ile bu takım F4 yapar, en kötü kıyısından döner" Ama gelin görün ki kazın ayağı maalesef öyle değilmiş. Nerede geçen sene deplasmanda Olympiacos ve Barcelona, evinde ise Montepaschi Siena gibi takımları birer birer deviren takım, nerede bu seneki takım. Oynanan basketbol, teknik-taktik her şeyi bir kenara koyuyorum, Fenerbahçe Ülker'de takım ruhu, hırs ve inanç türevi şeyler adeta uçmuş gitmiş. Maçlar kaybedilebilir bunu anlarım hatta rakibin geçen senenin şampiyonu olmasını bir kenara bırak Avrupa'nın en üst düze takımlarından biri burada da sorun yok. Peki beyler size maça daha hava atışı yapılmadan "Biz bu maçı kaybederiz nasılsa" havasıyla maça çıkma hakkını kim veriyor??? Bu şekilde hele ki Panathinaikos gibi bir takımın karşısına çıkarsanız mağlubiyet zaten ister istemez kaçınılmaz olur. Ki şunu da belirtmeden geçmeyelim ki dünkü Panathinaikos gerçekten çok ama çok kötü bir basketbol oynadı. Hatta buradaki ilk maçta daha iyilerdi de diyebilirim ama biz zaten maçı baştan kaybetmişiz. OACA'ya adeta yenilmek için gitmiş bir takım izledim ben dün gece. Biraz ama biraz inansalardı dünkü maçı kazanabilirlerdi ama oyuncuların hiçbirinin içinde İNANÇ denen şey kalmamış. Panathinaikos'un bu kadar kötü oyununa rağmen bir koçun oyuna nerde nasıl müdahale edeceğini de canlı canlı izledik dün gece. Bir ara son çeyrekte farkı 9 sayıya düşürmeyi başaran Fenerbahçe Ülker (1) yazıyla da (bir) dakika içinde 7-0'lık bir seri yiyerek farkın gene 16 sayıya çıkmasına engel olamadı ki burada Obradovic faktörü devreye giriyor işte. Aradaki diğer bir fark ise takımı maçta çift haneli fark yakalamış iken yaptıkları basit hatalara kızıp, benchte deliren Obradovic molayı alarak takımına bir güzel zılgıtı çekti. Bizde ise bunun tam tersi. Spahija sadece geriye düştüğümüzde takımına bağırır çağırır "Shame on you"'lar havada uçar. 17 sayı fark yakalarsın fark erimeye başlar buna müdahale edemessin. Sonra çıkıp ona buna "shame on you" diyerek bağırırsın Sayın Neven Spahija.

Konu hazır koça gelmişken bir kaç satır da onun için yazalım bakalım. Öncelikle şunu söyleyebilirim ki takım ile koç arasında adeta ipler kopmuş durumda. En azından ekrandan veya salondan gördüklerimiz bize bunu gösteriyor. En son dün molada Emir koçla ufak bir tartışma yaşadı ki buradaki Milano maçında Mirsad ile tartışmasını görmeliydiniz. Koçun geçen sene gönderdiği isimlere bir bakalım bir de bu sene gelenlere. Geçen sene beğenmediğimiz Lavrinovic gitmiş yerine basketbolu aklıyla oynamayan, sadece Eurolegue haftanın Top 10 hareketine girmeye çalışan bir Gist gelmiş. Bu arada Lavrinovic'i de Euroleague'nin bu seneki en iyi takımı CSKA almış ve bir rotasyon oyuncusu haline getirmiş. Bizim elimizden çıkardığımız Sarunas Jasikevicius'u Panathinaikos havada kapmış biz onun yerine Jerrells'ı almışız. Ki burada aç parantez biraz da koçun kullanamadığına inanıyorum Jerrells'ı kapa parantez. Kinsey gibi bir oyuncuyu takımında istemeyip Türkiye'deki en büyük rakiplerinden birine kaptırıyorsun. Şu takımda Kinsey olsaydı kötü mü olurdu? Bu soruya hayır cevabını verecek pek bir basketbol sever tanımıyorum açıkçası. Neyse hatalı transferler bir yana Fenerbahçe Ülker'in maç içinde özellikle hücumda hiçbir oyun planı, bir hücum seti yok. Ne yaptığını bilmeyen, savruk bir şekilde ancak bire bir oynayan bir takım olduk. Bir gün Ukic bir gün Bojan ee peki nereye kadar?? Sen inanabiliyor musun Sayın Spahija bire bir ile Panathinaikos gibi bir takımı yenebileceğini? Geçen sene övündüğümüz sert savunmamızın yerinde ise şu an yeller esiyor.

