7 Temmuz 2012 Cumartesi

THY Euroleague 2012-13 Normal Sezon Grupları


THY Euroleague 2012-13 sezon kuraları dün İspanya'nın Barcelona şehrindeki Mediapro Auditorium'da çekildi. Temsilcilerimizden Fenerbahçe Ülker A Grubu, Beşiktaş D Grubu ve Anadolu Efes ise C Grubu'nda mücadele edecekler. 

Beşiktaş ve Anadolu Efes'in tüm rakipleri kesinleşir iken Fenerbahçe Ülker'in grubundaki son takım ön elemeden sonra belli olacak. Fenerbahçe Ülker'in son rakibi Unics Kazan, Ulm, Le Mans, Donetsk, Cez Basketball, Telent Oostende, Cantu, Lukoil Academic takımlarından biri olacak.

THY Euroleague 2012-13 sezonu 11-12 Ekim tarihlerinde oynanacak maçlar ile başlayacak. Normal sezon 13-14 Aralık tarihlerinde oynanacak son karşılaşmalar ile tamamlanacak.

Bu sezon Euroleague geçen sezonlara göre biraz daha farklı olacak. Öncelikli olarak Euroleague Yönetimi'nin yaptığı açıklamaya göre normal sezon öncesi oynanan ön eleme turu maçları tek ayaklı olacak. 8 takımın yer alacağı ön elemeden normal sezon gruplara sadece bir takım katılma hakkı kazanacak.

Asıl önemli olan değişiklik ise normal sezon sonrası Top 16'da yaşanacak. Geçen senelerde normal sezon sonrası kura çekimi ile dört yeni grup oluşturuluyordu. Bu sezon ise Top 16'ya yükselen 16 takım E ve F grupları olmak üzere iki ayrı gruba ayrılacak. Bu statü değişikliği ile seyirci daha fazla maç izleme olanağı bulacak. Eşleşmeler ise şu şekilde olacak.

E Grubu: A1, C1, B2, D2, A3, C3, B4, D4
F Grubu:B1, D1, A2, C2, B3, D3, A4, C4

Oynanacak 14 maçın ardından ise grubunda ilk 4 sırayı alan takımlar çeyrek finale yani TOP 8'e yükselmiş olacak. Çapraz eşleşme ile de TOP 8 belirlenmiş olacak. 

Yapılan diğer bir değişiklik ise maç günlerinde olacak. Geçen sezona kadar Çarşamba ve Perşembe günleri oynanan maçlar bu sezon Perşembe ve Cuma günü oynanacak. 



Group A
Panathinaikos Athens
Real Madrid
BC Khimki Moscow R.
Fenerbahçe Ülker
Union Olimpija Ljubljana
QR Champion



Group B
Maccabi Electra Telaviv
Montepaschi Siena
Alba Berlin
Unicaja Malaga
Asseco Prokom Gdynıa
Elan Chalon-Sur-Saone





Group C
Olympiacos Piraeus
Cja Laboral Vitoria
Anadolu Efes İstanbul
Zalgiris Kaunas
EA7 Emporio Armani
Cedevita Zagreb




Group D
FC Barcelona Regal
CSKA Moscow
Partizan MT:S Belgrade
Lieetuvos Rytas Vilnus
Brose Baskets Bamberg
Beşiktaş JK İstanbul




Püzant YÜCECAN

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Teşekkürler Babacığım...(Son Sözümüz Fenerbahçe)


Çok yazın vermiş olduğu rehavet az benim tembelliğimden dolayı uzun süredir buralara uğramıyorduk. Dün akşam Fenerbahçe Tv'de yayımlanan "Son Sözümüz Fenerbahçe" belgeselinden sonra bir şeyler karalamak geldi içimden. Öncelikle belgeselin yapımında emeği geçen herkese binlerce teşekkürler. Dün bizi hem ağlattınız hem gururlandırdınız. Gerek belgeseli izlerken gerekse bittiğinde hep aklımdan şu cümle geçti; "İyi ki Fenerbahçeliyim". 

