Tour de France etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tour de France etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2013 Pazartesi

Bir Kahramanlık Hikayesi: Rene Vietto (Roi Rene)


Yıl 1934... Avrupa siyasetinin en aktif olduğu dönemler. Nazi lideri Adolf Hitler Almanya'da, İtalyan faşist lider Mussolini ise İtalya'da gittikçe daha çok güçleniyorlardı. Fransa'da ise hükümet "Stavisky Affair" adı ile anılan ekonomik ve siyasal bir skandal ile sallanıyordu. Politik durumlardan dolayı iç karartıcı bir halde olmasına rağmen Fransa'da Tur için tüm hazırlıklar tamamlanmıştı. Böylece Tour de France insanların siyasi sorunlardan uzaklaşması ve onlara gerekli olan morali veren en büyük etken olmuştu.

Fransa güçlü bir takım kurmuştu. Takımın liderleri olarak önceki senelerde Turda şampiyon olan isimler Georges Speicher ve Antonin Magne seçilmişti. Seçici kurul tarafından 20 yaşındaki çaylak Rene Vietto'nun güçlü Fransız takımına seçilmesi ise ortaya küçük bir tartışma çıkarmıştı. Sebebi ise Vietto'nun daha önceleri sadece küçük bölgesel yarışlar kazanmış olması ve Tour de France için yeterince deneyimli olmamasıydı. Vietto'nun ilk etabı 11 dakika geride tamamlaması ile de eleştiriler doruk noktasına çıktı. Bu noktadan sonra ise "Roi Rene" (Kral Rene) efsanesi başladı.

İlk etap bir sene öncesinin şampiyonu Georges Speicher tarafından kazanılmış ve şampiyon kaldığı yerden tekrardan sarı mayoyu giymişti. Turun ikinci etabında ise Antonin Magne iyi bir performans gösterip kendine yetecek olan zamanı da elde edince takım arkadaşı Georges Speicher'dan sarı mayoyu devir aldı. Bundan sonraki etaplarda da Fransız takımı başarılı sonuçlar alarak hem turu hem de sarı mayoyu kontrol ediyorlardı. Fakat Paris'e giden yol o kadar kolay olmayacaktı.

Genç tırmanışçı Vietto'nun ise ilk etabı 44. sırada bitirmesi ile O'nun hakkında olan tartışmalar gene alevlenmişti. Fakat Vietto'nun asıl iyi olduğu yer Alpler idi. Digne'de 9. etabı kazanmış üstüne üstlük Col d'Allos ve Col de Vars tırmanışlarını da kazanmıştı.  Böylece Vietto kötü bir başlangıç yaptığı turda genel sıralamada üçüncü sıraya kadar yükselmişti. Bu arada tur Vietto'nun doğduğu yer olan Cannes'a gelmişti. Evine giden yolda yani Nice ile Cannes arasındaki 11. etabı da kazanmıştı Vietto. Genç Vietto'nun bu çıkışının farkına varan Fransızlar onu takip etmeye ve desteklemeye başlamışlardı.

Turun bundan sonraki yarışı ise Pirene Dağları etabı (15. etap) idi. Vietto ve Magne ana grubu Col du Puymorens zirvesine kadar iyi kontrol etmişti. Vietto tırmanış içinde birinci idi. Takım kaptanı Magne ise İtalyan bisikletçi Giuseppe Martano ile Vietto'nun arkasından geliyordu. Zirveden aşağı inilirken Magne bir çukura çarpar ve ön lastiği patlar. İşte tam da bu noktada efsanenin ilk adımları atılır. Yarışın başında herkesin eleştirdiği daha sonra ise desteklemeye başladığı genç 20 yaşındaki Vietto gelir ve takım ruhuna aşırı bağlı olup inandığı için kendi lastiğini takım kaptanı Magne'ye verir. Çaresiz Vietto takım desteği için bekler iken artık etabı birinci bitirme şansını tamamen yitirmiştir. Magne ise lastiğini değiştirdikten sonra hızlı bir şekilde öndeki gruba katılır. Takım desteği geldikten sonra Vietto yarışa kaldığı yerden devam eder. Ax-les-Thermes bitişine ulaştığında ise genel sıralamada 5 dakika kaybetmiştir fakat takım liderinin sarı mayosunu korumayı başarmamıştır. O bisikletinin ön lastiği olmadan beklerken bir fotoğrafçı onu ağlarken görüntülemiştir. Ertesi gün gazeteler bu fotoğrafı yayınlayıp başlıklarını çoktan atmıştı. "Roi Rene" (Kral Rene)