Bizden yani taraftardan yanlış hatırlamıyorsam Kasım veya Aralık ayı gibiydi Nedim Karakaş "Ocak ayına kadar bize süre verin" demişti. Ocak ayı geldi geçti peki ne oldu. Euroleague'de Top 16 ilk haftasında Unics'e 17 sayıdan maç verdik, grubun en kötü takımını evimizde zar zor 2 sayı farkla yendik. Şubat ayının başındaki Panathinaikos mağlubiyetini de sayarsak 2 mağlubiyet + 1 galibiyet ile kapadık Euroleague'de Ocak ayını. Beko basketbol Ligi'nde ise yaptığımız beş maçta 3 galibiyet + 2 mağlubiyet aldık. Bu senenin yeni takımı Hacettepe Üni.'sini, ligin 15. sırasında bulunan Trabzonspor'u ve onun hemen bir üstündeki Antalya Bld.'yi yenerken, ligdeki en büyük rakiplerimizden Anadolu Efes'e yenildik diğer bir yenilgimizi ise Tofaş'a karşı aldık. Euroleague ve BBL toplam 8 maç 4 galibiyet + 4 mağlubiyet ile kapamışız Ocak ayını. Bunun için mi bekledik biz Ocak ayını??

Mağlubiyetler alınır burada kimse bir şey demiyor ama bu kadar kötü basketbol oynanmasını hazmedemiyor Fenerbahçe taraftarı. Aslına bakarsanız biraz da biz kendimizi avutuyorduk. Zaten galip geldiğimiz maçlara bile bakarsanız pek de iyi oynadığımızı söyleyemeyiz ama öyle veya böyle maçı son topa kadar getiriyorduk fakat rakip Panathinaikos olunca işler değişiyor işte. Son topa kadar oynamayı bırakın dün gece eminim çoğu insan maçın 3. ve 4. çeyreğini izlememiştir bile. Milano'nun Unics galibiyeti iyi mi oldu kötü mü oldu açıkçası pek karar veremiyor. Şimdi işin yoksa bu kötü oyuna rağmen iki hafta hesap kitap yap:)) Ki bunu sebebi ise takımda maalesef olmayan, bizim içimizdeki İNANÇ'dan dolayı.

Dünkü maçta tek tebrik etmek, helal olsun demek istediğim ise ise 36 yaşındaki Mirsad TÜRKCAN. Aldığı 13 ribaunt ile hem takımının hem de sahanın en çok ribaunt alan ismi olması gram umurumda değil. Gösterdiği İNANÇ ve HIRS takımdaki diğer arkadaşlarını utandırır hatta yüzlerini kıpkırmızı yapar umarım. Ki bu adam 36 yaşında, yaklaşık 1 sene yaşadığı ağır sakatlığın ardından bu seviyelerde hala oynuyorken arkadaşlarının onu örnek almaması utanç verici. Tekrardan helal olsun sana Mirsad helal ki bin kere helal. Ayrıca aldığı ribauntlara bakarsanız rakibin elinden aldığı, avantajın rakipte olduğu pozisyonlarda aldığını görürsünüz.

