7 Kasım 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker'den İlk Mağlubiyet...Beşiktaş Milangaz:83 Fenerbahçe Ülker:78



Beko Basketbol Ligi'nin 4.haftasının kapanış maçında takımımız Fenerbahçe Ülker Sinan Erdem Spor Salonunda karşılaştığı rakibi Beşiktaş Milangaz'a 83-78 yenilerek ligde ilk mağlubiyetini aldı.
Hem bayramın ilk gününe denk gelmesi, hem de maçın Sinan Erdem'de oynanıyor olması nedeniyle iki takımda kalabalık bir taraftar topluluğuna karşı basketbol oynaması uzun süredir görmek istediğimiz bir görüntü idi.

Aslında maça çok da kötü başlamadık. Fenerbahçe Ülker'in maça yarı sahadan savunma ile başlaması olumlu olmasına rağmen daha sonra rakibinin hızına ayak uydurunca ilk yarıda fark kaçınılmaz oldu. İlk çeyrekte Beşiktaş dış sutlardan sayı bulurken Fenerbahçe Ülker ise içerde Vidmar'ı kullanarak etkili olmaya çalıştı. Bunda bir nebze de başarılı olsa da, maçta ilk molaya gidildiğinde skorda Beşiktaş'ın 18-10 üstünlüğü vardı. Molanın ardından anlamsız bir biçimde Fenerbahçe Ülker'in rakibinin hızlı oyununa ayak uydurması ve Deron Williams'ı aşırı boş bırakarak rahat 3'lükler atmasına müsaade ettik. Beşiktaş dış şutlardan devamlı sayı buldu. Maçın ilk çeyreğini Beşiktaş 28-20 önde tamamladı.

2. çeyrekte de yine iyi oynayan, maça hükmeden taraf Beşiktaş idi. Deron Wiiliams'ın önderliğinde dış şutlardan sayı bulmaya devam eden Beşiktaş ayrıca gene D-Williams'ın pota altında Semih'i ve Erceg'i etkili bir şekilde kullanması ile farkı daha da çok arttırdı. Fark bir aralar 17 sayıya çıkmış olsa da Fenerbahçe Ülker devreyi 13 sayı farkla 47-34 geride kapadı. Bu çeyreğin basketbol severler açısından en güzel olayı ise D-Williams ve Ukic'in 3'lük düellosu oldu. Her iki oyuncu da arka arkaya bulduğu iki 3'lük ile maçı izleyenlere güzel anlar yaşattılar.

3. çeyrekte Beşiktaş gene farkı korumaya başardı ve çeyreği 14 sayı farkla 64-50 önde kapadı. Maçın son çeyreğine gelindiğinde ise her şey bir anda değişti. Çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker tempoyu indirip maçı sete bıraktığında neler yapabileceğini fark etti. D-Williams ve Semih'in faul problemine girmesi ve dar rotasyonundan dolayı Beşiktaş'ta yorgunluk emareleri belirmeye başladı. Bundan çok güzel bir şekilde yararlanan takımımız rakibin zayıf bölgesi olan pota altında Oğuz'u beslemeye başladı. Ayrıca bunun üzerine Ukic, Jerrells ve Emir 3'lüsünün de iyi oyunları eklenince fark son bir dakika kala 6 sayıya kadar indi 76-70. Spahija'nın aldığı molanın ardından Oğuz ve Emir ile sayılar bulan takımımız farkı 2 sayıya kadar indirdi. Ardından Semih'in faul çizgisinde 2/0  ile ayrılmasıyla (ki burada çok pis totem yaptım):) Fenerbahçe Ülker maçta ilk kez eşitliği sağlamaya yaklaştı. Oğuz'un istediği pozisyonu bulmasına rağmen rahat atışı kaçırması ardından D-Williams'ın tüm takımı üzerine çekip Can Akın'ı boş bırakarak yaptığı asist ve neticesinde gelen 3 sayılık atış ile skor 79-74 oldu.  Son 0:26 saniye kala Jerrells'ın kullandığı faul atışlarının ardından yaptığımız tam saha baskıda D-Williams'ı unutunca kendisi de haliyle pozisyonu smaç ile tamamladı. Olympiakos maçında son saniyelerde oyuna sokulamayan top aklıma geldi burada nedense. Karışıklıklı son saniye basketlerinin ardından da Beşiktaş Milangaz Fenerbahçe Ülker karşısında sahadan 83-78 ayrılarak önemli bir galibiyet almayı başardı.