Yayınlanan haberin ardından Vietto'nun Fransız halkı arasında popülaritesi daha da çok artmıştı ve efsane daha da büyümeye kararlı idi. Turun 16. etabı olan Ax-les-Thermes - Lunchon arasındaki tırmanış etabında gene şansızlık Magne'nin peşini bırakmadı. (Artık bu Magne'nin mi yoksa Vietto'nun mu siz karar verin) Vietto günün ilk tırmanışı olan Col de Port'u birinci tamamlamış ve Porte d'Aspet tırmanışını da kazanmak üzereydi. Bu arada Magne, Porte d'Aspet'e gelirken gene ikinci sırada bulunan Martano'yu takip etmektedir ve bu sefer de takip sırasında Magne bir taşa çarpar ve arka lastiğini patlatır. Vietto ise önde olduğu için Magne'nin ona kısa sürede katılacağını düşünmektedir. Fakat Magne yerine yanında takım destek aracını görür. Tabi bu kulaklıklı telsizlerin keşfedilmesinden yarım yüzyıl önceydi:) Takım aracı Vietto'nun yanına geldiğinde Magne'nin bir kaza geçirdiğini ve çevresinde hiçbir takım arkadaşı olmadığını söyler. Vietto bu sefer de kendini feda ederek dağı tekrar gerisin geriye tırmanmaya başlar. Magne'nin yanına geldiğinde ise ona bisikletini verir. Magne yola devam edip takım arkadaşı Lapébie'a yanına gelir ki gelen emir ile Magne'yi beklenmesi söylenmiştir. İkisi birlikte önde olan Martano'yu yakalarlar. Bu sırada Vietto ise yeni bisikletini beklemektedir. Etap birincisi olacak olan Adriano Vignoli (ITA) çoktan aradaki farkı açmıştır fakat Magne ve Lapébie, Giuseppe Martano'yu (ITA) yakalarlar. Magne etabı üçüncü olarak bitirirken Lapébie ise ikinci olarak bitirmiştir. Genç Vietto ise yarışı Vignoli'nin sekiz, takım arkadaşları Magne ve Lapébie'dan ise dört dakika sonra tamamlayabilmiştir. Etap sonunda Vietto'nun yaptığı bu fedakârlık sonucunda takım lideri Magne genel sıralamadaki birinciliğini Martano'nun 2 dakika 57 saniye önünde korumayı başarır.

Daha turun başında herkesi yetersiz gördüğü, eleştirilerin odak noktası olan Genç Vietto 1934 yılında düzenlenen turda Beyaz Mayoyu kazanarak dağların kralı olmuştur. Dağların Kralı olmasının yanı sıra takımı için yaptığı fedakârlıklar ile Fransız halkının ve bisiklet severlerin gönlünde ayrı bir yere sahip olmuştur.

O seneki turu Antonin Magne en yakın rakibi Giuseppe Martano'nun (ITA) 27 dakika 31 saniye önünde tamamlayarak şampiyon olur. Fakat o gün bugündür bisiklet severlerin sorduğu bir soru vardır "Ya bu iki etabı Vietto kazanmış olsa idi??":))

Üstadın önünde saygıyla eğiliyoruz...


1934 Tour de France Complete Final General Classification
1
France
147h 13' 58"
2
Italy
+27' 31"
3
France
+52' 15"
4
Individual
+57' 40"
5
France
+59' 02"
6
Individual
+1h 12' 02"
7
Germany
+1h 12' 51"
8
Individual
+1h 20' 56"
9
Switzerland/Spain
+1h 29' 02"
10
Switzerland/Spain
+1h 40' 39"

Best Climber Category
1
France
111
2
Switzerland/Spain
93 or 95
3
Italy
78



Not: Hikaye ve genel bilgiler www.cyclingrevealed.com adresinden alınmıştır. Bazı yerler bire bir çeviridir.


Püzant YÜCECAN


29 Haziran 2013 Cumartesi

Bisiklete Giriş


Buralara uğramayalı uzun zaman oldu. Bazen işten, güçten vakit bulamadığımızda buralara yazamıyorduk ama bu sefer son olaylardan dolayı yazılacak çok şey varken yazmak içimden gelmedi. İnsanlar öldürülürken, insanlar zulüm görürken burada farklı konular yazmak da zaten abdestle iştigalden başka bir şey olmazdı. Hazır olaylar biraz da durulmuşken ufaktan yazmaya başlayalım derim;)


1903 yılından beri yapılan ve dünyanın en eski spor yarışması, Fransa'nın milli sporu olarak bilinen bisiklet sporunun en büyük müsabakası Tour de France 2013 bugün CorsiCa adasında start alacak. Bu vesile ile de biz de bir iki şey karalayalım.