Bir iki cümle de Vidmar. Emir ve Ukic hakkında karalamak istiyorum.
Geçen senenin sakatlanana kadar iyi isimler arasında sayabileceğimiz Vidmar'dan bu sene adeta eser yok. Aslında sakatlıktan sonra sezona kötü de başlamadı ama son maçlarda ondan da pek eser yok. Çok çabuk faul problemine giriyor diyoruz ama sezon başında böyle bir problemi yoktu. İyi oynadığı süreler dahil Spahija'dan devamlı kesik yedi, kenarda unutuldu ki bu da bence kendisinde bir özgüven sorunu oluşmasına sebep oldu. İyi olduğunda takımın en iyi savunma yapan uzunu bana göre Vidmar'dır. Sanki bu faul problemi biraz da Spahija'ya inat yapıyor gibi geliyor bana.(kişisel görüşümdür)Sen beni zamanında, iyi oynadığımda dahi kenarda unutursan ben de faullerimi alır çıkarım tarzında.

Emir ise bu seneki benim kişisel olarak en büyük hayal kırıklığım oldu. Oysa ki yazın Avrupa Şampiyonası'ndan ne kadar iyi dönmüştü. Spahija'nın bir eseri daha. Çocuğun sürelerini kısalta kısalta basketboldan soğuttu adeta ki bu sene bana göre iyi oynasaydı kendini aşıp Avrupa'nın sayılı üst düzey oyuncuları arasına girecekti ki maalesef olmadı. Bu sene geçen seneki Fenerbahçe Ülker'i bir üst seviyeye çıkaracak oyuncu idi ama Spahija sağolsun buna çok güzel engel oldu. Sen dur bu takımın asıl yıldızı benim dedi. Emir'i hiçbir şekilde doğru zamanda doğru yerde maalesef kullanamadı Spahija. Buna paralel olarak da Emir'in form durumu düştükçe düştü. Hala benim için takımın en değerli oyuncusudur fakat doğru ellerde. Obradovic yönetimindeki bir takımda sizce Emir böyle mi olurdu??

Ukic için bu dediğime karşı çıkacak insanlar olacak ama benim şahsi düşüncem Ukic bir takıma F4 oynatacak bir guard değil. Oynadığında kimsenin olumsuz konuşamayacağı bir oyuncu olmasına rağmen maalesef winner karakterli seni bir üst seviyeye taşıyacak bir oyun kurucu değil.

Kuralar çekilip maç programına baktığımda şöyle bir yorumda bulunmuştum. İlk iki maçı alır, burada ve orada oynayacağımız Panathinaikos maçları sonucunda grubun ilk ikisi belirlenir demiştim. Ne kadar da hayalci bir şey öngörmüşüm:)) Hoş hala F8 şansımız sürmesine sürüyor ama çıksak ne olacak diyenler de var (ki sonuna kadar haklılar) çıkmak F8 oynamak iyidir diyenler de. Her iki görüşte sonuna kadar doğru. Doğru olmasına doğru da şu an Fenerbahçe Ülker hızla dibe doğru gidiyor ve buna dur diyecek kimse yok maalesef ortada. Spahija'dan falan ümidimi kestim ben (ki kendisini kişisel olarak hep sevmişimdir) Ama olmuyor koç olmuyor. Bu hızla dibe gidişe bir an önce engel olunmaz, dur denmez ise bu sadece bu seneyi değil maalesef önümüzdeki seneyi de çok büyük bir şekilde etkileyecek. Tek ümit beslediğim isim açıkçası Aydın Hoca ama ondan da ses seda çıkmıyor. Hadi Aydın Hocam artık bırak prensiplerini ve bu takıma el koy.

Çok ilgimi çektiği için bu fotoyu paylaşmak istedim...Sayı olmuş mudur acaba?? (tekrardan maça bakmaya üşendim açıkcası) :))


Püzant YÜCECAN

1 Şubat 2012 Çarşamba

Rakip: Panathinaikos



Yine bir Euroleague haftasına "Merhaba" diyoruz. THY Euroleague Top 16 2. haftasında yeni salonu Fenerbahçe Ülker Sports Arena'daki ilk maçında EA7 Emporio Armani'yi 65-63'lük bir skorla deviren Fenerbahçe Ülker'in bu haftaki rakibi geçen senenin şampiyonu ve Yunan basketbolunun güçlü temsilcisi Panathinaikos.