Evet "İyi ki Fenerbahçeliyim" ve bu cümleyi her kurduğumda aklıma babam geldi. Dün gece Twitter'da da yazmıştım ama burada tekrardan yazalım. Ne duygusallık ne de popülizm cidden babamdan bana bir çöp bile kalmadı. Ondan bana kalan tek miras Fenerbahçe idi. Tekrardan hepinizin huzurunda babama bir kez daha teşekkür etmek istiyorum. Teşekkürler babacığım bana böylesine güzel, böylesine anlamlı bir miras bıraktığın için. Daha sonra oturup babam ile izlediğim maçları düşünmeye başladım. Gerek mabed de gerekse televizyon başında kendisiyle birçok maç izlemiştik. Daha çok ufak yaşlarda Fenerbahçem ne zaman penaltı kazansa babamı kızdırmak için "Kaçıracağız" derdim. O da bana "O zaman sen de kaçacak yer ara"derdi:)) O zamandan başlamışız totem yapmaya demek ki:)) Bir keresinde bir Avrupa maçıydı sanırsam rakibin ismini hatırlayamıyorum ama kazandığımız penaltıyı gole çeviremeyince cidden beni evin içinde kovalamıştı:))

Bu anılar arasında hafızamı daha da zorlayayım dedim ve babam ile izlediğim, hafızamın en derinliklerinde kalan en eski maçı hatırlamaya çalıştım. Aslında o anı orada duruyordu ama ben bir türlü çıkaramıyordum. Sonra aniden gözlerimin önünde belirmeye başladı. 

3 Mayıs 1989. Doğum günümün ertesi ve sıcak bir bahar günüydü. Sabah okuldan erken çıkıp evde babamla Fenerbahçemin maçını izleyeceğimi bilerek gayet mutlu ve mesut bir şekilde evden ayrılmıştım. 8 yaşındaydık ve daha 1. sınıfa gidiyorduk. Neyse öğleden sonra babamın gelip beni okuldan aldığını hatırlıyorum saat 14:00 falandı tam hatırlamasam da. Eve gelip çantayı bir kenara önlüğümüzü başka bir tarafa atarken annemin "Onları yerine koy" bağırışları arasında babamla geçtik ekran başına. Tam olarak hatırlayamıyor açıkçası dönemin Federasyon Kupası bugünkü adı ile Türkiye Kupası ya çeyrek final ya da yarı final rövanş maçıydı. İlk maç Kadıköy'de 2-2 bitmişti. Sıra gelmişti Ali Sami Yen'deki ikinci maça. Maçın başlama saati 15:00 idi. Kadromuzu tam olarak hatırlayamasam da (internetten bakıp yazmak istemedim) aklımda kalan isimler kalede Toni Schumacher (sayesinde mahalle maçlarında her kaleci olduğumda mutlaka şapkamı takmışımdır), defansta Müjdat, orta sahada Oğuz, Rıdvan ilerde ise Aykut ve Hasan. Teknik direktörümüz ise hala önünde saygıyla eğildiğim Todor Veselinovic idi. İlk 45 dakika bittiğinde Galatasaray Tanju'nun yaptığı Hat-trick ile Fenerbahçe karşısında 3-0 önde idi (Tanju'ya sinir oluşum bu maç ile başlar) ve ben 3-0'lık skor karşısında hüngür hüngür ağladığımı hatırlıyorum. Babam dayanamamış artık inanarak mı yoksa küçük oğlunu teselli etmek için midir hiçbir zaman bilemeyeceğim bir şekilde bana "Ağlama oğlum daha maç bitmedi" demişti. 


