8 Kasım 2011 Salı

Rakip: Bizkaia Bilbao Basket





Yine bir Euroleague haftasındayız. Geçen hafta Abdi İpekçi Arena'da rakibi S.Nancy'yi ilk yarıdaki iyi oyunuyla yenen Fenerbahçe Ülker'in yarınki rakibi İspanya ACB ligi ekiplerinden Bizkaia Bilbao Basket olacak.

Bu sezon İspanya ACB liginde oynadığı 6 maçın 3'ünü kazanıp 3'ünü de kaybeden Bilbao Basket, bu sezon ilk defa mücadele ettiği Euroleague'de ise oynadığı 3 maçta evinde oynadığı ilk maçta galip gelmesine rağmen deplasmanda oynadığı 2 maçtan da mağlup ayrıldı.

Tarihinde ilk kez Euroleague'de mücadele eden Bilbao Basket aslına bakarsanız bundan 11 sene önce kurulmuş yeni bir takım. 3. ligden gelen Bilbao Basket, geçen sene play-offlarda önce Valencia ardından Real Madrid gibi ACB liginin önde gelen takımlarını eleyip finalde Barcelona ile oynama başarısını göstermiş, finalde ise Barcelona'ya 3-0 yenilmişti. Avrupa arenasında ise takımın bugüne kadarki en büyük başarısı 2008-2009 sezonunda Eurocup'ta oynadıkları yarı final idi.
Rafa Puyo'nun görevden ayrılmasından sonra takımın başına gelen Fotios Katsikaris ile takım bu sene hedeflerini daha çok yükseltmiş bir görünüm çiziyor. Takım maçlarını 5000 kişilik Bilbao Arena'da oynuyor.

Euroleague macerasına evinde oynadıkları Olympiakos maçı ile başlayan Bilbao Basket, bu maçta rakibe 15 sayı fark atarak maçı 76-61 kazanmayı bildi. Euroleague 2. maçında ise deplasmanda S. Nancy'e 87-73 kaybeden Bilbao Basket, burada da maçı son çeyreğe kadar kafa kafaya götürmesine rağmen, maçı son çeyrekte yediği 15-0 lık bir seri ile kaybetti. 3. maçında ise gene deplasmanda Bennet Cantu'ya 78-69 yenilen Bilbao Basket için evinde bizimle oynayacağı maç bizim gibi onlar içinde çok önemli.

Kuralar çekilip grupları gördüğümde açıkçası grubun ağır favorisiydik ve bizden sonra ise Caja Laboral ve yaralı aslan Olympiakos benim için ilk 3 takım idi. İlk üçün dışında ise 4. lüğün en büyük adayı bana göre Bilbao Basket idi. Öncelikle başarıya aç bir takım ve başarıya aç olan takımdan her zaman korkarım. Oynadığı lig ise Avrupa'nın en kaliteli liglerinden biri olduğu için Euroleague'de özellikle evinde oynayacağı maçlarda hiç de sırıtmayacağını düşündüm ki Olympiakos maçında beni yanıltmadılar.

Takımın Amerikalı guardı Aaron Jackson topa hâkimiyeti ve tempo yapabilme özelliği ile dikkat çekiyor. Takımımızın hızlı basketbola karşı problemi olduğunu düşünürsek Aaron Jackson'ı yavaşlatmamız lazım önce. İlk 2 maçında 11 sayıyla oynayan Aaron Jackson yaptığı toplam asist sayısı ise 10.

Takımın diğer bir tehlikeli ismi ise Banic. Hem pota altından hem de dışarıdan sayılar bulan Banic takımın en fazla süre alan ismi. 3 maç sonunda sayı ortalamasına bakacak olursak 19 sayı ortalaması ile oynayan Banic, savunamadığımız takdire Caja Laboral maçında coşturduğumuz Teletovic misali maçın en skorer ismi olabilir.

Bilbao Basket'in pota altındaki en büyük silahı ise tecrübeli Amerikalı pivotu D'or Fisher. Bu bölgede pota alt savunmamıza çok iş düşüyor ki son Beşiktaş Milangaz maçında iyi bir oyun sergileyen Oğuz'un yavaş ayaklarından bu atletik ve hızlı pivot çok iyi bir şekilde yararlanabilir ki S.Nancy maçında hızlı pick&roll oyunlarında Oğuz'un pota altında çok önde kaldığı ve rakibin çok kolay sayılar bulduğunu hatırlatmakta fayda var. Vidmar'ın çok fazla süre almayacağını düşünürsek (umarım yanılırım) bu bölgede Kaya ve Oğuz ikilisine çok iş düşecek.

Ayrıca Alex Mumbru, Kostas Vasiliadis ve Roger Grimau gibi tecrübeli ve skora her an önemli katkı yapabilen isimleri de unutmamamız lazım.