1922 yılında kurulmuş olan Avrupa'nın elit takımları arasında yer alan Panathinaikos'un tarihine baktığımızda ise birçok başarı elde etmiş olduğunu görüyoruz. Yunanistan basketbolunun son dokuz sezonunun şampiyonu olan Panathinaikos'un genelde ise 32 şampiyonluğu bulunuyor. 12 Yunan Kupası, 6 Euroleague Kupası (1996, 2000, 2002, 2007, 2009, 2011) kazanan takım şu an Yunan Basketbolunun açık ara lideri konumunda. Maçlarını Atina’daki OACA Arena’da 19.000 kişi önünde oynayan Panathinaikos’u “kişisel olarak hayranı olduğum” 1999 yılından beri Zeljko Obradovic çalıştırmaktadır. Ki koçlar konusunda burada ayrı bir parantez açmak istiyorum. Maç hakkında Fenerbahçe Ülker kazanır mı kazanmaz mı bilemem ama koç konusunda maalesef 1-0 geride başlayacağımız apaçık belli.

Euorleague son şampiyonu Panathinaikos geçen sene Yunanistan'da başlayan ekonomik kriz yüzünden şampiyon kadrosunu her ne kadar koruyamayıp  Fotsis, Drew Nicholas, Milenko Tepic, Shermadini gibi isimlerle yollarını ayırırmış olsa da, kadrosuna David Logan, Pat Kalathis, Steven Smith, Sarunas Jasikevicius gibi isimleri kattı. Panathinaikos'un parkedeki isimlerine tek tek baktığımızda ise karşımıza cidden korkutucu isimler ortaya çıkıyor. Geçen hafta EA7 Emporio Armani için de bu cümleyi kullanmış olsam da arada dağlar kadar fark olduğunu tüm basketbol severler farkında zaten.

Panathinaikos'un bana göre en önemli yıldızı biraz da benim özel olarak hayranlığımın olduğu Dimitris Dimantidis. Euroleague tarihinin en önemli savunmacılarından biri olan Dimitris Dimantidis takımın adeta beyni. Koç Obradovic'in parkedeki eli de diyebiliriz aslında. Maç başına 10,6 sayı ortalaması ile oynayan yıldız oyuncu, bu sezon takımının şu ana kadarki en skorer ismi olmayı da başardı. Bu sezon en çok sayı attığı maç ise Unicaja maçı oldu (23 sayı). Yaptığı 58 asist ile takımının en çok asist yapan ismi olan Dimantidis açıkçası Fenerbahçe Ülker'in en çok sıkıntı çektiği pick&roll savunmasında başımıza Sarunas Jasikevicius ile birlikte çok dert açabilir. Çünkü her ikisi de Avrupa basketboluna baktığımızda pick&roll'ü en iyi yapan isimler arasındalar. Ayrıca son yedi Euroleague sezonunun 6'sında "En İyi Savunmacı" ödülünü kazandığını ekleyelim de kendilerine ayıp etmeyelim:)) Sadece 2009-10 sezonunda bu ünvaının Viktor Khryapa'ya kaptırmış olsa da geçen sene emanetini geri aldı:)) Ufak bir not daha: Hazretleri Euroleague tarihinde aynı sezon içinde en iyi savunmacı, normal sezon mvp'si ve final four mvp'si seçilen ilk oyuncu olmuştur.

