Fenerbahçe Taraftarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe Taraftarı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Ağustos 2013 Perşembe

Fenerbahçe, Üzüntü, Kırgınlık...


Nereden başlasam, ne yazsam inanın bilmiyorum. Maçın bitiş düdüğünün üstünden yaklaşık 16 saat geçmesine rağmen ben hala o çimlerdeyim...

Diyerek yazımıza başlamıştık Pazar günü öğleden sonra. Ardından kendi kendime yazmayayım bırak Püzant takımın Çarşamba günü çok çok daha önemli bir maçı var orada gösterirler gerçek güçlerini diye ama nerede. Bırakın gerçek güçlerini göstermeyi sahada mücadele eden, skora tepki gösteren, "lan Biz Fenerbahçeyiz" diyen tek bir adam bile yoktu neredeyse. Benim dün akşam 75 dakika izlediğim takım için ben kimse kusura bakmasın ama "Benim Fenerbahçem" diyebileceğim bir takım değil adeta ortalarda dolaşan insan kalabalığından başka bir şey değildi. Evet, 75 dakika izledim maçı yanlış okumadınız maalesef. 32 yaşındayım rahmetli babamın beni ilk maça götürdüğü günden beri tribünlerde çoğu zaman yerimizi aldık ama dün hayatımda ilk kez son düdük çalmadan mabedi terk ettim. Terk ettim çünkü o an dayanamadım. Sinirlenip küfür etmek, kendi kendimi harap etmek yerine sessiz ve sakince stadı terk ettim.

Oysa her şey ne kadar da güzel başlamıştı. Tamam, hafta sonu yaşadığımız Konya maçının ardından normal olarak Arsenal karşısında pek de umutlu olmamak lazımdı ama insanın içi el vermiyor umutsuzluğa kapılmaya. Özellikle ilk yarının 10 dakikası rakibin tek kale oynaması canımızı biraz sıkmış olsa da daha sonra pek de bir şey oynamamıza rağmen maçı biraz da olsa dengeleyebildik. Tabi ki burada teknik - taktik analize girmeyeceğim onu benden çok daha iyi yapan arkadaşlar var. İkinci yarı ise gol için biraz da olsa bastırmaya başlayınca arkamı dönüp arkadaşıma "Çok da havaya girmemek lazım" dememin ardından şom ağzıma diyerek ilk golü yedik. 64. dakikada ise Ramsey'in ayağından gelen golün arından 64 dakika ayakta olan ben önümdeki boş koltuğa çökerek maçı takip etmeye başladım. İçimden kalkıp gitmek gelmesine rağmen inanın bunu kendime yakıştıramadığım için yapmadım. O an Fenerbahçe pozisyonlar yakalamasına rağmen benim içimde ne bir heves ne de bir umut kalmadığı için ne ayağa kalkıyordum ne de başka bir şey. Başımı önümdeki demirlere dayamış maçı izlerken tek gördüğüm Arsenal kalecisi Szczesny, tek duyduğum ise  ahlar vahlar idi. Bir an gözlerim doldu. Kaç yaşında adamım utanmasam o kadar kişinin içinde oturup ağlayacaktım. Kendi kendime 10 dakika boyunca "Kalk Püzant" dememe rağmen yapamadım ta ki bir başka tribünde oturan arkadaşımdan gelen "Çıkalım mı?" mesajına kadar. Biliyorum ki O da ikinci golden sonra kalkmak istemiş ama benim gibi kendine yediremediğinden kalmamıştı. O benden biraz daha cesaretli çıktı ve bana mesajı attı ve ben de tamam kardeşim geliyorum dedim ve stadı penaltı atılırken terk ettim.

Kaç saat geçti maçın ardından hala zoruma gidiyor hala dargınım Fenerbahçeme. Daha doğrusu o formayı giyen ama maalesef o formanın ağırlığını taşıyamayan futbolcularımıza. 3-0 yenilebilirsin, 5-0 yenilebilirsin bunları sorun yapsaydık zaten Fenerbahçeli olmazdık ama bugün benim gibi takıma kızan, sinirlenen herkesin ortak noktası skor değil. Hepimizin sinirlendiği nokta takımın bu kadar ruhsuz oluşu. Sahada ne mücadele var, ne istek var ne de arzu. Tek istediğimiz şey koşun, mücadele edin, o formaya terinizi akıtın hatta yeri geldiğinde rakibe sert dalın ama bir şeyler yapın.

Hala içim acıyor. Aklıma geldikçe sinirleniyorum. Kimsenin ama kimsenin Fenerbahçe'yi bu hale sokmaya hakkı yok. Biz takımımıza en kötü günlerinde desteğimizi verdik, marşta da dediği gibi "Çünkü Biz Fenerbahçeliyiz" ama biraz da artık takımın taraftara destek olması lazım değil mi? Biraz yüzümüzün gülmesi çok mu fazla? Ben maçtan geliyorum, kendime şöyle bir bakıyorum hayvan gibi terlemişim, sesim gitmiş, tüm günün yorgunluğu vs. vs. ama takım ne yapıyor 90 dakika mücadeleyi bize fazla görüyor.