Hakikaten de babamın dediği çıktı maç daha bitmemişti. İkici yarıya fırtına gibi başlıyordu Fenerbahçe. Önce Aykut çıktı sahneye. İkinci yarının hemen başında Rıdvan'nın adrese teslim pasıyla 0'a kadar inen Aykut nefis bir gol ile durumu 3-1'e getiriyordu. Ardından gene Rıdvan Rıdvan Rıdvan. Neredeyse orta sahadan altığı topu Galatasaray ceza sahası içine kadar getirip topu Hasan'a al da at dercesine bırakıyor ve Hasan da skoru 3-2'ye getiriyordu. Durum 3-2 olmuştu ve ben artık o 8 yaşındaki çocuk dişlerini sıkmaya başlamış "Hadi Fener hadi" diyordum. Ben ekran başında ne kadar inanmışsam futbolcularımız da onun kat be kat fazlasına inanmışlardı bu maçı kazanacaklarına. Ve beklenen an gelmişti. Rıdvan'ın bu sefer Galatasaray ceza sahasının sağ tarafından yaptığı ortaya müthiş bir vole ile karşılık veren Hasan durumu 3-3'e getirmişti. Babama nasıl sarıldığımı hatırlamıyor bile. 3-0'dan 3-3 olmuştu daha ne olsun. İşte o an. Belki de hayatım boyunca unutamayacağım anlardan biri olacak o an gelmişti. Orta sahadan topu alan Rıdvan ceza sahası içine doğru hareketlenen Hasan'a ölçerek, biçerek öyle bir pas veriyor ki top Hasan'ın sağ yağında bitiveriyor. Sağ ayağında bitiveren topu hemen sol ayağına alan Hasan, Simoviç'i görür görmez de şutunu çekiyor. Veeee top ağlarda. İlk yarıyı 3-0 geride kapayan Fenerbahçe skoru 4-3'e getiriyor. Babamla havalardayız adeta:)) Maç sonrası sevinç, mutluluk gözyaşı.


Anılarım arasında en güzel yeri kaplayan bu maçı hala ne zaman izlesem o günlere döner ve gözyaşlarıma hakim olamam. O gün daha sadece 8 yaşında olan o küçük çocuk şu an 31 yaşında. Günbegün büyüdü Fenerbahçe sevgisi içimizde. Daha çok bağlandık daha çok sevdik. O günden sonradır ki hiçbir Fenerbahçe maçında bitiş düdüğü çalmadan maçı yarıda bırakıp gitmemem. 

Ve işte o gün anlamıştım aslında Fenerbahçe söyleyecekti hep son sözü ve bizim de Son Sözümüz Fenerbahçe olacaktı. 



Püzant YÜCECAN

13 Haziran 2012 Çarşamba

FM 2012: Fenerbahçe


Ve işte başlıyoruz... Seneler önce Championship Manager ile başlayan menajerlik maceramız uzun süre ara verdikten sonra sahalara Football Manager 2012 ile geri dönüyoruz. Oyuna aslında ilk çıktığında başlamış uzun süre sonra yapılan yenilikleri görünce biraz ağzımız açık kalmıştı. Çünkü zamanında düğme şeklindeki oyuncular ile maç yapan bir oyuncu için çok güzel yeniliklerdi bunlar. İş güç dolayısıyla pek oynayamadım oyunu uzun süre ama artık geri döndüm:)

Takımımız tabi ki her yerde ve her zaman olduğu gibi FENERBAHÇE. 

Takımın başına geldikten sonra ilk icraatımız teknik kadroda bulunan tüm ekip çalışanları ile sözleşmelerini karşılıklı olarak fesih etmek oldu. Nedenine gelince ise daha iyi bir teknik kadro ile çalışmak istememdi. Uzun incelemeler ver araştırmalar sonucunda teknik kadromu oluşturdum. Genelde İtalyan ve İngilizlerden oluşan teknik kadromda bir İspanyol, bir İskoç ve bir de Brezilyalı çalıştırıcı bulunmakta. 

Transfere gelince açıkçası oyunun gerçekliliğine uygun olarak 2011/12 sezonu için transfer yapmayı düşünmedim. İlk sezondan sonra ise şu an Fenerbahçe’nin gerçekleştirdiği transferler doğrultusunda hareket etmeye çalışacağım öncelikle. Olmaz ise (ki büyük olasılıkla olmayacak) kendi araştırıp beğendiğim yeni futbolcuları kadroma katmayı düşünüyorum. Sadece Bilica'yı takımda istemediğim için kendisini transfer listesine koydum. Gaziantep ilgileniyor şu an için Bilica ile.