Bilbao Basket takımının taraftarına gelecek olursak bana geçen seneki Fenerbahçe Ülker'in 10.000 kişiyle Euroleague rekoru kıran taraftarını hatırlatıyor. Kendi sahalarında çok büyük bir seyirci desteğiyle oynayan Bilbao Basket, bana göre grupta kendi sahasında en tehlikeli takımlardan biri. Seyircisi maçın her anında oyunun içindeler ve her karara inanılmaz tepki veriyorlar.

Fenerbahçe Ülker'in yarınki maçta geçen seneki sert savunmasını ortaya koyar ve rakibin tempo yapmasına izin vermez ise maçı rahat bir şekilde olmasa da büyük ölçüde kazanır. Hücumda belli bir oyun düzenimiz olmamasına rağmen öyle veya böyle bir şekilde, oyuncuların bireysel yeteneklerinden dolayı pek de sorun yaşamıyoruz. Beşiktaş Milangaz maçının son çeyreğindeki sergilediğimiz oyunu Bilbao deplasmanında da sergilememiz lazım. Bilbao Basket'in özellikle Aaron Jackson önderliğinde tempoyu arttırmasına izin verirsek bizim için pek de hoş olmayan bir skorla İstanbul'a dönebiliriz.

THY Avrupa Ligi'nde Fenerbahçe Ülker, grubundaki 4. maçında yarın deplasmanda İspanya'nın Bizkaia Bilbao takımı ile karşı karşıya gelecek. Maç 21.45'ten itibaren NTV Spor'dan canlı olarak yayınlanacak.



Püzant Yücecan

Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımı ve Ben...





7 Kasım 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker'den İlk Mağlubiyet...Beşiktaş Milangaz:83 Fenerbahçe Ülker:78



Beko Basketbol Ligi'nin 4.haftasının kapanış maçında takımımız Fenerbahçe Ülker Sinan Erdem Spor Salonunda karşılaştığı rakibi Beşiktaş Milangaz'a 83-78 yenilerek ligde ilk mağlubiyetini aldı.
Hem bayramın ilk gününe denk gelmesi, hem de maçın Sinan Erdem'de oynanıyor olması nedeniyle iki takımda kalabalık bir taraftar topluluğuna karşı basketbol oynaması uzun süredir görmek istediğimiz bir görüntü idi.

Aslında maça çok da kötü başlamadık. Fenerbahçe Ülker'in maça yarı sahadan savunma ile başlaması olumlu olmasına rağmen daha sonra rakibinin hızına ayak uydurunca ilk yarıda fark kaçınılmaz oldu. İlk çeyrekte Beşiktaş dış sutlardan sayı bulurken Fenerbahçe Ülker ise içerde Vidmar'ı kullanarak etkili olmaya çalıştı. Bunda bir nebze de başarılı olsa da, maçta ilk molaya gidildiğinde skorda Beşiktaş'ın 18-10 üstünlüğü vardı. Molanın ardından anlamsız bir biçimde Fenerbahçe Ülker'in rakibinin hızlı oyununa ayak uydurması ve Deron Williams'ı aşırı boş bırakarak rahat 3'lükler atmasına müsaade ettik. Beşiktaş dış şutlardan devamlı sayı buldu. Maçın ilk çeyreğini Beşiktaş 28-20 önde tamamladı.

2. çeyrekte de yine iyi oynayan, maça hükmeden taraf Beşiktaş idi. Deron Wiiliams'ın önderliğinde dış şutlardan sayı bulmaya devam eden Beşiktaş ayrıca gene D-Williams'ın pota altında Semih'i ve Erceg'i etkili bir şekilde kullanması ile farkı daha da çok arttırdı. Fark bir aralar 17 sayıya çıkmış olsa da Fenerbahçe Ülker devreyi 13 sayı farkla 47-34 geride kapadı. Bu çeyreğin basketbol severler açısından en güzel olayı ise D-Williams ve Ukic'in 3'lük düellosu oldu. Her iki oyuncu da arka arkaya bulduğu iki 3'lük ile maçı izleyenlere güzel anlar yaşattılar.