Bırakın Arsenal'i, rakibin Barcelona da olabilir Real de Bayern de ama sen Fenerbahçe isen herkese karşı aynı ciddiyet ile aynı mücadele ruhu ile oynaman lazım. Ben burada çıkıp demiyorum 90 dakika aynı tempo ile muhteşem oynayın. Hatta teknik - taktik olarak da kötü olabilirsiniz buna herkesin bir nebze tahammülü vardır ama bu şekilde isteksiz ve ruhsuz oynarsanız herkes size tepkinizi kor. Yukarıda da dediğim gibi ben bağırayım, ben çağırayım, ben ter dökeyim ama siz hiçbir şey yapmayın yok öyle güzel dünya beyler kusura bakmayın ama yok.

Yazımızın başında ben o çimlerdeydim diye başlamıştık bugün ise beni ve benim gibi çok kişiyi o çimlere gömdünüz. Emeği geçen herkese tek tek teşekkürler...




Püzant YÜCECAN







8 Mart 2013 Cuma

Fenerbahçe Yeni Beste - Uefa Avrupa Ligi (+18)


Beste belki biraz eski ama ben yeni gördüm. Hem eğlenceli hem de güzel bir beste olmuş. Marsilya deplasmanına giden Fenerbahçeli taraftarların maça giderken Fransa'da otobüste yaptıkları beste. Emeği geçen herkese çok teşekkürler. Biraz küfürlü olsa da burada paylaşmak istedim. Rahatsız olan olursa kusura bakmasınlar ama cidden dinlerken ben çok eğlendim:))))




Püzant YÜCECAN

16 Mayıs 2012 Çarşamba

12 Mayıs...Unutmayacağız...


Beni bilen bilir genelde Fenerbahçe - Galatasaray maçlarını yoğun stres, kalp sıkışması ve ateş çıkması gibi sebeplerden dolayı pek izleyemem. Yanlış hatırlamıyorsam en son izlediğim Fenerbahçe - Galatasaray maçı Guiza'nın topukla gol attığı ve 3-1 galip ayrıldığımız maçtı. Onu bile arkadaşların yoğun ısrarı üzerine zar zor izleyebilmiştim. Geçen Cumartesi oynanan maçı da her zamanki gibi izlemedim. İzlemediğim bir derbiden de galip olarak ayrılmamışsak maç sonrası ne özet izlerim ne yorum okur veya dinlerim. Bu maçın özel durumundan dolayı da maçın bitiminden hemen sonra tüm sosyal medya araçlarından elimi ayağımı birkaç saatliğine de olsa çektim. Sakın yanlış anlaşılmasın ne yenilgiden ne de başka bir sebepten dolayı değil. Biliyordum ki maçın ardından gerek Twitter olsun gerekse Facebook'da dönen muhabbetlerden dolayı ister istemez sinirlerime hakim olamayacaktım. Bundan dolayı da kimsenin kalbini kıramamak, kimseyle atışmamak için birkaç saatliğine elimizi ayağımızı çektik. Tüm bu anlattıklarımdan dolayı da maç sonu yaşanan hiçbir olayı o an canlı olarak izleyemedim haliyle. Ertesi gün ise o gece maçın ardından yaşanan olaylar ile ilgili görüntüler, fotoğraflar ve videolar yavaş yavaş yazılı ve görsel medyayla birlikte daha çok güvendiğim sosyal medyada insanlar tarafından paylaşılmaya başlandı ve ortaya çıkan dehşeti, polis terörünü görmeye başladım



"Şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta"


Türk Dil Kurumu'nun Büyük Türkçe Sözlüğünde "Polis" kelimesinin tam karşılığı. Sözlükteki anlamı her ne kadar bu şekilde olsa da maalesef gerçek hayatta gördüğümüz polis ise bunun tam zıttı. Polis teşkilatının yaptığı bu tür olaylar tabi ki sadece bugüne özgü değil. Zamanında gösteri yapan öğrenci grubunun içindeki hamile kıza tekme atan, gösteriler sırasında konuyla alakasız bir şekilde bir cafede oturan gazeteciye saldıran, insanları sadece etnik kimliklerinden dolayı "terörist bunlar" diye suçlayıp döven, biber gazı kullanan, bir kişinin üzerine on kişiyle çullanan polis ile Pazar günü Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı ve çevresinde yaşanan olaylardaki polis de aynı polis maalesef. 