Tabi bu 2 efsane ismin yanında Nick Calathes'i de unutmamak lazım. 22 yaşındaki Amerika doğumlu Yunan basketbolcu bu sezon yaptığı 35 asist ile Dimantidis'den sonra takımın en çok asist yapan ismi. Maç başına 2,9 asist ortalamasıyla oynayan genç oyun kurucunun dikkat edilmesi gereken diğer bir özelliği de maç başına 1,5'lik top çalma ile oynaması. Calathes'in en önemli özelliği ise 1,98 boyuna rağmen oyun kurucu mevkiinde oynaması. Nasıl Gist'te yeri geldiğinde basketbol zekası yok diyorsak, Calathes ise basketbolu tamamen zekası ile oynayan bir isim. Gerek takımını parkedeyken yönetmek, gerekse tempoyu ayarlamak konusunda çok iyi bir oyun kurucu olmasına rağmen şut yönünden de eksiklerinin hala olduğunu hatırlatmakta fayda var. Şut yününde eksik olmasına rağmen "ceza şutörü" diyebileceğimiz tarzda bir oyun kurucu.

Takımın diğer bir skorer ismi ise Steven Smith. Ortalama 18:22 dakika süre alsa da attığı sayılara bakacak olursak Dimantidis'den sonra Panathinaikos'un en skorer ismi. Maç başına 10,1 sayı ortalaması ile oynanyan Smith'e iyi savunma yapılmadığı takidirde 4 numarada başımıza çok ama çok iş açabilir.

Takımın en çok ribaunt alan isimleri ise Romain Sato ve Mike Batiste. Takımın deneyimli isimleri arasında yer alan Mike Batiste, Panathinaikos'un pota altındaki en önemli silahlarından biri. Aldığı 58 ribaunt ile Romain Sato'dan sonra bu alanda takımında 2. sırada yer almakta. Romain Sato ise 70 ribaunt ile takımının şu andaki ribaunt kralı diyebiliriz. Her ne kadar Mike Batiste yaşlanmış ve eski günlerinde olmasa da bizim takımın pota altı düşünüldüğünde pota altında dikkat edilmesi gereken en önemli isim. Hoş Mirsad'ın dönmesiyle birlikte bir nebze de olsa riabuntlarda sözümüz geçmeye başlayacak.

Kostas Kaimakoglou, David Logan, Ian Vougioukas ve geçen sene Fenerbahçemizde oynayan Sarunas Jasikevicius ise rotasyonun diğer önemli isimleri.

Açıkçası 2. torbadan gelmesini istediğim bir takımdı Panathinaikos. Öncelikle geçen senenin şampiyonu olmalarından dolayı onlar için bu sene Euroleague şampiyonluğunun pek elzem olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca Top 8 de Panathinaikos ile eşleşmektense gruplarda eşleşmeyi tercih ederim ki grup maçlarının her zaman telafisi vardır. Normal sezona pek de iyi başlamayıp Top 16'da coşmaya başlayan ve daha sonra durdurulamayacak şekilde azan bir takım olduğunu da unutmamak gerekir. Yukarda da dediğimiz gibi geçen seneden kayıpları var. Özellikle Fotsis'in yerini pek dolduramasalar da sonuçta bu kupayı 6 kere kazanmış, Avrupa'nın en önemli takımlarından biriyle oynayacağımızı unutmamakta fayda var.

Tabi geçen hafta onların OACA'da Unics'e kaybetmelerinin ardından bu maçın değeri onlar için bir kat daha arttı. En son okuduğum haberlere göre maçın biletleri tükenmiş durumda. Bu maçta Fenerbahçe taraftarına, oyuncularımız kadar önemli görevler düşüyor. Takımı desteklemekte zaten pek sorunumuz olmasa da maçın hakemini elimizden geldiğince etki altına almamız lazım ki, maçın baş hakemi bugün duyduğuma göre İtalyan Luigi Lamonica. Ki kendisi maçları katletmesiyle ünlüdür. Sinir hapımızı alarak gelinmesi tavsiye olunur:)