Takımın oyun sistemine gelince. 4-2-3-1 şeklinde olacak.
Sağ bekte Gökhan Gönül sol bekte ise Reto Zigler değişmez oyuncularım. Her ikisi de kanatta çizgiye inip orta yapıyorlar ve orta sahaya kanatların boşalttığı alana giriyorlar. Arada Orhan Şam'ı her ne kadar pek beğenmesem de Gökhan yorulduğu zaman oyuna sokuyorum. Tek handikabım dua edelim de Ziegler'e bir şey olmasın.
Defansın ortasında ise Serdar Kesimal ve J.Yobo. Aslına bakarsanız ikisinin de biraz daha hızlı ve teknik olmaları lazım ama pek de bu mevkiden başımızın ağrıyacağını düşünmüyorum. Bekir İrtegün'ü de bu mevkide rotasyonun içine sokmaya çalışıyorum. 

Orta sahada ise Emre Belezoğlu ve Cristian Baroni bulunmakta. Ağırlıklı olarak defansa yardım edecek bu ikili hemen önlerinde oynayan Alex'e de yardım etmeye çalışacaklar. Amaç topu genelde Alex ile birlikle orta sahada tutup rakibi kendi sahamıza geçirmemek. Selçuk Şahin ise bu ikilinin rotasyon oyuncusu. Herhangi bir sakatlık, yorgunluk veya oyunu defansif ağırlıklı kontrol altına almam gerektiğinde faydalanmayı düşünüyorum.


Orta sahanın sağında Mehmet Topuz solunda ile Stoch ile oynayacağız. Her ikisi de derinlemesine rakip ceza sahasının içine doğru oynayacaklar. Bir nevi gizli forvet olarak. Bu oyuncular devamlı içeriye doğru koşu yapacakları için yukarıda da dediğim gibi Gökhan ve Ziegler'e çok iş düşecek. Orta sahanın solunda ise elimde iyi isimler var. Caner Erkin bunlardan biri ama önceliğim gene de Stoch olacak. Asıl amacım bu bölge için Özgür Çek'i yetiştirebilmek. Orta sahanın sağında ise ilk tercihim Mehmet Topuz olmasına rağmen oyunun gidişatına bağlı olarak Dia'yı da kullanabilirim. 

Forvette ise biraz transfer yapmadığım için kısır kalıyorum. Complete Forward olarak en uçtaki adamımız Moussa Sow olacak. Yedekleri ise Genç Semih:) ve Henri Bienvenu. Maalesef ikisinden de pek umutlu değilim. Sezon bitiminde satıp yeni oyuncular almayı düşünüyorum. 

Bazı önem seviyesi diğerlerine göre yüksek maçlar haricinde takımım genel olarak hücum futbolu oynayacak. Bunun için de Strategy: Attacking olacak. Tabi bu şu an Türkiye'de geçerli olan bir strateji. Seneye Avrupa Kupalarında rakibe göre değişebilir. Elimde kişisel olarak yetenekli oyuncular olduğundan dolayı oyuncularıma saha içi serbestlik vermeyi düşünüdüğümden dolayı Philosophy: Fluid olacak. Maçlarda amaç bol pas yapıp rakibe topu aldırmamak ve bunaltmak olduğu için ise Passing Style: Shorter olarak belirledim. Ayrıca rakip savunmanın da rahat top yapmasını engellemek için Closing Down: Press More şekilde olacak. Bire bir adam savunmasını sevmediğimden dolayı ise Marking: Zonal Marking. Oynadığımız oyun taktiğine bağlı olarak da Crossing: Drill Cross. Sert, agresif oyunu sevdiğim için ise Tackling: More Aggresive. Roaming: Stick To Position. Amacımız hızlı ve tempolu bir oyunla rakibe alan daraltmak şeklinde olduğu için Defensive Line: Push Up ve Tempo: Quick şeklinde olacak. Playmaker: Alex,  Target Man: Moussa Sow.