Burada uzun uzadıya bugün polis teşkilatının kimlerinin elinde kukla olduğunu anlatmaya gerek yok herhalde. Görevi kamu düzenini sağlamak, kendi halkını korumak olan polisimiz bugün maalesef kendine yeni bir görev biçmiştir. Bu yeni görev ise iktidarı korumak ve ona karşı olan ve sesini toplum içinde yükselten herkesi bertaraf etmektir. Onun için bu erkek olur, kadın olur, çoluk çocuk olur fark etmez. Kim iktidara ve onun uzantılarına tepki gösterirse sesi anında kesilir. Bugün ise iktidara ve onun uzantılarına sesini yükselten polisin baş düşman olarak gördüğü kitle ile Fenerbahçe Taraftarı olmuştur. 

Polis açıkçası 12 Mayıs için gayet iyi hazırlanmış. Amaç Fenerbahçe taraftarını kötü ve şiddet yanlısı gözü dönmüş bir taraftar kitlesi olarak göstermekti. Zemin ve şartlar gayet uygundu. Maç şampiyonluk maçı, üstüne üstlük bir de Galatasaray ile herkes gergin bir de medya gücü elinde nasılsa istediğin görüntüleri sürebilirsin ekranlara polis için bulunmaz bir fırsattı ki nitekim bunu da gayet iyi değerlendirdiler. Maça gitmiş olup konuştuğum veya medyadan okuduğum kadarıyla maçın son dakikalarından başlayarak ve bitiş düdüğünün ardından Fenerbahçe Taraftarı takımına olan sevgisini göstermek için "Bu taraftar sizinle gurur duyuyor" tezahüratlarına başlamış bu esnada Galatasaraylı futbolcular orta sahada çember altına alınmıştır. Bu öncelikle açıkça bir kışkırtmadır. Sahaya ne giren var ne eden. Fenerbahçe taraftarının da o ana kadar derdi ne Galatasaray ne de polis. Tek amacı var takımına ve futbolcularına sahip çıkmak, onlara ilerledikleri bu yolda yalnız olmadıklarını göstermek. Siz sanıyor musunuz ki eğer Fenerbahçe Taraftarının derdi Şükrü Saracoğlu Stadında Galatasaray’ın kupa kaldırmasına engel olmak olsaydı o taraftar daha maç bitmeden sahaya akamaz mıydı?? Cevap gayet net. O taraftar o çimlere iner ve kimse durduramazdı. Ama bu olmadı çünkü dediğim gibi taraftarın derdi bu değil. Olayların Telekom tribünündeki taraftar grubunun başlattığı söyleniyor. Ki o taraftar grubunun polis tarafından bilerek ve kasten kışkırtıldığı da söyleniyor. Hadi diyelim cidden orada bulunan taraftar grubu olayları hiçbir sebep yokken başlattı. Polisin görevi ne? Bu olaylara engel olmak ve düzeni sağlamak. Bunun içinde güç kullanma yetkisi var ama yasalar diyor ki "Sana verilmiş olan bu gücü gereğinden fazla kullanamazsın" Ama polis ne yapıyor bunun tam tersi. Aklıma takılan bir konu daha var. Madem Galatasaraylı futbolcuların başına bir şey gelmesinden korkuyorsun İstanbul Emniyeti ve onları sahanın ortasında çember altına alıyorsun aynı şeyi geçen sene Abdi İpekçide oynanan Galatasaray Medical Park - Fenerbahçe Ülker maçından sonra neden yapmadın?? Neden benim basketbolcularım orada çakmak, pet şişe vs. vs yediler. Senin koruman bu mudur?? Sadece bir takımımı koruyorsun yoksa sadece Fenerbahçe'yi mi korumuyorsun? Bak aklıma geldikçe geliyor sorular:)) Fenerbahçe Taraftarı terörist ya Fenerbahçe ile Galatasaray Medical Park bayan basketbol takımları arasında bu sene oynanan Euroleague Women maçından sonra olanları hangi medya kuruluşu ekranlara taşıdı? UA'dan bir arkadaşım ki dediklerine güvenirim "Abi ben böyle bir olay görmedim adam resmen polise uçan tekme attı ve polis araçlarını taşladık" Ah benim güzel ülkem ahhhhh... Sen maçın ardından önüne gelene biber gazı sık, insanların dışarı çıkmasına izin verme, tekmele, copla, tartakla ohh ne güzel dünya. Stat dışındakileri ise cafelere sığınmış insanlara bile saldır sonra da ben bu ülkenin güvenliğinden sorumluyum de. Yok, öyle güzel dünya.
  

"Maçtan sonra her tarafı yakıp yıkmak polis araçlarını devirmek bu nedir? Bunu terörde görüyoruz ama tribünlere terörü baskın kılan zihniyeti lanetliyorum. Burada eğleneceğiz dinleneceğiz. Bu noktada üzgünüm."


Diyor Başbakan Recep Tayyip Erdoğan maçı sonrası yaptığı açıklamada. Ben de buradan Başbakana soruyorum. 