3. çeyrekte Beşiktaş gene farkı korumaya başardı ve çeyreği 14 sayı farkla 64-50 önde kapadı. Maçın son çeyreğine gelindiğinde ise her şey bir anda değişti. Çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker tempoyu indirip maçı sete bıraktığında neler yapabileceğini fark etti. D-Williams ve Semih'in faul problemine girmesi ve dar rotasyonundan dolayı Beşiktaş'ta yorgunluk emareleri belirmeye başladı. Bundan çok güzel bir şekilde yararlanan takımımız rakibin zayıf bölgesi olan pota altında Oğuz'u beslemeye başladı. Ayrıca bunun üzerine Ukic, Jerrells ve Emir 3'lüsünün de iyi oyunları eklenince fark son bir dakika kala 6 sayıya kadar indi 76-70. Spahija'nın aldığı molanın ardından Oğuz ve Emir ile sayılar bulan takımımız farkı 2 sayıya kadar indirdi. Ardından Semih'in faul çizgisinde 2/0  ile ayrılmasıyla (ki burada çok pis totem yaptım):) Fenerbahçe Ülker maçta ilk kez eşitliği sağlamaya yaklaştı. Oğuz'un istediği pozisyonu bulmasına rağmen rahat atışı kaçırması ardından D-Williams'ın tüm takımı üzerine çekip Can Akın'ı boş bırakarak yaptığı asist ve neticesinde gelen 3 sayılık atış ile skor 79-74 oldu.  Son 0:26 saniye kala Jerrells'ın kullandığı faul atışlarının ardından yaptığımız tam saha baskıda D-Williams'ı unutunca kendisi de haliyle pozisyonu smaç ile tamamladı. Olympiakos maçında son saniyelerde oyuna sokulamayan top aklıma geldi burada nedense. Karışıklıklı son saniye basketlerinin ardından da Beşiktaş Milangaz Fenerbahçe Ülker karşısında sahadan 83-78 ayrılarak önemli bir galibiyet almayı başardı.

Ufak bir Beşiktaş Milangaz değerlendirmesi yapacak olursak herhalde D-Williams'tan başlamak en doğrusu olacak. Maçın başlarında Emir ve Bojan ile durdurmaya çalışsak de kendinden uzun oyuncularımızı çok çabuk saf dışı bıraktı. Sadece Ömer ile savunduğumuz süre boyunca kendisini yıpratabildik ve faul problemine girmesini sağladık. İlk yarıyı 17 sayıyla tamamlayan D-Williams bu sayıların 15'ini 3 sayılık atışlardan buldu ki toplamda ise ilk yarıda yedi 3 sayılık atış denedi. Maçın en skorer ismi olan D-Williams (21 sayı) hem kendi oynuyor hem takımın oynatıyor. Semih'i boyalı alanda iyi kullanmasının yanı sıra takımın da ona ayak uydurması ile hücumda istedikleri şekilde sayı bulabiliyorlar. Beşiktaş açısından diğer değinmek istediğim bir oyuncu ise Mercelus Kemp. Bence bugün bu takımdan ayrılsa Avrupa'nın birkaç elit takımı dışında istediği her takımda oynayabilecek bir oyuncu. Bulduğu 19 sayı ile takımının D-Williams'tan sonraki en skorer ismi oldu. Fakat şu da bir gerçek ki Beşiktaşlı basketbol severler herhalde lokavt bitmesin diye her gün dua ediyorlardır. Fenerbahçe Ülker'de sorunlar belli ve bunlar giderilebilir ama Beşiktaş Milangaz'ın lokavt bitiminden sonrası için bir planı var mı bilemem açıkçası


Maçın özetinin ardından oyuncularımıza ve takımımıza bakacak olursak;

-Emir artık bu takımın kendi takımı olduğunu fark etmiş durumda. Maçta nerdeyse bir basketbol maçında yapılabilecek her şeyi yapıyor. Maçı 16 sayıyla tamamlarken, Roko Ukic ve Oğuz ile beraber takımımızın en skorer ismi oldu. Yaptığı 4 asist ile takımın en çok asist yapan ismi olurken ribauntlarda ise Oğuz'la beraber 8 ribaundu var Emir'in.

-Uzun süredir sorumluluk almaktan kaçan Ukic bugün nihayet elini taşın altına soktu. Takımımızın attığı yedi 3 sayılık atışın 4'ünde onun imzası vardı. Maçın 2.çeyreğinde Deron Williams ile girdiği 3'lük yarışı ise görülmeye değerdi açıkçası. Ayrıca Ukic maçı 16 sayıyla tamamlayarak, takımımız adına en skorer üç isim arasında olmayı başardı.

-Curtis Jerrells maça gene kötü başladı. Kullandığı beş 3 sayılık atıştan sadece 1 sayı bulan Jerrells maçı 11 sayı ve 2 asist  ile tamamladı. Jerrells geldiği günden beri yapması gerekeni ilk defa bu maçın son çeyreğinde yaptı. Attığı 11 sayının hepsini maçın son çeyreğinde bulan Jerrells son çeyrekteki içeri penetreleri ile ya sayı buldu ya da rakibine faul yaptırmayı başardı. Partizan'daki Jerrells'ı geldiği günden beri ilk defa bu maçta parkede görebildi taraftar.