Bu maçı kazanmak istiyor isek savunmamızı en üst düzeye çıkarmamız lazım. İyi hatta iyinin biraz daha ötesi savunma yaptığımız takdirde maçı kazanmamamız için hiçbir sebep yok ki zaten hücumda öyle veya böyle sayı bulabiliyoruz. Her bir oyuncumuzun amiyane tabirle 2 kişilik oynaması lazım bu maçta. Top 8 bileti için  çok ama çok önemli bir maç. Ki biz Fenerbahçe olarak bunu geçen sene özellikle Pire'de oynadığımız Olympiacos maçında bunu herkese ispatladık. Bu sefer de neden olmasın. Ki geçen hafta Unics'e yenilmelerindeki en önemli sebep Unics'in 2. devrede yaptığı iyi ve sert savunma idi. Bu maçı alıp haftaya OACA'da oynayacağımız maça avantajlı bir şekilde gitmemiz lazım. Görünen o ki Unics'in geçen hafta  Panathinaikos'u yenmesiyle 2'li ve 3'lü averajların bir üst tura çıkacak takımı belirleyeceği bir grup olacak.

Dipnot: İstnbul'daki kötü hava şartları nedeniyle PAO İstanbul'a planlanan saatlerde gelemeyecek. Ben bu yazıyı tamamlarken onlar büyük bir olasılıkla uçağa yeni binmiş olacaklar. Umarım yorgunluklarını bizim maça kadar atamazlar:) Şans bu sefer yanımızda olsun:)


Püzant YÜCECAN
 

29 Aralık 2011 Perşembe

Fenerbahçe Ülker Top 16 G Grubu Değerlendirmesi...



Turkish Airlines Euroleague'de ilk grup maçlarının tamamlanmasının ardından iki gün önce İspanya'nın Barcelona şehrinde yapılan kura çekiminin ardından Top 16 dörtlü grupları belli oldu.

Temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker G grubunda Yunanistan'ın Panathinaikos, Rusya'nın Unics Kazan ve İtalya'nın EA7 Emporio Armani Milan takımlarıyla eşleşti.
Öncelikle gruba baktığımızda öyle ölüm kalıp grubu değil bana göre. En kötü bu gruptan 2. olarak çıkacağımızı düşünüyorum. Fakat asıl daha zor olan çapraz grubumuz.(Tabi hedef olarak Top 8 düşünülüyorsa) H grubuna baktığımızda kendi fikrimce grubu Barcelona 1. sırada Maccabi ise 2. sırada tamamlar. G grubunda 2. olursak hem rakip daha zor Barcelona olacak ayrıca ev sahibi avantajı da onların elinde olacak. Bundan dolayı grubu 1. bitirmek olası Maccabi eşleşmesinde ev sahibi avantajını yakalamak çok ama çok önemli. Peki, grubu birinci bitirebilir miyiz?? Bence bitirebiliriz. Tabi ki eksiklerimizi biran önce tamamladığımız takdirde.

Rakiplerimize kısaca biraz değinelim;


-Panathinaikos: Her ne kadar Top 16 kura çekimlerine 2. torbadan katılmış olsa da, geçen senenin şampiyonu Panathinaikos grubun şu an ağır favorisi. Normal sezonu 7 galibiyet 3 mağlubiyet ile tamamladılar. CSKA Moskova'ya içerde ve dışarıda da yenilen Panathinaikos diğer bir yenilgisini ise deplasmanda Brose Baskets'e karşı aldı. Geçen sene Yunanistan'da başlayan ekonomik kriz yüzünden şampiyon kadrosunu her ne kadar koruyamasa da takımın yıldız isimleri arasında birçok oyuncu sayabiliriz. Aslında yıldız oyuncularından önce başlarında efsanevi koçu anmak lazım. Obradovic 1999'dan beri takımın başında. Ona eşdeğer oyun içindeki isim ise, Euroleague tarihinin belki de en önemli savunmacılarından biri olan Dimitris Dimantidis takımın adeta beyni. Guard pozisyonunda Diamantidis'den sonra sayabileceğimiz diğer önemli bir isim ise Nick Calathes. Romain Sato, Mike Batiste, David Logan, Sarunas Jasikevicius takımın sayabileceğimiz diğer önemli isimleri. Açıkçası 2. torbadan gelmesini istediğim bir takımdı Panathinaikos. Öncelikle geçen senenin şampiyonu olmalarından dolayı onlar için bu sene Euroleague şampiyonluğunun pek elzem olmayacağını düşünüyorum. Ayrıca Top 8 de Panathinaikos ile eşleşmektense gruplarda eşleşmeyi tercih ederim ki grup maçlarının her zaman telafisi vardır. Normal sezona pek de iyi başlamayıp Top 16'da coşmaya başlayan ve daha sonra durdurulamayacak şekilde azan bir takım olduğunu da unutmamak gerekir. Yukarda da dediğimiz gibi geçen seneden kayıpları var. Özellikle Fotsis'in yerini pek dolduramasalar da sonuçta bu kupayı 6 kere kazanmış Avrupa'nın en önemli takımlarından biriyle oynayacağımızı unutmamakta fayda var.