  • 12 yaşındaki bir çocuğun sadece Fenerbahçe Bayan Voleybol takımının kazandığı Şampiyonlar Ligi kupasının sevincini yaşaması sırasında ayağının polis tarafından kırılması nedir?  
  • Çağlayan'a gelip sadece başkanına manevi destek olmaya çalışan, içinde art niyet olmayan bir Fenerbahçe Taraftarının alnının ortasını yaracak kadar hırs ve nefretin kaynağı nedir?
  • Gene Çağlayan'da insanların üzerine bahçe sularmış gibi biber gazı sıkılması nedir?
  • Eskişehir deplasmanına gidip sadece takımına destek olmaya çalışan taraftarın şehre alınmaması nedir? 
  • Emniyet mensuplarının Fenerbahçe Taraftarı'na "Aziz'in piçleri, gelsin başkanınız sizi kurtarsın" demesi nedir?
Gel Başbakanım gel hani bize üstü kapalı "terörist" diyorsun ya asıl tribünlerde terör nasıl olur bir de ona bakalım. 

Gate 13. Hepimizin bildiği ve tanıdığı Yunanistan'ın hatta Avrupa'nın en ateşli taraftar gruplarından biri. Neredeyse tüm hayatlarını Panathinaikos'a adamış bu adamlar neler neler yapıyor.




Maç sonunda bizim sahaya meşale atmamız terör olayı oluyorsa bu görüntüye acaba Yunanistan da başbakan olsaydı Recep Tayyip Erdoğan ne derdi çok merak ediyorum??


Büyük bir olasılıkla Panatinaikos - Olympiakos maçı esnasında çekilmiş bir kare. Polise bak insan bir biber gazı sıkar ne biliyim olmadı 2 cop sallar yaaa:))) Ama kolay kolay yemez Yunanistan'da polisin Gate 13 e saldırması orantısız güç kullanması. Çünkü adamlar biliyorlar ki gerekli cevabı alacaklar


Eskiden gazetelerin verdiği bulmaca eklerinde vardı 2 resim arasındaki farkı bulun diye. Hadi bulun:))


Ben genelde şiddetin her türlüsüne karşı olan bir insanımdır ama bazen ister istemez ben de çileden çıkabiliyorum. Hatta bu son olaylardan sonra aklımdan da geçirmiyor değil "Biz taraftar olarak bu polise tepkimizi daha sert göstermemiz lazım" diye. Gate 13'den başladık oradan devam edelim. Geçen gece Euroleague Final Four'un ardından havaalanında birçok Gate 13 taraftarı ile konuşma imkânı buldum. Hepsinin dediği ortak bir şey var ki o da "Atina'da polisin bize yaklaşması... ister" Biz de mi Gate 13 taraftarı gibi olalım yani. İstediğiniz bu mudur? Çubukluyu gördüğünüz her yerde korkmak kaçmak mı?  Şimdi bir iki dakikanızı ayırıp önce buradaki  videoyu sonra da bunu izleyin lütfen ne demek istediğimi gayet iyi anlayacaksınız. Bana buradan şimdi "Şiddet Çağırısı" mı yapıyorsun diyecek olanlar olacak bundan eminim. Tabi ki böyle şeyler görmek ve yaşamak istemeyiz ama herkesin de sabrının bir sınırı olduğunu unutmayalım lütfen. 



Statlara böyle mi gelmemizi istiyorsunuz??




veya size böyle davranmamızı mı?


Şimdi benim anlamadığım Fenerbahçe Taraftarı yapılan haksızlıklara karşı demokratik haklarını kullanıp sesini yükseltirken, gördüğü zulüm karşısında susmazken bize bunlar reva görülüyor. Allah aşkına ister Fenerbahçeli ister Galatasaraylı isterse Beşiktaşlı olsun hangimizin sevdikleri, arkadaşları, dostları bir stadda veya herhangi bir protesto esnasında yerlerde tekmelenirken, küçücük çocuklar nefessiz kalırken veya kız arkadaşınız duvar dibine biber gazı yüzünden nefessiz kalırken isyan etmeyiz. Hangimiz bu yapılanlara karşı tepki koymayız. Olayları herkes lütfen formasını çıkararak düşünsün.


Bu gözü dönmüşlük nedir? Size bunun yapma hakkını kim ve neden veriyor?? Yukarıda da dediğim gibi hangi takımı tutarsanız tutun bu görüntü karşısında kim tepkisiz kalabilir ki?





Püzant YÜCECAN





6 Mart 2012 Salı

Buse Terim Üzerine...