-Maçta Emir'den sonra takımımız adına belki de en çok beğendiğim isim ise Oğuz idi. Maçı 16 sayı+8 ribaunt ile tamamlayan Oğuz, gerek hücumda gerekse savunmada gösterdiği çaba ile takımımızı maç içinde tutan isim oldu. Onun bu inişli çıkışlı performansını artık düzeltmesi lazım. Her maçta farklı bir Oğuz görmekten bu takım taraftarları sıkıldı. Takıma yeni katılmış olsa "uyum sürecinde" diyeceğiz ama senelerdir bu takımda oynayan Oğuz'un artık bu çıkışını devam ettirmesi lazım.

-Bojan Bogdanovic'e gelecek olursak. Geçen sene Euroleague'in son maçına kadar neredeyse ligin en skorer ismi olan Bogdanovic'den adeta eser yok.  Bu takımın skor gücünü yüklenmesi gereken Bojan maalesef şuana kadar oynadığı ne Euroleague ne de Beko Basketbol Ligindeki hiçbir maçta takımımızın en skorer ismi olamadı. Trabzonspor maçı hariç. O maçta attığı 13 sayıyla takımın en skorer ismiydi. Onu 12 ile Emir takip ediyordu.

-Maçın istatistiklerine baktığımızda toplam 40 ribaunt (17 hücum+23savunma) almışız. Beşiktaş ise bu rakam 31. (8 hücum+22 savunma) Hücum ribauntlarında bu kadar net bir üstünlük kurmamıza rağmen dönen topları tamamlayamayız maçı kaybetmemizdeki en önemli etkenlerden biriydi.

-Gerek Euroleague olsun gerekse Beko Basketbol Ligi olsun sezon başından beri maalesef dış şutlarda iyi bir ortalama tutturamıyoruz. Bu maçtaki 3 sayılık istatistiğimize bakacak olursak 7/25 ki bunların 4'ü zaten Ukic'den geldi. Beşiktaş'ın maçı kazanmasındaki en önemli etken ise onların bu istatistikte bizden önde olmasıydı. Kullandıkları 22 3 sayılık atışın 10 unda başarılı olunca maçın ilk yarısında oluşan 17 sayılık farka engel olamadık.

-Takımın bir diğer en önemli sorunu ise maç içinde çok iniş çıkış yaşamamız. Euroleague'deki Olympiakos ve S.Nancy maçının ilk yarılarını farklı önde kapayıp 2. yarılardaki kötü oyunla farkın kapanmasına sebep olmuştuk. Beşiktaş maçında ise bunun tam tersini gördük. İlk iki çeyrek hatta 3. çeyrekte dahi kötü bir oyun sergileyen takımımız maçın son çeyreğinde gerçek Fenerbahçe Ülker olduğunu hatırladı. Uzun bir aranın ardından ilk defa Fenerbahçe Ülker maçın son çeyreğini iyi ve bir takım halinde oynadı. Emir, Ukic, Jerrells ve Oğuz ile 17 sayılık farkı her ne kadar 2 sayıya indirsekte maçtan galip ayrılamadık. Bu son çeyrekteki oyunu maçın geneline yayabilmemiz çok çok önemli.


PÜZANT YÜCECAN

5 Kasım 2011 Cumartesi

Fenerbahçe Ülker'den İlk Galibiyet...



Euroleague'de ilk iki hafta tamamen kendi hatalarımızdan dolayı rakiplerimize hediye etiğimiz maçların ardından bu hafta bizim için gerçekten çok önemliydi. Fenerbahçe Ülker Euroleague'in 3. haftasında Abdi İpekçi'de konuk ettiği Fransa temsilcisi S.Nancy'i 90-86 mağlup ederek Euroleague'de ilk galibiyetini almayı başardı.

Maça aslında kötü başlayan takımımız ilk çeyreğin 1,5 dakikası geçilirken S.Nancy karşısında 0-5 geride idi. Gasper Vidmar ile ilk sayılarını bulan takımımız skor 4-8 iken Thabo Sefolosha'nın arka arkaya bulduğu sayılar ile skoru 8-8'e getirmeyi başardı. Ardından Vidmar'ın 2/1 attığı faul atışlarından sonra maçta 9-8 ile ilk defa öne geçtik. Son 2:30'a girilirken 17-17 beraberliğin ardından hem James Gist hem de Sefolosha'nın iyi oyunları ile çeyreği 23-17 önde tamamladık. Ki bu çeyrekte atılan 23 sayının 18'ini bu ikili kaydetti.