Püzant YÜCECAN

9 Haziran 2012 Cumartesi

Barcelona 2012-13 Sezonu Yeni Formaları

Barcelona'nın 2012/13 sezonunda kendi sahasında ve deplasmanda giyeceği formalar yakın zamanda tanıtılmıştı. Fakat o dönem biraz yoğun olduğumuz için bloga yazamadık. Şimdi yazalım da arşivimize alalım.


Barcelona 2012/13 İç Saha Forması
Klasik bildiğimiz çubuklu Barcelona formasından biraz daha farklı renkler biraz daha iç içe geçmiş durumda. Açıkçası deplasman formasından daha çok hoşuma gitti bu forma. Hiç düşünmeden alınır. Kırmızı bisiklet yakası en çok hoşuma giden tarafı oldu formanın. Ensenin iç kısmında "Mes Que Un Club" (Bir Kulüpten Ötesi) yazarken dış kısmında ise Senyera Bayrağı bulunmakta. Formadaki mavi renk geçen seneki formalara göre daha koyu. Formanın ön tarafında "Qatar Foundation" reklamı bulunurken arka kısmında numaranın altında yine "UNICEF"i unutmamış Barcelona. 
Mavi renkli şortların her iki yanında kırmızı bir şerit bulunurken, sağda Barcelona logosu solunda ise Nike logosu ile süslenmiş. Şortun arka bel kısmında ise büyük harflerle yazılmış "BARCA" yazısı bulunmakta.
Çoraplarda ise yine mavi renk üzerine üstte kırmızı bir şerit ve sarı Nike logosu bulunmakta. 

Fanatik bir Barcelona taraftarı iseniz yapmanız gereken tek şey shop.barcelona.com adresine girip siparişinizi vermek. 
Formanın üst kısmı şu an online storeda 77 €'dan satılmakta. Normal fiyatı 82.50 € olan forma şu an indirimde. Almak istiyorsanız kaçırmayın:) Dilerseniz formanıza TV3 logosu veya Fifa Club World Cup rozeti ekletebilirsiniz. TV3 Logosu 9.00 €, Fifa Club World Cup rozeti 9.00 €. Her ikisini de istiyorum diyorsanız eğer fiyata bir 18.00 € eklemeniz lazım:)
Ayrıca formayı istediğiniz bir oyuncunun isim ve sırt numarası ile alabileceğiniz gibi kendi adınız ve numaranızı da yazdırabilirsiniz. Max. 10 karaktere kadar yazdırabileceğiniz isim ve 2 haneli numaranızın tutarı ise 17.93 €. Eee bedavaya yok bir şey:))
Yok ben Messi yazılı 10 numaralı forma veya Xavi yazılı 6 numaralı formayı giymek istiyorum derseniz bedeli 17.81 €. 
Şortların fiyatı ise 34.37 €. Eğer şortunuza numara ekletmek isterseniz +4.50 €'yu gözden çıkarmanız lazım.  Tabi ki numara tek haneli olursa:) Çift haneli numarada +9.00 € :) 
Çoraplar ise 16.50 €. Sanki şorta göre biraz pahalı.

Barcelona 2012/13 Deplasman Forması
Bu da Barcelona'nın 2012/13 sezonunda giyeceği deplasman forması. Ne söyleyeyim açıkçası pek de hoşuma gitti diyemem. Geçen seneki siyah deplasman forması daha güzeldi sanki. Sarı ve turuncu rengin karışımından oluşan deplasman forması kulübün ve takımın enerjik oyun yapısını sergilemekte. Ensenin iç kısmındaki "Mes Que Un Club" yazısı ve dışındaki Senyera Bayrağı deplasman formasında da bulunmakta. Gene ön tarafta "Qatar Foundation" ve arka tarafta "UNICEF" yazısı bulunmaktadır. 
Sarı renkli şortların her iki yanında ise gene kırmızı şeritler bulunmakta. İç saha şortunda olduğu gibi sağ tarafta Barcelona logosu ve solda Nike logosu. Şortun arka bel kısmında ise gene "BARCA" yazısı gözümüze çarpıyor. 
Çoraplar ise sarı üzerine üstte kırmızı ve mavi şeritler ve ortada koyu mavi Nike logosu göze çarpmakta. 