-Unics Kazan bence bu sene Euroleague'nın şuana kadarki en sürpriz takımız. Bu sene ilk defa katıldığı Euroleague'de normal sezonda D grubunda oynadığı 10 maçtan 7 galibiyet 3 mağlubiyet ile grubu 3. tamamlayıp Top 16'da yer almaya hak kazandılar. Aldıkları 3 mağlubiyet ise Barcelona (içerde ve dışarıda) ve Montepaschi Siena'ya (evinde) karşı olduğunu da hatırlatmakta fayda var. İlk 3 maçının ardından oynadığı 7 maçlık seriyi 6 galibiyet 1 mağlubiyet ile kapadılar. Unics'in en büyük özelliği yaptıkları sert savunma ki GS Medical Park ile yaptıkları maçlarda bunu net bir şekilde gördük. Yaptıkları sert savunmanın yanına Henry Domercant'ın skor gücünü de ekleyince daha iyi bir takım olma yolunda hızla ilerliyorlar. Ayrıca skor konusunda Terrell Lyday'ide es geçmemek lazım. Bence gruptaki en zor deplasmanımız olacak hem uzak hem de yorucu bir deplasman. İlk maçımız olması açısından da ayrı bir önem taşıyor.

-EA7 Emporio Armani ise sezona flaş transferler ile girmesine rağmen istediği sonuçları alamayıp Partizan deplasmanında son maçta aldıkları galibiyet ile Top 16'ya kalmayı başardılar. Normal sezonda temsilcilerimizden Anadolu Efes ile C grubunda mücadele eden EA7 Emporio Armani grubu 4 galibiyet 6 mağlubiyet ile tamamladılar. Anadolu Efes'e her iki maçta da yenilmişlerdi. Kâğıt üstünde takımdaki isimlere bakacak olursak Gentile, Fotsis, Drew Nicholas, Ioannis Bourousis, Omar Cook ve Malik Hairston gibi korkutucu isimler görmemize rağmen hala istediği takım kimyasını bir türlü oturtturamadı koç Scariolo. Savunmada sıkıntılar yaşayan EA7 Emporio Armani hücumda ise skor potansiyeline sahip oyunculardan oluşmasına rağmen istikrarsız bir görüntü çiziyorlar. NBA’ deki lokavt süresince takımda bulunan Gallinari'nin gidişinin ardından takım az da olsa kendine gelmeye başladı.