2.çeyrek takımımız bize gerçek Fenerbahçe Ülker'in nasıl bir takım olduğunu gösterdi adeta. Bu çeyrekte "İşte gerçek Fenerbahçe bu", "Bu takım bizim rakibimiz değil, böyle devam çocuklar" diye kaç kere bağırdım inanın hatırlamıyorum bile.
2. çeyreğe adeta fırtına gibi başlayan takımımız Bojan Bogdanovic'in arka arkaya attığı iki 3 sayı ile farkı bir anda 12 sayıya çıkardı. Emir'le bulduğumuz 2 sayı ve Sefolosha'nın üçlüğü ile 11-0'lık serinin ardından maç bir anda 34-17'ye geldi. 2. çeyreğin tamamında üstün olan takımımız attığı 3 sayıların ardından rakip takımın pota altından da Kaya ve Oğuz ikilisinin bulduğu sayılar ile son 2:27'ye 49-35 ile girerken farkı 24 sayıya kadar çıkardı. Tabi farkın bu kadara açılmasındaki en önemli etken ise Emir idi. Hem kendi oynadı hem de takımını oynatan Emir 2.çeyreğe adeta damgasını vurdu. Kaya’nın son hücumda attığı sayı ile de devreyi 55-34 kapattık.  

3.ve 4.çeyrete ise adeta kâbusumuz geri döndü. Bu tür maçları saysak burada herhalde birkaç satır heba ederiz ondan yazmaya gerek yok. İlk devreyi 21 sayı ile önde kapayan takımımız 3. ve 4. çeyrekte yaptığı inanılmaz işler ile maçı nerdeyse kaybedecek hale geldi. Kötü hücum edip savunmadaki direncimiz de düşüncei hem Rus hakemin katkısı hem de kenar yönetiminin hataları ile 4. çeyreğe ancak 9 sayı önde başlayabildik. Neyse ki bu çeyrekte kaptanın güzel oyunu ve bulduğu sayılar ile maçı 90-86 kazanmayı bildik. Peki, ilk iki çeyrekte rakibine 24 sayı fark atmış bir takım neden maçı bu hale getirdi??

Öncelikle son 2 çeyrekte öylesine kötü bir oyun oynadık ki "rakibi maçı kazanabileceklerine" inandırdık. Burada ilk değinmek istediğim konu Ukic ve Jerrells ikilisi. Ukic herhalde bugün takımdan ayrılsa Avrupa'nın birkaç iyi takımından direkt teklif alır. Onun oyun yeteneğine diyecek lafımız yok ama şu da bir gerçek ki benim için Euroleague'de F4 hedefi düşünen bir takımın guardı olamaz. Son maçlarda bırakın oyunu yönlendirmeyi, oyunu rakip alana bile taşımakta zorlanıyor. Maç istatistiklerine bakacak olursak Ukic maçı 2 sayı 6 asist ve 4 top kaybı ile tamamladı. Aynı şekilde Curtis Jerrells. 2 sayı 2 asist ve 2 top kaybı ile tamamladı oyunu. Bu ikilinin bu kötü performansı en çok Emir'i etkiliyor. Onlardan Emir'e yardım gelmeyince Emir de çok çabuk yoruluyor haliyle. Emir maçı toplam 12 asist ile tamamlarken bu ikilinin toplam asisti ise sadece 8. Emir toplam sayısı ise 4 gene bu ikilinin toplam sayısı 4 de kalmış bu maçta. Maç sonunda şöyle bir Emir'e baktım da çocuk maç sonunda nefes nefese ve gözleri kıpkırmızı idi.

İlk devrede ne kadar farkı açmış olsak da yediğimiz sayılara bakıyorum da bu kadar kolay basket yenmez. İlk devredeki savunma hatalarımız hücumumuzdaki etkili oyunumuz ile göze çarpmamış olsa da 3. ve 4. çeyrekte hücumda takım durunca savunmadaki açıklarımız da su yüzüne çıktı adeta. 2'li oyun savunmamızdaki zafiyetimizi bir türlü gideremedik. Oğuz'un çok yavaş kaldığı pota altında yardım da gelmeyince inanılmaz kolay basketler yedik. Rakibin yaptığı pick&roller sonucu pota altındaki uzunları bomboş kalıp önüne gelen smaç bastı. Şu geçen 3 haftayı incelersek herhalde en çok smaçla sayı yemiş takım olabiliriz. Ayrıca rakip takımın oyun kurucusu 33 yaşındaki John Linehan ise yaptığı 15 asist ile Euroleague tarihine geçmeyi başardı. Belki de bunu adama biz başarttık. Hücum adına sevindirici bir gelişme ise Caja Laboral maçını 5, Olympiakos maçını 10 asist ile tamamlayan takımımız bu maçı toplam 27 asist ile tamamladı.