Ufak bir Beşiktaş Milangaz değerlendirmesi yapacak olursak herhalde D-Williams'tan başlamak en doğrusu olacak. Maçın başlarında Emir ve Bojan ile durdurmaya çalışsak de kendinden uzun oyuncularımızı çok çabuk saf dışı bıraktı. Sadece Ömer ile savunduğumuz süre boyunca kendisini yıpratabildik ve faul problemine girmesini sağladık. İlk yarıyı 17 sayıyla tamamlayan D-Williams bu sayıların 15'ini 3 sayılık atışlardan buldu ki toplamda ise ilk yarıda yedi 3 sayılık atış denedi. Maçın en skorer ismi olan D-Williams (21 sayı) hem kendi oynuyor hem takımın oynatıyor. Semih'i boyalı alanda iyi kullanmasının yanı sıra takımın da ona ayak uydurması ile hücumda istedikleri şekilde sayı bulabiliyorlar. Beşiktaş açısından diğer değinmek istediğim bir oyuncu ise Mercelus Kemp. Bence bugün bu takımdan ayrılsa Avrupa'nın birkaç elit takımı dışında istediği her takımda oynayabilecek bir oyuncu. Bulduğu 19 sayı ile takımının D-Williams'tan sonraki en skorer ismi oldu. Fakat şu da bir gerçek ki Beşiktaşlı basketbol severler herhalde lokavt bitmesin diye her gün dua ediyorlardır. Fenerbahçe Ülker'de sorunlar belli ve bunlar giderilebilir ama Beşiktaş Milangaz'ın lokavt bitiminden sonrası için bir planı var mı bilemem açıkçası


Maçın özetinin ardından oyuncularımıza ve takımımıza bakacak olursak;

-Emir artık bu takımın kendi takımı olduğunu fark etmiş durumda. Maçta nerdeyse bir basketbol maçında yapılabilecek her şeyi yapıyor. Maçı 16 sayıyla tamamlarken, Roko Ukic ve Oğuz ile beraber takımımızın en skorer ismi oldu. Yaptığı 4 asist ile takımın en çok asist yapan ismi olurken ribauntlarda ise Oğuz'la beraber 8 ribaundu var Emir'in.

-Uzun süredir sorumluluk almaktan kaçan Ukic bugün nihayet elini taşın altına soktu. Takımımızın attığı yedi 3 sayılık atışın 4'ünde onun imzası vardı. Maçın 2.çeyreğinde Deron Williams ile girdiği 3'lük yarışı ise görülmeye değerdi açıkçası. Ayrıca Ukic maçı 16 sayıyla tamamlayarak, takımımız adına en skorer üç isim arasında olmayı başardı.

-Curtis Jerrells maça gene kötü başladı. Kullandığı beş 3 sayılık atıştan sadece 1 sayı bulan Jerrells maçı 11 sayı ve 2 asist  ile tamamladı. Jerrells geldiği günden beri yapması gerekeni ilk defa bu maçın son çeyreğinde yaptı. Attığı 11 sayının hepsini maçın son çeyreğinde bulan Jerrells son çeyrekteki içeri penetreleri ile ya sayı buldu ya da rakibine faul yaptırmayı başardı. Partizan'daki Jerrells'ı geldiği günden beri ilk defa bu maçta parkede görebildi taraftar.

-Maçta Emir'den sonra takımımız adına belki de en çok beğendiğim isim ise Oğuz idi. Maçı 16 sayı+8 ribaunt ile tamamlayan Oğuz, gerek hücumda gerekse savunmada gösterdiği çaba ile takımımızı maç içinde tutan isim oldu. Onun bu inişli çıkışlı performansını artık düzeltmesi lazım. Her maçta farklı bir Oğuz görmekten bu takım taraftarları sıkıldı. Takıma yeni katılmış olsa "uyum sürecinde" diyeceğiz ama senelerdir bu takımda oynayan Oğuz'un artık bu çıkışını devam ettirmesi lazım.

-Bojan Bogdanovic'e gelecek olursak. Geçen sene Euroleague'in son maçına kadar neredeyse ligin en skorer ismi olan Bogdanovic'den adeta eser yok.  Bu takımın skor gücünü yüklenmesi gereken Bojan maalesef şuana kadar oynadığı ne Euroleague ne de Beko Basketbol Ligindeki hiçbir maçta takımımızın en skorer ismi olamadı. Trabzonspor maçı hariç. O maçta attığı 13 sayıyla takımın en skorer ismiydi. Onu 12 ile Emir takip ediyordu.