Dün akşam Twitter'da yaşanan malum olay için bir kaç satır bir şeyler yazmak istiyorum. Aslında konuyu pek de fazla uzatmaya gerek yok ama içimde kalacağına burada kalsın. Malumunuz Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim'in kızı Buse Terim (Açıkçası yolda görsem tanımam. Kendisini ancak çocukluk yıllarında bir iki defa ekranda görmüşlüğüm vardır) dün twittera yazdığı "Fener'i Ateş Bastı" cümlesi üzerine başlayan tartışmalar birden bire Fenerbahçe taraftarını birbirine düşürdü. Zaten amaçlanan da buydu ve de başarıya ulaştı. Kimi "bir bayana bu şekilde karşılık verilmez" derken diğer bir grup ise "hak etti" diyordu. Bunu sıradan sizin benim gibi biri yapmış olsaydı büyük bir olasılıkla bu kadar infial yaratmazdı ama söz konusu isim Fatih Terim’in kızı olunca tabi ki olay büyüdü de büyüdü. Öncelikle bir iki kelam Buse Terim için edelim.

Sayın Buse Hanım;

"Siz doğal olarak Galatasaray taraftarı olsanız da şunu unutmayın ki bu ülkede en çok tanınan, bilinen bir ismin evladısınız. Bundan dolayı da toplum içinde konuştuklarınıza, sanal alemde yazdıklarınıza herkesten çok dikkat etmeniz gerekir. Yarın öbür gün siz değil, sizin bu sözlerinizden dolayı babanız zor durumda kalabilir. 
Sizin de gayet iyi bildiğiniz gibi bu iki kulübümüz nasıl her alanda birbirleriyle mücadele ediyorsa aynı şekilde taraftarları da öyle. Bu sene itibariyle malum olaylardan dolayı artan gerginliğe çanak tutmanız ise ayrı bir başarı. Eğer siz taraftar ağzıyla konuşursanız bunun da karşılığını taraftar ağzıyla alırsınız."

Fenerbahçe taraftarına gelecek olursak yukarda da dediğim gibi herkesin düşünceleri farklı. Verilen cevap (yapılan hashtag) kendi görüşümdür bu hoş olmasa da hak ettiğini düşünüyorum. Ha kimse şimdi bana çıkıp "Bir bayana bu şekilde cevap verilir mi" demesin. Eğer bunu bir erkek yapsaydı ve ona böyle bir hashtag yaratılmış olsaydı bu doğru olacak mıydı? Veya şöyle düşünelim. Bunu bir bayana yapmak ayıp ise böyle bir şeyi bir bayanın yapması ayıp değil mi? Ben olsaydım küfür olayına girmeden farklı bir şekilde cevap verirdim ama yazanlara da kimse haksızlık etmesin. Çünkü 3 Temmuzdan beri üzerimizde oynanmayan oyun kalmadı. Fenerbahçemize ve taraftarımıza yapılan hakaret cabası. Bu taraftar Boğaz Köprüsünde coplandı, Çağlayan'da biber gazı yedi, Eskişehir'de stada sokulmadı. Böylesine üzerine oynanan bir takımın taraftarının da haliyle sabrı kalmadı. Açık konuşmak gerekirse bıçak kemiğe dayandı. Yazılanlara bakıyorum herkes Buse Terim'i savunur olmuş en çok da Fenerbahçe taraftarının savunması beni dehşete düşürüyor. Arkadaş bunları yazanı ayıplıyorsun da bunu yazdıranın hiç mi suçu yok??? Ha bir de şu var Buse Terim'e yapılanların taraftarlıkla alakası yokmuş. Hadi canım nasıl yok. Arkadaş bu ülkede tribün kültürü diye bir şey var ben şahsen istemesem de küfür maalesef ki bu kültürün bir gerçeği. Stada gideceksin ana avrat küfür edeceksin sonra bana sanal alemde kahramanlık yapacaksın. Yok öyle güzel dünya. 
Bir de dünkü olayı normal olarak kınayan Galatasaraylı taraftarlar var. Açıkçası bunlar beni daha çok güldürdü. Sen çık stadda herkese küfür et ana bacı tanımadan, kalecimiz Volkanın eşi için pankart hazırla sonra da gel burada bana "Ahlak Bekçiliği" yap. 


Son olarak boş ver büyük Fenerbahçe taraftarı boş ver diyeceğim ama aslında zor bunu demesi de yapması da. Sana yakışan çoluk çocukla muhatap olmadan, efendiliğini koruyarak önüne bakmak. Gereken cevabı zaten futbol takımımız sahada en güzel şekliyle verecektir. 



Püzant YÜCECAN


18 Şubat 2012 Cumartesi

Teşekkürler Dişi Kanaryalar...

"Kimse inkâr edemez ki bu harpte ve ondan evvelki harplerde milletin hayat kabiliyetini tutan hep kadınlarımızdır" Mustafa Kemal ATATÜRK...

Çok sevgili abim Serdar Gürel böyle yazmıştı bugün twitterda tam da günün anlam ve önemini özetleyen bir cümle.

Bugün takımını buz gibi havada yalnız bırakmayan Dişi Kanaryalar'a binlerce kez teşekkürler. İyiki varsınız...