İlk yarıda 55 sayı bulan takımımız 2. yarıda ise 35 sayıda kaldı maalesef. Rakip ise 2.yarıda toplam 52 sayı bularak maça ortak oldu. Hücumda sayı bulamadığımız zamanlarda takımda hemen bir panik havası oluşuyor. Zaten Emir'in süre almadığı zamanlarda sadece bireysel yeteneklerden sayı bulabilen takımımız dengesiz ve zorlama atışlardan dolayı kolay kolay sayı bulamıyor. Bu zorlama atışların ardından ise geriye kötü koştuğumuz için de çok kolay sayılar yiyoruz. Rakibin pota altının en önemli oyuncusu Akingbala yok, pota altı inanılmaz zayıf ama 1. devrede işlediğimiz bu pota altını maalesef 2. yarı pek de verimli kullanamadık. Hoş bunu düşünecek tek oyuncu ise Emir'den başka biri de değildi. Ne Ukic ne Jerrells. Maçın geneline bakacak olursak hiç süre almayan Engin ve Hakan dışında sayı bulmayan oyuncumuz yok.

Vidmar konusunda artık dilimizde tüy bitti adeta. Koçun kendisiyle kişisel problemleri olduğuna inanmaya başlayacağım nerdeyse. Maça ilk 5 çıkardığın bir oyuncuya sadece 5 dakika süre verip ilk TV molasından sonra hiç oyuna almamak?? Valla çok ama çok ilginç bir durum. Ayrıca takımın adeta bu maçta yıldızı olan Thabo Sefolosha'nın son çeyrekte kenarda unutulması yine ayrı bir parantez.

Maçın takımımız adına yıldızı ise hepimizin de büyük bir zevkle izlediği Thabo Sefolosha idi. Thomas'ın sakatlığı sonrasında takıma, savunma gücünden faydalınsın diye alınan bir oyuncu bu maçın en skorer ismi oldu. Maçı 19 sayı ve 5 ribaunt ile tamamlayan  hücumdaki katkısı, bu kadar skor gücünü üstlenmesi inanılmazdı. Attığı sayılar tamamen kendi çabaları ile geldi. Ayrıca ilk 2 çeyrekte savunmada gösterdiği gayret ile rakibin en iyi oyuncusu olan Nicolas Batum'u da oyundan düşürdü.

İşin kısa özetine gelecek olursak. Önümüzde bir İspanya deplasmanı var ki bu oyunla çok zor geçecek bir deplasman. Bir takım maç içinde bu kadar iniş çıkış yaşamamalı. S. Nancy asla bizim rakibimiz olamazdı zorla rakibi oyuna ortak etmemize rağmen maçı kazanmasını bildik. İlk galibiyetimizi aldık ama bu basketbol ile işimiz çok ama çok zor. Hedef F4 ise bu hatalarla çok zor.

Son olarak taraftar için birkaç şey söylemek istiyorum. Belki beklenen kalabalık yoktu ama şunu söyleyebilirim ki takımı, oyunu, nerde kimi alkışlayacağını ve nerde tepki koymasını bilen bir taraftar vardı Abdi İpekçi'de....


Kişisel Not: Maç bittikten sonra basın girişi tarafındaki çıkışta oturup bir sigara yaktım ve 15 dakika kendime gelmeye çalıştım. Ses gitmiş, eller ayaklar şişmişti. Rakibimiz olamayacak bir takıma karşı bir de...


Püzant YÜCECAN


Bu da Batum ile hatıra fotoğrafımız:)) 

2 Kasım 2011 Çarşamba

Fenerbahçe Ülker ve Ben...

İşler dolayısıyla biraz geç oldu ama olsun...
Olympiakos deplasmanı öncesi Fenerbahçe Ülker ve ben:)
En üstteki 3 fotoğraf Sluc Nancy maçı öncesidir...











Rakip: SLUC Nancy




Yine bir Euroleague haftasındayız. THY Avrupa Ligi A Grubu'nda yer alan ve grubunda yaptığı ilk 2 maçı kaybeden Fenerbahçe Ülker'in yarınki rakibi Fransa PRO A'nın son şampiyonu Sluc Nancy.

Bu sezon Fransa PRO A'da oynadığı 4 maçı da kazanıp şu an ligde lider durumda bulunan Sluc Nancy, Euroleague'de ise oynadığı 2 maçta ise 1 galibiyet ve 1 mağlubiyet ile 2. sırada bulunuyor. Fransa PRO A liginde 2 şampiyonluğu bulunan takım, 2002 yılındaki son Koraç Kupası'nın da sahibi. Koraç Kupası başarısının ardından Sluc Nancy'nin günümüze değin pek de başarısı bulunmuyor. 2008-2009 Euroleage sezonunda ise 2 galibiyet 8 mağlubiyet ile gruplardan çıkamamıştı.

S. Nancy'nin izleyebildiğim (zor da olsa) :) 2 Euroleage maçına bakacak olursak genç ve atletik bir takım ve bu özelliklerinden kaynaklı olarak fast-breaklere çok iyi çıkabiliyorlar. Öncelikle buna dikkat etmek gerekir ki el üstünden zorlama atışlar yaparsak rakipten çok kolay sayılar yiyebiliriz. Bu noktada oyuna Bojan Bogdanovic'in iyi başlaması çok önemli. Hepimizin de bildiği gibi maça iyi başlamadığı takdirde el üstünden zorlama atışları çok kullanan bir oyuncu.