-Maçın istatistiklerine baktığımızda toplam 40 ribaunt (17 hücum+23savunma) almışız. Beşiktaş ise bu rakam 31. (8 hücum+22 savunma) Hücum ribauntlarında bu kadar net bir üstünlük kurmamıza rağmen dönen topları tamamlayamayız maçı kaybetmemizdeki en önemli etkenlerden biriydi.

-Gerek Euroleague olsun gerekse Beko Basketbol Ligi olsun sezon başından beri maalesef dış şutlarda iyi bir ortalama tutturamıyoruz. Bu maçtaki 3 sayılık istatistiğimize bakacak olursak 7/25 ki bunların 4'ü zaten Ukic'den geldi. Beşiktaş'ın maçı kazanmasındaki en önemli etken ise onların bu istatistikte bizden önde olmasıydı. Kullandıkları 22 3 sayılık atışın 10 unda başarılı olunca maçın ilk yarısında oluşan 17 sayılık farka engel olamadık.

-Takımın bir diğer en önemli sorunu ise maç içinde çok iniş çıkış yaşamamız. Euroleague'deki Olympiakos ve S.Nancy maçının ilk yarılarını farklı önde kapayıp 2. yarılardaki kötü oyunla farkın kapanmasına sebep olmuştuk. Beşiktaş maçında ise bunun tam tersini gördük. İlk iki çeyrek hatta 3. çeyrekte dahi kötü bir oyun sergileyen takımımız maçın son çeyreğinde gerçek Fenerbahçe Ülker olduğunu hatırladı. Uzun bir aranın ardından ilk defa Fenerbahçe Ülker maçın son çeyreğini iyi ve bir takım halinde oynadı. Emir, Ukic, Jerrells ve Oğuz ile 17 sayılık farkı her ne kadar 2 sayıya indirsekte maçtan galip ayrılamadık. Bu son çeyrekteki oyunu maçın geneline yayabilmemiz çok çok önemli.


PÜZANT YÜCECAN

5 Kasım 2011 Cumartesi

Fenerbahçe Ülker'den İlk Galibiyet...



Euroleague'de ilk iki hafta tamamen kendi hatalarımızdan dolayı rakiplerimize hediye etiğimiz maçların ardından bu hafta bizim için gerçekten çok önemliydi. Fenerbahçe Ülker Euroleague'in 3. haftasında Abdi İpekçi'de konuk ettiği Fransa temsilcisi S.Nancy'i 90-86 mağlup ederek Euroleague'de ilk galibiyetini almayı başardı.

Maça aslında kötü başlayan takımımız ilk çeyreğin 1,5 dakikası geçilirken S.Nancy karşısında 0-5 geride idi. Gasper Vidmar ile ilk sayılarını bulan takımımız skor 4-8 iken Thabo Sefolosha'nın arka arkaya bulduğu sayılar ile skoru 8-8'e getirmeyi başardı. Ardından Vidmar'ın 2/1 attığı faul atışlarından sonra maçta 9-8 ile ilk defa öne geçtik. Son 2:30'a girilirken 17-17 beraberliğin ardından hem James Gist hem de Sefolosha'nın iyi oyunları ile çeyreği 23-17 önde tamamladık. Ki bu çeyrekte atılan 23 sayının 18'ini bu ikili kaydetti.

2.çeyrek takımımız bize gerçek Fenerbahçe Ülker'in nasıl bir takım olduğunu gösterdi adeta. Bu çeyrekte "İşte gerçek Fenerbahçe bu", "Bu takım bizim rakibimiz değil, böyle devam çocuklar" diye kaç kere bağırdım inanın hatırlamıyorum bile.
2. çeyreğe adeta fırtına gibi başlayan takımımız Bojan Bogdanovic'in arka arkaya attığı iki 3 sayı ile farkı bir anda 12 sayıya çıkardı. Emir'le bulduğumuz 2 sayı ve Sefolosha'nın üçlüğü ile 11-0'lık serinin ardından maç bir anda 34-17'ye geldi. 2. çeyreğin tamamında üstün olan takımımız attığı 3 sayıların ardından rakip takımın pota altından da Kaya ve Oğuz ikilisinin bulduğu sayılar ile son 2:27'ye 49-35 ile girerken farkı 24 sayıya kadar çıkardı. Tabi farkın bu kadara açılmasındaki en önemli etken ise Emir idi. Hem kendi oynadı hem de takımını oynatan Emir 2.çeyreğe adeta damgasını vurdu. Kaya’nın son hücumda attığı sayı ile de devreyi 55-34 kapattık.  