Not: Fotoğraflar twitter, NtvSpor ve Hürriyet'in internet sitelerinden alınmıştır.


Püzant YÜCECAN

13 Şubat 2012 Pazartesi

Daha Yeni Başlıyor...


Hepimizin de bildiği ve merakla beklediği "Sözde Şike Davası" yarın Silivri'de başlıyor. Gerek taraftar gruplarının organizasyonları gerekse münferit olsun yarın Silivri'ye kalbi FENERBAHÇE diye çarpan binlerce Fenerbahçe taraftarı akacak. Kimse başkanımızı ve diğer yöneticilerimizi sahipsiz sanmasın. Biz size oy veren kuzularınız gibi Türkiye'de meydana gelen herhangi bir olayı iki günde unutmayız, ki siz öyle sandınız "Nasılsa iki gün sonra unuturlar" dediniz ama biz unutmadık unutmayacağız. Bunu da zaten 3 Temmuz'dan beri binlerce kez kanıtladık ve yarın da bunun damgasını vuracağız sizlere. Naçizane ufak bir önerim olacak buradan tüm Fenerbahçeli dostlarıma, arkadaşlarıma, kardeşlerime. Yarın gerek iş gerekse başka sebeplerden dolayı Silivri'ye haliyle gidemeyecek Fenerbahçe taraftarları olacaktır. Gönlümüz tabi ki herkesin orda olmasından yana ama hepimizin de tahmin edeceği gibi bu maalesef mümkün olmayacak. Benim naçizane tavsiyem ise yarın Silivri'ye gidemeyecek Fenerbahçelilere olacak. Yarın Silivri'ye gidemeyecekseniz bile en azından sokağa Fenerbahçe formanızla ile çıkın ki yüreğinizin, bitmek bilmez Fenerbahçe sevginizin nasıl bir şey olduğunu cümle aleme gösterin.

Bugünkü son gelişmelerin ışığında Başkanımız Sayın Aziz Yıldırım yarın Silivri'ye götürülmesi gerekirken bugünden apar topar götürülmesinin yanında mahkemeden bir gün önce de avukatıyla görüşmesine yasak getirildi.
Bu nasıl bir FENERBAHÇE korkusudur.
Bu korkuda size yeter de artar bile. Siz bir Aziz Yıldırım'dan korkarken yarın Silivri'de bin AZİZ YILDIRIM ile karşı karşıya kalacaksınız. Bakalım o zaman ne yapacaksınız???
Giy formanı,
Çık sahaya,
Yüreğini koy ortaya.
Koy yüreğini,
Göster öfkeni,
Düşman yenilecek zafer yakında.
Bilek var vuruşmaya,
Soluk var harcanmaya,
Canlar var verilmeye
FENERBAHÇE'ye!!!


Püzant YÜCECAN

 

1 Ocak 2012 Pazar

Pota Arkası...Fenerbahçe Ülker:80 - GS Medical Park:79



Öncelikle bir herkesin yeni yılını kutlayalım da sonra ne yazacaksak yazalım:) İnşallah 2012 hepimiz için sağlıklı, mutlu ve başarı dolu bir yıl olur tabi sevdiklerimizle beraber diyelim ve 2012'nin ilk yazısını yazmaya başlayalım.

Gönül isterdi ki şu yazıyı yazmak yerine Cuma günkü güzel ve çekişmeli maçın analizini yapalım burada, hem de galibiyetin getirdiği sevinç ile ama maalesef içimde hiç öyle bir istek yok. Oysaki her şey ne kadar da güzel başlamıştı. İş yerinden koştur koştur çıkıp salona geldiğimde gördüğüm manzara ne kadarda güzeldi. Uzun süre sonra Sinan Erdem'i bu kadar dolu görmek. Hem Sinan Erdem Arena'ya Fenerbahçe Ülker'in veda maçı olması hem de rakibin GS Medical Park olması sebebiyle her yer dolu her yer sarı lacivert idi. GS Medical Park oyuncuları anons edilirken kulakları sağır edici bir uğultu, Fenerbahçe Ülker'inkinde ise takımının oyuncularının ismini birer birer haykıran koca bir salon. Her şey çok güzel her şey tam da olması gerektiği gibiydi. Bu güzel atmosfer ile beraber maça da iyi başladı Fenerbahçe Ülker. Fakat yaptığımız basit hatalar ve faul atışlarında kötü günümüzde olunca ilk yarıyı GS Medical Park'ın 4 sayı gerisinde kapadık. Tamam, sustum teknik analize girmeyeceğim:))