Rakibin diğer bir özelliği ise baskılı savunmayı iyi yapan bir takım. Bundan dolayı da top kaybını minimum miktara çekmemiz lazım. Umarım Caja Laboral maçındaki 14, Olympiakos maçında da yaptığımız 16 top kaybını burada tekrar etmeyiz.  

Bizim sorunlu olan pota altı bölgemizi rakip çok iyi bir şekilde kapattığı için dışarıdaki oyuncularımıza skor açısından bu maç çok fazla iş düşecek. Burada da Curtis Jerrells ile Emir'e boş adamı bulma konusunda çok iş düşüyor.

Takımın en önemli özelliklerinden biri ise; takım olarak beraber oynamayı ve basketboldan keyif almayı çok iyi biliyor olmaları. Bizim tam tersimiz. Nicolas Batum üzerine kurulmuş olan takımda diğer oyuncular özellikle John Linehan, Akin Akingbala ve Adrian Moerman dikkat etmek gerekiyor. Özellikle Akin Akingbala'nın pota altında durdurmamız gerekir. Oynadığı ilk 2 maçta toplam 34 sayı atan Akingbala buna karşılık 16 ribaunt (7 defans+9hücum) almış durumda. Buna karşılık takımımızda ribaunt olarak bu istatistiğe en yakın oyuncumuz 14 ribaunt ile Thabo Sefolosha. Sefolosha’nın daha çok Nicolas Batum ile oynayacağını düşünürsek burada en önemli görev James Gist'e düşüyor.

Takımın en önemli oyuncusu tabi ki NBA severlerin yakından tanıdığı Nicolas Batum. Açıkçası durdurmamız o kadar da kolay olmayacak. Burada ya kaptanımız Ömer Onan'a ve Thabo Sefolosha'ya önemli görevler düşecek. Evlerinde oynadıkları son Bilbao maçında 26 sayı+7ribaunt+8asist ile oynayan Batum geçen hafta Euroleage'in MVP'si seçildi. Bilbao maçının bitimine 7 dakika kala maç 70-69 iken S.Nancy'i yakaladığı 15-0 lık seri ile maçı 87-73 kazanmasını bildi. Batum'un bu 15-0'lık serideki 11 sayının sahibi olduğunu da hatırlatalım. Aynı şekilde Fransa PRO A'da oynadıkları son Poitiers maçında da Bilbao maçındaki gibi son çeyrekte gösterdikleri iyi performans ile kazandılar. Son çeyrekte rakibe dikkat etmek gerekir ki bugüne kadar özellikle Olympiakos maçında son çeyrekleri iyi oynadığımız söylemek doğru olmaz.  

Aslına bakacak olursak bizim seviyemizde bir takım değiller ama bizim de son dönemlerde pekiyi olduğumuzu söyleyemeyiz. Normalde geçen seneki Cholet Basket maçının bir tekrarı olması gerekirken şu an için bunu söylemek çok zor. Yarın alacağımız galibiyet hem Euroleagu'deki durumumuz hem de takımın geçen seneki ruhuna tekrar kavuşması için çok önemli. Umarım maçtan galibiyet ile ayrılır ve yepyeni beyaz bir sayfa açarız.

Fenerbahçe Ülker ile SLUC Nancy arasındaki karşılaşma Abdi İpekçi Spor Salonu'da saat 19.45'te oynanacak. Mücadele NTV Spor'dan naklen yayınlanacak.


Püzant YÜCECAN

29 Ekim 2011 Cumartesi

Hoşgeldin Engin...Fenerbahçe Ülker-Bandırma Kırmızı:93-60



Hafta içi Euroleague ikinci maçında Olympiakos deplasmanından mağlup ayrılan Fenerbahçe Ülker için belki de bu hafta Bandırma Kırmızı ile oynamak fikstürün bize yaptığı bir güzellik olsa gerek. Bu moral bozukluğu ile herhalde daha zor bir takım olsaydı bu kadar kolay maçı kazanamazdık. Ligimizin yeni ve genç ekiplerinden olan Bandırma Kırmızı takımını Fenerbahçe Ülker bugün 90-63'le geçerek ligde yoluna kayıpsız devam etti.

Antrenman havasında geçen bu maçla ilgili yazılıp çizilecek pek de fazla bir şey yok. Bu maçı kısa kısa notlarla değerlendirip geçmek bence en doğrusu.

-Kaptanımızdan başlayalım gene. Onla ilgili konuşurken her zaman tahtalara vurmak gerekir. Ayrıca Fenerbahçe taraftarı O her maça çıktığında sakatlanmasın diye maçtan önce bir dua etse yeridir. Bu maçta da yine takımımızın en skorer ismiydi Ömer Onan. 20 sayıyla maçı tamamlarken; bu sayıları 4/4 2 sayılık atış ve  4/5 3 sayılık atışlardan buldu.  