Daha önce burada bisiklet sporu ile ilgili bir yazı karalamış, orada da belirttiğim gibi bundan sonra izleyeceğim, takip edeceğim spor dalları arasına bisiklet sporunu da eklediğimi söylemiştim. Yaklaşık iki ay olmuş o günden bugüne kadar elimden geldiğince hem bloglardan hem de internet sitelerinden bisiklet sporunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmeye çalıştım hem de yarışları takip ettim. Bu sayede kuralları, takımları, bisikletçileri kısacası neyin ne olduğunu yavaş yavaş öğrenmeye başladım. Açıkçası bugüne kadar Lance Armstrong dışında bisiklet sporu ile ilgili pek bilgili olmayan ben konuya ucundan kıyısından hakim olmaya başladım.

Eğer bu sporu ben de öğrenmek ve daha iyi bir şekilde takip etmek istiyorum diyorsanız size tavsiye edeceğim bir kaç site ve blog adresi var. Öncelikle iki blog önereceğim;


Bisiklet sporu ile ilgili ne ararsanız bulabilirsiniz. Güncel yarışlar ile ilgili detaylı yazılar, bisiklet sporu tarihi ile ilgili bilgiler ve hatta ben okumaktan sıkılırım dinlemek daha hoşuma gider diyorsanız blogda podcastler de mevcut. Ayrıca blogu https://twitter.com/BisikletSporu twitter adresinden de takip edebilirsiniz.


Tavsiye edebileceğim diğer bir site ise www.mtbtr.com 2001 yılında yayın hayatına başlamış olan site kendilerinin de dediği gibi dağ bisikleti konusunda Türkiye
de referans olabilecek bir platform olmasına rağmen daha sonraları bisiklet sporunun diğer disiplinlerine de yer veren geniş içerikli bir site. Geniş bir yazar ekibine sahip olan siteyi şiddetle takip etmenizi tavsiye ederim. Ayrıca site içerisinde bisiklet kullananlar için ikinci el bisiklet ve bisiklet parçaları bulabileceğiniz bir forum mevcut. Ayrıca MTBTR ekibinin diğer sporlarla ilgili yazılarının bulunduğu  blogunu da tavsiye edebilirim. Hem diğer sporlar hem de olimpiyatlar ile ilgili güzel yazılar mevcut. olimpikturk.blogspot.co.uk

Eğer benim İngilizcem sağlam diyorsanız;
sitelerini de tavsiye edebilirim. Güncel haberler ve bisiklet sporu ile ilgili tüm detayları buralardan da bulabilirsiniz.

-------------------

Mayıs ayında yaklaşık bir haftalık bir Almanya ve Fransa tatili yaptım. Şimdi diyeceksiniz ne alaka:)) İki ülkede de gözlemleyebildiğim kadarı ile bisiklet sporu bir spor olmanın yanı sıra bir kültür bir gelenek meselesi ve daha da ötesi bir ulaşım aracı. Her iki ülkede de bisiklet insanlar tarafından neredeyse en yaygın olarak kullanılan ulaşım aracı. Sağınıza solunuza ne tarafınıza baksanız genci yaşlısı, kadını erkeği her yerde görebilmeniz mümkün. Eğer Paris'te yaşıyor olsaydım mutlaka ulaşımımı bisiklet ile sağlardım büyük olasılıkla. O trafiğe girmek, o sinir stres çok fena. Almanya'da trafiğin Paris’e göre bir nebze daha iyi olmasına rağmen orada da bisiklet en önemli ulaşım araçlarından biri. Ulaşım aracı olmasının YANI sıra Pazar günleri de insanların haftanın stresini atmak, rahatlamak için kullandığı bir yöntem. Tabi bunun olmasındaki en önemli unsur devletin vatandaşına bisiklet kullanmaları için parkurlar ve yollar tahsis etmesi. Onlar AVM yapacağına bisiklet yolu yapıyor;)  Pazar günü Köln havaalanından eve giderken insanlar çocukları ile bisiklet kullanırken bizdeki AVM kültürü ister istemez insanın aklına geliyor;)


Tabi adamlar bu kadar bisiklet kullananlar için yoldur, parkurdur yaparken ulaşım esnasında bisikletinizi park edebileceğiniz yerleri de unutmamışlar. Köln ve Paris'te şehrin neredeyse her kesiminde bu tip park alanları mevcut.


Burası Dom Katedralinin bulunduğu Köln şehir merkezi tren istasyonunun çıkışı. Şehrin en yoğun yerlerinden biri. Tren istasyonu hemen çıkışında bu tür bisikletinizi park edebileceğiniz alanlar bulmanız mevcut.