İlk yarı boyunca yapılan küfürlü tezahüratlara rağmen (artık bu hale geldik) açıkcası maç da pek kötü gitmiyordu. Taa ki 3. çeyreğin bitimine 2.48 dakika kala saha atılmaya başlayan yabancı maddelere kadar. Zaten ikinci yarı başlarken ilk yarıdaki kötü tezahürattan dolayı 2 resmi anons yiyen Fenerbahçe Ülker taraftarı için bu 2 anonsun adeta hiç önemi yokmuş gibi küfürlü kötü tezahürata 2. yarıda da devam etti. Peki, bu 2 resmi anons ne demekti? Bu 2 resmi anons diyor ki: "Ey Fenerbahçe Ülker taraftarı kötü, küfürlü tezahürat yapma böylece ben de bir daha anons yapmayayım. Bir daha anons yaptığım takdirde içerde oynayacağın ilk maça seni almam" Dedim ya bu iki resmi anonsun pek de önemi yokmuş gibi Fenerbahçe Ülker taraftarı küfürlü tezahüratına devam etti. Üzerine de "bu kadar yetmez ben biraz daha tuz biber ekiyim" dermişçesine 3. çeyreğin bitimine 2.48 dakika kala parkeye pet şişe yağmaya başladı. Hakemler ve GS Medical Park benchi haklı olarak hemen soyunma odasının yolunu tuttular. Olayları yatıştırmak isteyen Mirsad Türkcan ise pet şişe atan pota arkasını sakinleştirmek için o tarafa doğru yöneldi. Yöneldi de oraya gidebilmek ne mümkün. Mirsad da yanından hızlı bir şekilde geçen pet şişeden neredeyse nasibini alıyordu. Bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür ki kendi takımının oyuncunun olduğu tarafa bile pet şişe atarsın. Tabi burada Fenerbahçe Ülker taraftarı derken dediğim yanlış anlaşılmasın herkesi kastetmiyorum. Kimleri kastettiğimi maçı ekran başında veya tribünlerde izleyen herkes gayet iyi biliyor olsa da söylemekte fayda var. Her iki pota arkasındaki taraftar grupları bu olanların sebebi. Özellikle hakem masasının sağ tarafında kalan grup. Maalesef  bu grup basketbol taraftarından çok futbol taraftarı. Maç boyunca devamlı tezahürat yapıyorsunuz hoş güzel de burası futbol sahası değil burası basketbol salonu. Ben bu yaşıma kadar hiçbir maçta kendi takımı faul atışı kullanırken hala tezahürat eden bir takım taraftarı görmedim. Hadi onu geçtim senin takımının oyuncusu faul atışı kullanırken pota arkasından atkı sallamak nedir?? Rakip hücum yapıyor ıslıklayacağınıza veya yerleri döveceğinize hala tezahürata devam. Bu şekilde hiçbir rakip takımı baskı altına alamazsınız beyler. Özellikle Euroleague arenasında öylesine ateşli taraftarların salonlarında maç yapmış deneyimli oyuncular karşısında. 

Olaylar yatışıp takımlar kaldıkları yerden maça tekrardan başladıktan sonra yapılan "Sahaya yabancı madde atmayın" tezahüratı ise komediden başka bir şey değildi. Daha ne kaldı ki atacak. Sen bunu yaptıktan sonra ceza kesilmiştir bile. Şunu da ekliyim ki kimseye haksızlık etmiş olmayayım. Maç boyunca uzun bir süre küfürlü tezahürat yapan, rakip hücumdayken onları ıslıklamak yerine devamlı tezahürat eden, Fenerbahçe Ülker faul atışı kullanırken bile susmayan pota arkası olaylar bitip maç tekrar başladıktan sonra basketbol taraftarının yapması gerekenleri aslında nasıl da bildiğini gösterdi. Biliyorlardı aslında nerde ne zaman ne yapacaklarını ama işlerine gelmiyordu. Futbolda Trabzonspor maçında kendini tutmayı başaran taraftar maalesef burada aynı duyarlılığı gösteremedi. Sebebi ise çok basit. Çünkü onlar için önemli olan futbol. Onlar için Fenerbahçe Spor Kulübü değil Fenerbahçe Futbol Kulübü. Fakat hatırlatmakta fayda var benim bile sayısını bilmediğim birçok branşla beraber Fenerbahçe bir SPOR KLÜBÜ’ dür. Yeri gelmişken şunu da söyleyelim. Eğer o salonda Aziz Başkan olsaydı bırakın pet şişe atmayı küfürlü tezahürat yapıldıktan hemen sonra mikrofonu eline alır o terbiyesizliği yapan taraftara gereken cevabı verirdi. Ama maalesef malum sebeplerden dolayı aramızda yoktu. Oysaki maçın son çeyreğinin bitimine beş dakika kala Fenerbahçe Ülker'i yaptığı baskılı savunmaya taraftar ne de güzel eşlik etti. Top rakibin eline geçer geçmez kulakları sağır edecek şekilde rakibi ıslıklaması, top Fenerbahçe Ülker'e geçtiğinde ise coşkudan yerinde duramaması ve Fenerbahçe Ülker faul çizgisine geldiğinde kocaman bir "şşşşşşşş" sesiyle tribünlerin susması. Doğru olan bu arkadaşlar, maçın başından sonuna kadar asıl yapmanız gereken şey buydu ama olmadı.