İç saha formalarında kulüp indirime giderken deplasman formalarında böyle bir uygulama yok maalesef. Fiyatı ise 82.50 €. Gene bu formaya da logo, rozet, isim ve numara ekleme özellikleri bulunmakta. İç saha formasından farklı olarak herhangi bir oyuncunun ismi ve sırt numarasını isterseniz size -4.19 €'luk bir indirim yapıyorlar. Yani ürün 78.31 €'ya geliyor size. Yok, ben kendi ismim ve sırt numaramı istiyorum derseniz +17,93 €'luk bir bedel ödemeniz lazım. 
Şort ve çorabın fiyatı ise iç sahadakiyle aynı. 

Nike sponsorluğuna üretilen bu formaların en önemli özelliği ise geri dönüştürülmüş polyester kumaşından üretilmiş olması. Kısacası çevre dostu formalar:) 
Daha önceki formalara kıyasla %23 daha hafif ve %20 daha güçlü örgü yapısına sahip olan formalar, oyuncuları sahada kuru ve serin tutmaya yardımcı olmak için teri vücuttan arındıran Nike Dri-FIT teknolojisiyle üretilmiş.


Yeni sezon formaların basın tanıtımını da buradan izleyebilirsiniz.


Püzant YÜCECAN


FM 2012: Fenerbahçe Hazırlık Dönemi...



New York Red Bulls - Fenerbahçe

Takımımla beraber ilk defa hazırlık maçı olsa da bir resmi maça çıkacağım için aslında aşırı heyecanlı olmama rağmen tabi ki bu heyecanımızı oyuncularımızdan gizlemeyi başardık. Amerika'da geçen 2 haftalık hazırlık kampının ardından oynayacağımız bu ilk maç için kafamdaki ilk 11 neredeyse birkaç gün önceden hazırdı. Maçtan bir gün önce takımdaki tüm hocalarım ile yaptığım toplantıda kendileri de bu 11'den memnun olduklarını, oyuncularda herhangi bir sakatlık ve kondisyon sorunu olmadığını da belirttiler. Maçtan bir gün önce ise takım oyuncularına ilk 11'ler dağıtıldı. 
Ve işte nihayet maç günü gelmiş çatmıştı. 2 haftalık hazırlık kampında neler yapmışız neler etmişiz görebilecektik. Maçın hemen 1. dakikasında Moussa Sow'un attığı golle de 1-0 öne geçmeyi başardık. Ardından kontrollü bir oyun ile ilk yarıyı bu skorla kapadık. Öncelikle ikinci yarıda diğer oyuncularımın durumunu da görmek için hem yarının başında hem de ilerleyen dakikalarda birçok değişiklik yaptım. Fakat ikinci yarıda işler pek de istediğim gibi gitmedi. Rakip takım özellikle bizim defansın göbeğinden devamlı atak yapıyor ve bunlara engel olamıyorduk. Hatta kalecimiz Volkan'ın bir iki pozisyonda çıkardığı şutlar olmasaydı rakibin gol bulması içten bile değildi.  Maçta çok fazla pozisyon bulamamamıza rağmen maçı 1-0'lık galibiyet ile kapamayı başardık. 
Maçın ardından teknik heyet ile yaptığım toplantıda defansın göbeğinde Serdar ve Yobo'ya çok güvendiğimi fakat kendilerinin de daha dikkatli olmaları konusunda uyarılmalarını söyledim. Bu arada maç esnasında Kaptanımız Alex ufak bir de sakatlık geçirdi.
New York Red Bulls - Fenerbahçe:0-1
Moussa Sow (1)
Maçın golünü buradan görebilirsiniz.
New York Red Bulls - Fenerbahçe Statistic