Biraz da Fenerbahçe Ülker'e bakalım;

Yukarda da dediğimiz gibi Top 16'da başarı yakalamak istiyorsak biran önce sorunlu bölgelerimizi tedavi etmemiz lazım. En sorunlu bölgelerimizden biri olan pota altında öncelikle Oğuz'un her maçta Bennet Cantu maçına eşdeğer şekilde oynaması lazım ama Oğuz bir maç var bir maç yok. Tabi Oğuz da tek başına pota altını nasıl götürebilecek. Hepimizin bildiği gibi Vidmar'ın son zamanlarda nükseden bir erken faul problemi var. Bu hem kendini benchte daha fazla süre bulmasına hem de Oğuz'un devamlı oyunda kalarak fazla yüklenmeye sebep oluyor. FBTV'de Aydın Hoca'nın dediği gibi Vidmar'ın bir özgüven sorunu var. Biran önce bence psikolojik destekle bu sorunun giderilmesi ve geçen sezon sakatlık öncesi iyi oyununa dönmesi lazım. Vidmar'ın pota altında iyi oyunu ayrıca Oğuz'unda omuzlarındaki yükü biraz da olsa hafifletecek. Açıkçası pota altına bir transfer bekliyorduk ama teknik kadro bunun  kesinlikle olmayacağını açıkladı geçen günlerde. Umarım Oğuz ve Vidmar'a olan bu güven iki oyuncumuzu da olumlu bir şekilde etkiler.
Tomas takıma geri döndü. Tabi daha hazır değil ama hazır bir Tomas'ın parkede olması bizim için çok ama çok önemli. Hücumdan öte dış adam savunmasında ona çok ihtiyacımız var. Bojan'ın savunmada yaşadığı sıkıntılar malum. Özellikle bu grupta bireysel yeteneklerin öne çıktığı Unics Kazan takımında Ömer ile beraber uygulayacağı dış adam savunması belki de bize maçı getirecek kilit nokta olacak.

Hücumda ise biraz daha dengeli bir takım olmamız gerekiyor. Bireysel yeteneklerle hücum ediyoruz ki bunun en büyük kanıtı asist sayımızın çok ama çok düşük olması. Burada da devreye girmesini beklediğim isim Roko Ukic. Bennet Cantu maçının özellikle 3. devresinde gördüğüm Ukic'de yavaş yavaş kıpırdanma var diyebiliriz. Bireysel yetenekler ile sayı bulamadığımız dönemlerde neyse ki normal sezonda rakiplerimiz çok da üst düzey takımlar olmadığından dolayı ne fark açıldı ne rakiplerimiz bizi yakalayabildi. Fakat şu da bir gerçek ki Panathinaikos, Unics Kazan gibi dişli rakipler inanın bu kötü oynadığımız süreleri özellikle Panathinaikos affetmez vurur geçer. Maç içinde çok iniş çıkış yaşıyoruz. İyi oynadığımız dakikaların sürelerini daha da çok arttırmamız, iyi oyunumuzu maçın geneline yaymamız lazım. Ayrıca başarılı 3 sayılık yüzdemizi mutlak ama mutlak arttırmamız lazım.
Mirsad ise GS Medical Park ile oynanacak Beko Basketbol Ligi maçında parkelere geri dönüyor. En kısa sürede onu da takıma ve Euroleague seviyesine hazırlamak lazım.

Zor bir grup ama Top 8 olmayacak bir grup değil. Eksiklerimizi bir an önce giderip 18-19 Ocak'taki Unics Kazan deplasmanına hazır olmak lazım. Ayrıca Fenerbahçe Ülker Arena'nın da Top 16'da bize çok yardımcı olacağını düşünüyorum.


Fenerbahçe Ülker Top 16 Fikstürü
18-19 Ocak Unics Kazan - Fenerbahçe Ülker
25-26 Ocak Fenerbahçe Ülker - EA7 Emporio Armani
01-02 Şubat Fenerbahçe Ülker - Panathinaikos
08-09 Şubat Panathinaikos - Fenerbahçe Ülker
22-23 Şubat Fenerbahçe Ülker - Unics Kazan
29 Şubat - 01 Mart EA7 Emporio Armani - Fenerbahçe Ülker
 


Esprili bir not: Arkadaşlarla muhabbette "Bu takım gider OACA'da Panathinaikos'u yener evinde gelir Armani'ye yenilir" demiştim ki hala aynı şeyi savunuyorum.



Püzant Yücecan
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...