Burası da Chorweiler. Köln şehrinin kuzeyinde bulunan ve merkeze 10 km. uzaklıkta bulunan bu yerleşim yerinin nüfusu ise yaklaşık 13.000 civarında. Bakırköy'ün onda biri bile olmayan bir yer. İki katlı, insanların günlük alışverişlerini yapabileceği bir AVM bile diyemeyeceğimiz yerin giriş/çıkış kapısının hemen önü.


Burası da Tour de France'ın ana vatanı Paris. Keşke daha çok vaktim olsaydı da daha çok fotoğraf çekebilseydim ama maalesef. Buralarda durum öyle bir hal almış ki takım elbiseli bir kadın veya erkeği eğer Türkiye'den gitmişseniz bisiklet üstünde gördüğünüz ilk anda bir afallama durumu geçiriyorsunuz:))


Paris'te ulaşımınızı bisiklet ile sağlamak istiyorsanız illaki ki bir bisiklet sahibi olmanız gerekmez. Fotoda da görebileceğiniz üzere şehrin çeşitli bölgelerinde bu şekilde bisiklet kiralayabileceğiniz alanlar mevcut.

Bunun bir örneğini de sanırım ülkemizde ilk defa İBB Kadıköy’de gerçekleştirdi. Keşke daha çok yaygınlaşsa. Tabi bunun için önce ülkemizde bisiklet kullanımının yaygın hala gelmesi daha da öncelikli ulaşımını bisiklet ile sağlamak isteyen insanalar için bisiklet yolları yapılması gerekir. Yani öncelikle bir alt yapının sağlanması lazım. Kendi yaşadığım yerden örnek vereyim. Bakırköy'de oturuyorum ve bisiklet ile Yeşilköy'e gitmek istiyorum. Ara sokaklarda pek sorun yok gibi. Kıyıdan köşeden belli bir şekilde sahile çıkabiliriz. Sahilde ise kısa bir süre kaldırım üzerinden gittikten sonra Ataköy - Yeşilyurt arası direk trafiğin içindesiniz ve can güvenliğiniz minimuma iniyor. Önünüze arkanıza, sağınıza solunuza iyice dikkat etmeniz gerekir. Ondan buralarda şu an biraz zor. Ancak Bakırköy'de yaşayan biri olarak kısa sahil yolunu kullanabilirim. Kısa dediğim bisiklet ile ancak ya Ataköy ya da Zeytinburnu. Daha fazlası trafiğin içindesiniz.

Bunun yanı sırada insanlara bisiklet diye bir şeyin var olduğunu öğretmek de gerekir. Şöyle örnekleyelim. Nisan ayı içeresinde ülkemizde gerçekleştirilen 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu'nun son etabı olan İstanbul'da gerek sosyal medya gerekse tanıdıklarla sohbette sıkça duyduğum laf şuydu "ya arkadaş bisiklet yarışı varmış ondan yollar kapalı nasıl iş bu  ya" Bu aslında çok güzel bir iş. Bir gün de arabanı kullanma ölmezsin. Ayrıca bu öyle bir iş ki senin Turizm Bakanlığın ülke tanıtımı için bolca para harcarken bisiklet turu dediğin şey ile tüm ülkeyi neredeyse bedava tanıtıyorsun.

------------------------------

Nisan ayından beri elimden geldiğince yarışları takip etmeye çalışıyorum. Basque Bisiklet Turu, Giro D’Italia, 49. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu ve Tour Of California (USA Pro Cycling Challenge da olabilir emin değilim):)

Takımları, sporcuları, pembe mayonun, sarı mayonun ne olduğunu öğrendim:)) Avrupa'da yapılan yarışlar ise benim için Amerika'da yapılan yarışlardan görsel açıdan bir tık daha önde. Nedeni ise Avrupa'nın o eski tarz sokaklarını ve o farklı havasını korumuş iken bunu maalesef Amerika'da görmek mümkün olmuyor. SKY, Astana, Team Saxo-Tinkoff bu üçü aklımda en çok kalan takımlar oldu. Sporcularda ise Contador, Cancellara (ki Caner Eler’den dolayı Flanders Bisiklet Turu’nda bayağı destekledim) Peter Sagan aklımda kalan isimler.

Son söz olarak bisiklet yarışlarını izlemenizi tavsiye ederim. Cidden çok ama çok keyif alacağınızdan eminim. Bugün başlayacak olan Tour de France'ı ise Eurosport ekranlarından takip edebilirsiniz...


Paris'te bu tü tişörtler peynir ekmek gibi satıyor. Biz de bir tane aldık ama daha giymeye kıyamadım o ayrı:))))



Püzant YÜCECAN






Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...