Kayseri Erciyesspor - Fenerbahçe

Amerika'daki hazırlık kampının ardından takımım ve ben yurda dönmüş ve 2 günlük iznin ardından çalışmalarımıza Düzce'de bulunan Topuk Yaylası tesislerinde devam ettik. Kamptaki güzel ortamın yanında taraftarlarımızın gelip bizi antrenmanlarda desteklemesi de ayrı bir güzel oldu takımım ve benim adıma. Kampın son günlerinde ise iki hazırlık maçı oynayacaktık. Bunlardan biri Kayseri Erciyesspor ile diğeri ise Fethiyespor ile. Son maç olarak Fethiyespor ile karşılamayı özellikle istemiştim çünkü lig öncesi takımımı çok da yormak istemiyordum. Çünkü gerek Amerika'daki gerekse Topuk Yaylası'ndaki antrenmanlar onlar için bayağı zorlu geçmişti. Kayseri Erciyesspor maçına çıkmadan önce Red Bull'a karşı oynadığımız taktik ve oyuncularda biraz değişiklik yaptım. Buna göre Kaptan Alex'i orta sahanın göbeğinden ileri ucun arkasına çekerken, sağ kanatta Mehmet Topuz sol kanatta ise Özgür Çek'i denedim. Her iki kanat oyuncum da ML olarak değil AML olarak maçta görev aldı. Açıkçası Mehmet Topuz’un oyunundan gayet memnun kaldım. Kaptan Alex'de oynadığı pozisyonda takıma daha verimli olacağını yaptığı 2 asist ile kanıtladı. Özellikle ikinci goldeki Alex-Topuz ve Sow 3'lüsü çok güzel bir oyun çıkardı. Tam istediğim buydu işte. Özgür ile de maç sonrası yaptığım konuşmada kendisini defansif yönden beğendiğimi fakat ofansif yönünü biraz daha geliştirmesi gerektiğini söyledim. Bunun için de kendisine normal antrenmanlardan sonra özel olarak Brezilyalı koç Chico Fraga ile çalışacağı bir antrenman programı yazacağımızı ilettim. Bir de Stoch'a bir uyarım oldu. Son vuruşlarını geliştirmesi gerektiği konusunda.

Kayseri Erciyesspor - Fenerbahçe:1-2  Golleri tıklayarak görebilirsiniz.
Kemal Okyay (50)
Cristian Baroni (5) Moussa Sow (17)


Fethiyespor - Fenerbahçe

Güzel oyun güzel sonuç dedikleri bu olsa gerek. Sezon öncesi yaptığımız son hazırlık maçından iyi bir skorla ayrılarak lig için moral depoladık sayılır. İlk yarıyı Moussa Sow'un attığı 4 gol ile kapatınca maçın ikinci yarısına neredeyse başka bir 11 ile çıktım. Genelde takımda yer bulan oyuncuların yanında hafta için alt yapıdan gelen ve A takım ile antrenmanlara çıkmaya başlayan Recep Niyaz ve Mehmet Topçu'yu da bu maçın 18 kişilik kadrosuna almıştım. Kendileri ile Youth Koçlarımız özel olarak ilgileniyor. 2. yarıda Alex'in yerine oyuna giren Recep Niyaz ve Mehmet Topuz'un yerine giren Mehmet Topçu gelecekte bu takımın bir parçası olabilmek için ellerinden geleni yaptılar. Şu an açıkçası bu çaba ve hırs bile benim için yeterli. Her iki oyuncuma da ligde bazı maçlarda yer vermeyi düşünüyorum. Özellikle 3. golde dikkat etmenizi isterim yine bir Alex-Topuz-Sow 3'lüsü. Bu sene çok can yakacaklar gibi.
Fethiyespor - Fenerbahçe:1-4 Golleri tıklayarak görebilirsiniz. 
Moussa Sow (9,25,41,43)
Mehmet Ali Tosur (54 pen.)
Fethiyespor - Fenerbahçe Statistic




Püzant YÜCECAN

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Merlin Sezon 5...