Beni bilen bilir bu sene Olin Edirne maçı hariç Fenerbahçe Ülker'in gerek Beko Basketbol Ligi'nde olsun gerek Euroleague'de olsun bu sezon hiçbir maçını kaçırmadım. Her maçta da elimden geldiğince Fenerbahçe Ülker'i destekledim. Her maç çıkışı inanın sesim gitmiş, ter içinde, ellerim şişmiş bir halde terk ettim salonu. Özellikle Euroleague maçları sonrası. Bu şekilde takımını destekleyen ben açıkçası olaylar çıktıktan sonra yerime oturdum ve maçı evde izlermiş gibi izledim. (Böyle dediğime de bakmayın, evde bile en Son Bilbao deplasmanında kötü bir hücum sonrası elimdeki elmayı fırlatmış bir adamım):) Çünkü bu tür olaylardan inanın hiç ama hiç haz etmem. Bir ara maçtan çıkmayı düşünsem de "Benim hiçbir suçum yokken neden cezasını ben çekeyim" diyerek oturdum yerime. Fakat gene dayanamayıp en son Tomas'ın ikinci 3'lüğüyle beraber skor 76-76'ya geldiğinde kendimi koltuğun üzerinde buldum birden. Maç sonu Fenerbahçe Ülker galip ben ise gene eller şiş, ses gitmiş bir haldeydim:)

Maç sonrası Oktay Mahmudi'nin yaptığı açıklamanın altına sonuna kadar mizamı atarım. Fakat şunu da sormadan geçemeyeceğim. Sevgili Oktay Hoca geçen sezon Abdi İpekçi'de GS Medcial Park'ı yenerek şampiyon olduğumuz maç sonrası çıkıp bu açıklamaları neden yapmadın? İnan burada yaptığın bu açıklamayı daha önceden orada yapmış olsaydın gözümde on kat daha büyürdün.
Evet, Oktay Hocanın dediklerine sonuna kadar katılıyorum. İnsanların gözünü şiddet bürümüş resmen. Rakip takıma olan nefretin kendi takımına olan sevgisinden neredeyse daha baskın. Geçen seneki Fenerbahçe Ülker'in Abdi İpekçi Arena'da şampiyon olduğu maç olsun gerekse Sinan Erdem Arena'da oynanan bu maç. İkisinin de benim gözümde pek bir farkı yok. İkisinde de rakibe olan kin ve nefret sonucu dolan tribünlerin gösterdiği çirkinliklere damga vurmuş maçlar. Peki, neden bu iki maçta da aynı sahneleri yaşadık. Aslında cevabı çok basit. Her iki maçta da basketbol seyircisinin "gerçek olan" futbol seyircisine karşı azınlıkta kalması. Onların amacı güzel, keyifli ve çekişmeli bir basketbol maçı izlemek değil. Onların amacı rakip takım oyuncularını ve hakemi baskı altına almak değil. Onların tek amacı var rakip takım ve oyuncularına küfür etmek ve içlerindeki nefreti, kini kusmak. Bunları yapanların da açıkçası tribünde dahi olsalar maçı bile izlediklerine inanmıyorum.

Şimdi Fenerbahçe Ülker'e saha kapama cezası gelirse bunun sorumlusu kim? Amacı sadece basketbol izlemek ve Fenerbahçe Ülker'i desteklemek olan benim suçum nedir peki? Hepimizin de bildiği gibi Fenerbahçe Ülker'in bundan sonraki ev sahibi olduğu maç Anadolu Efes ile hem de yeni salonu Fenerbahçe Ülker Sports Arena'da. Ceza aldığımız takdirde açılış maçını boş tribünlere oynayacak maalesef  Fenerbahçe Ülker. Rezilliğin adeta daniskası. Ben veya biz bir Anadolu Efes açılış maçını bile izleyemeyeceksek bu tip insanlar yüzünden neden kombine aldık. Açıkçası bir ara maç sırasında sinirimden kombinemi bile satmayı düşünsem de sonradan bu tip insanlara meydanı boş bırakmamak adına vazgeçtim.

Şimdi ben bunları yazdım diye biliyorum ki birçok kişiden laf yiyeceğim ama maalesef gerçekler bazen acıdır bazen dokanır.

Not: Bu yazıdan sonra bana gelecek yorumlar arasında hakem 3'lüsünü de eleştireceksiniz. Onların hiç mi suçu yok diyeceksiniz. Evet var hakemler çok berbat bir yönetim gösterdi şimdiden söyleyeyim ama ne olursa olsun bu yapılanlara bahane değildir, olmamalıdır..


Püzant YÜCECAN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...