-Son zamanların en çok eleştirilen ismi olan Bojan Bogdanovic ise bu maçta suskunluğunu bozdu. Euroleague'de oynadığımız iki maçta; Caja Laboral maçında 0 sayı, Olympiakos maçında sadece serbest atışlardan 2 sayı, ligde ise son oynadığımız Antalya BŞB maçında gene 0 sayıyla oynayan Bogdanovic bugün bulduğu 18 sayıyla takımımızın en skorer ikinci ismi oldu. İnşallah böyle devan eder diyoruz. 5/7 2 sayılık atış, 1/3 lük 3 sayılık atış ve 5/5 serbest atış.

-Kaya Peker bu maçta iyiydi. O oyunda olduğu süre içerisinde Bandırma Kırmızı pota altından pek de sayı bulamadı. Gene de bana çok güven vermiyor maalesef Kaya.

-Oğuz Savaş ise gene bu maçta yokları oynadı. Eğer Oğuz böyle devam edecekse kimse kusura bakmasın da hiç devam etmesin daha iyi. Yaklaşık 21 dakika oyunda kalan Oğuz maçı sadece 2 sayı ve 3 ribaunt ile tamamlayabildi.

-James Gist'i izlemek, hele gününde olduğunda izlemek bence her basketbol sever için ayrı bir keyif olsa gerek. Size de rahmetli Conrad  McRae'yi hatırlatmıyor mu:) Maç boyunca yaptığı bloklar ve smaçlar ile taraftarı coşturan isim oldu. Hoş ne kadar taraftar vardıysa artık siz hesaplayın. Ayrıca aldığı 12 ribaunt (3 hücum+9 savunma) ile takımımızın en çok ribaunt alan ismi oldu.

-Tabi bu maçın diğer güzel bir yanı ise yaklaşık 1,5 sene sonra Engin Atsür'ün yeniden parkelere dönmesiydi. Maçın ilk çeyreğinin sonlarına doğru oyuna giren Engin'e taraftarın çok büyük desteği vardı. Böylesine kolay bir maçta da geri dönmesi aslına bakarsanız iyi oldu. 17 dakika oyunda kalan Engin maçı 8 sayı ve 3 asistle tamamladı ki geri dönüşü için açıkcası çok güzel istatistikler. İnşallah bir daha böylesine kötü sakatlıklar yaşamaz. Maç esnasında yanımda oturan kız herhalde Engin'in sevgilisiydi her sayı attığında veya kaçırdığında hop oturup hop kalkıyordu:)

-Antrenman havasında geçen bu maçta Berkay ve Metecan'a neden bu kadar az süre verilir anlamış değilim. Maçın son çeyreğine yaklaşık 30 sayı farkla girip de bu genç çocukları sadece son dört dakika oynatmak? Bilemiyorum... Metecan'da maç içerisinde sayı bulabilseydi tüm takımımız bu maçta sayı atmış olacaktı.

-Maçta başıma gelen bir olayı da anlatmadan geçmek istemiyorum. Maçın ilk çeyreğinde yer sorunu yaşadık arkadaşımızla. Blok 12 sıra 1 koltuk 4 ve 6 arkadaşımla benimdi. Maç başladığında 5 boş olduğu için oraya oturdum ki benden önce biri oraya oturmuştu ama yana kaydığında ben 5 numaralı koltuğa oturdum. İlk çeyreğin sonuna doğru 5 numaralı koltuğun sahibi yukarda bahsettiğim kız gelince ben de ayakta kaldım. Benim yerimde oturan kişiye "Burası benim yerim geçebilir miyim" dediğimde kendisi ilerdekilere doğru seslendi ve ilerden gelen cevap "Yer mi var ki kayalım" İlk çeyrek bittikten sonra görevlilere gidip durumu anlattım. Genç bir çocuk benle gelip tek tek bilet kontrolü yapınca ilerde oturanların aslında kendi yerinde oturmadıkları ortaya çıktı. Yerim boşaldı ve ben yerime oturabildim. Görevli çocuk yanımdan geçerken ilerdekileri kastederek "Koçtan bilet almışlar"dedi. Eee be arkadaş sen koçtan bilet aldın diye istediğin sıraya, başkalarının yerine oturma hakkını kim veriyor sana?? Siz Koç'tan belese bilet aldıysanız biz de parasını vererek aldık!!!

-Son bir not, maçın biletlerinden elde edilen hasılta Van'daki depremzedelere bağışlanacak...
-Not 2: Bench bugün diğer maçlara göre daha sesliydi. Daha önceki maçlarda suskun kalan benchimiz bugün devamlı oyunculara bağırıyordu.


Püzant YÜCECAN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...