BBC'nin sevilen dizisi Merlin 5. sezonu ile ekranlara geri dönüyor. Dizinin çekimlerine12 Mart'ta Cardiff, Galler ve Fransa'da başlandı. BBC One tarafından 13 bölüm sipariş verilen 5. sezon büyük bir olasılıkla Eylül ayında başlayacak. Yeni sezon ile ilgili ufak ipuçları da yavaş yavaş medyada yerini almaya başladı.


Doğrulanan Bilgiler

  • Mordred geri dönecek ve Alexander Vlahos tarafından canlandırılacaktır.
  • 5. sezonun ilk bölümü iki parçalı olarak yayınlanacaktır.
  • Sezon 4 ve 5'in prodüktörü Sara Hamil kendi twitter hesabından 5. sezonun ilk 3 bölümünü Justin Molotnikov'un çekeceğini açıkladı.
  • Mordred uzun saçlı olacak.
  • İlk iki bölümde karşımıza çıkmayan yeni iki canavar olacak.
  • Çekimler 12 Mart 2012 başladı.
  • Mordred at sürmeye başlayacak.
  • Ejderhaları bu sezon hikâye doğrultusunda daha fazla göreceğiz. Yapımcılar biri beyaz diğeri kırmızı olan iki ejderhayı savaştırma fikrinde.
  • Julian Jones ilk iki bölümü yazıyor.
  • Yazarlar Mordred'in hikâyenin sonunda yapacağı bir iş olduğunu belirttiler.
  • Aithusa (Yeni doğan beyaz ejderha) ve Kilgharrah (Hepimizin bildiği Great Dragon) ikisi birden geri dönecekler.
  • Morgana her zamankinden daha güçlü ve kararlı bir düşman olarak büyüyor.
  • 5. sezon daha önceki sezonlara göre daha karanlık olacak. Merlin çok zor kararlar vermeye çalışırken ayrıca neyin iyi neyin kötü olduğu hakkında zor bir yoldan yürüyor.
  • Morgana'nın yeni kıyafetleri daha görkemli ama yine de bir kulübede yaşıyor. 
  • Dizinin devamı seyircinin keyif almasıyla ilgili. Onlar keyif aldıkça biz yapacağız ama sonuna geldiği zaman da uygun bir şekilde bitireceğiz. (diyor yapımcılar)
  • Gwen Kral Arthur'un sırdaşı olarak daha belirgin bir role sahip olacak.
  • Merlin'in saç şekli ve kıyafetleri aynı kalacak.
  • Saxonlar'ı da görebileceğiz.
  • "The Great Seas of Meredor"u görebileceğiz.
  • Merlin'in bu sezon da bir sevgilisi olmayacak. Freya'nın görülmesi olası.
  • Kral Arthur'un saçları biraz daha uzun olacak.
  • Büyülü kurtları görebileceğiz. 
  • Guinevere çok daha farklı bir rol oynayacak, çünkü O artık bir kraliçe.
  • Mithian ve Annis geri dönecekler. Mithian sezon 5'de de prenses olarak kalacak ve Morgana ile karşılaşacak.
  • Gwain'in 5. sezonda daha büyük rolü olacak.
  • Morgana Pendragon Aithusa üzerinde bir güç olabilir.
  • Şövalyeler daha da gelişecekler.
  • Sezon 5'de çok fazla konuk oyuncu olmayacak. 
  • Alice Troughton 4. ve 6. bölümleri yönetecek.
  • Sezon 5'de Merlin bazı kendi görevlerini de tamamlayacak.
  • Maalesef Lancelot'u sezon 5'de göremeyeceğiz.
  • Liam Cunningham ve James Fox gibi isimleri konuk oyuncu olarak görebileceğiz.



Püzant YÜCECAN

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...