3.ve 4.çeyrete ise adeta kâbusumuz geri döndü. Bu tür maçları saysak burada herhalde birkaç satır heba ederiz ondan yazmaya gerek yok. İlk devreyi 21 sayı ile önde kapayan takımımız 3. ve 4. çeyrekte yaptığı inanılmaz işler ile maçı nerdeyse kaybedecek hale geldi. Kötü hücum edip savunmadaki direncimiz de düşüncei hem Rus hakemin katkısı hem de kenar yönetiminin hataları ile 4. çeyreğe ancak 9 sayı önde başlayabildik. Neyse ki bu çeyrekte kaptanın güzel oyunu ve bulduğu sayılar ile maçı 90-86 kazanmayı bildik. Peki, ilk iki çeyrekte rakibine 24 sayı fark atmış bir takım neden maçı bu hale getirdi??

Öncelikle son 2 çeyrekte öylesine kötü bir oyun oynadık ki "rakibi maçı kazanabileceklerine" inandırdık. Burada ilk değinmek istediğim konu Ukic ve Jerrells ikilisi. Ukic herhalde bugün takımdan ayrılsa Avrupa'nın birkaç iyi takımından direkt teklif alır. Onun oyun yeteneğine diyecek lafımız yok ama şu da bir gerçek ki benim için Euroleague'de F4 hedefi düşünen bir takımın guardı olamaz. Son maçlarda bırakın oyunu yönlendirmeyi, oyunu rakip alana bile taşımakta zorlanıyor. Maç istatistiklerine bakacak olursak Ukic maçı 2 sayı 6 asist ve 4 top kaybı ile tamamladı. Aynı şekilde Curtis Jerrells. 2 sayı 2 asist ve 2 top kaybı ile tamamladı oyunu. Bu ikilinin bu kötü performansı en çok Emir'i etkiliyor. Onlardan Emir'e yardım gelmeyince Emir de çok çabuk yoruluyor haliyle. Emir maçı toplam 12 asist ile tamamlarken bu ikilinin toplam asisti ise sadece 8. Emir toplam sayısı ise 4 gene bu ikilinin toplam sayısı 4 de kalmış bu maçta. Maç sonunda şöyle bir Emir'e baktım da çocuk maç sonunda nefes nefese ve gözleri kıpkırmızı idi.

İlk devrede ne kadar farkı açmış olsak da yediğimiz sayılara bakıyorum da bu kadar kolay basket yenmez. İlk devredeki savunma hatalarımız hücumumuzdaki etkili oyunumuz ile göze çarpmamış olsa da 3. ve 4. çeyrekte hücumda takım durunca savunmadaki açıklarımız da su yüzüne çıktı adeta. 2'li oyun savunmamızdaki zafiyetimizi bir türlü gideremedik. Oğuz'un çok yavaş kaldığı pota altında yardım da gelmeyince inanılmaz kolay basketler yedik. Rakibin yaptığı pick&roller sonucu pota altındaki uzunları bomboş kalıp önüne gelen smaç bastı. Şu geçen 3 haftayı incelersek herhalde en çok smaçla sayı yemiş takım olabiliriz. Ayrıca rakip takımın oyun kurucusu 33 yaşındaki John Linehan ise yaptığı 15 asist ile Euroleague tarihine geçmeyi başardı. Belki de bunu adama biz başarttık. Hücum adına sevindirici bir gelişme ise Caja Laboral maçını 5, Olympiakos maçını 10 asist ile tamamlayan takımımız bu maçı toplam 27 asist ile tamamladı.

İlk yarıda 55 sayı bulan takımımız 2. yarıda ise 35 sayıda kaldı maalesef. Rakip ise 2.yarıda toplam 52 sayı bularak maça ortak oldu. Hücumda sayı bulamadığımız zamanlarda takımda hemen bir panik havası oluşuyor. Zaten Emir'in süre almadığı zamanlarda sadece bireysel yeteneklerden sayı bulabilen takımımız dengesiz ve zorlama atışlardan dolayı kolay kolay sayı bulamıyor. Bu zorlama atışların ardından ise geriye kötü koştuğumuz için de çok kolay sayılar yiyoruz. Rakibin pota altının en önemli oyuncusu Akingbala yok, pota altı inanılmaz zayıf ama 1. devrede işlediğimiz bu pota altını maalesef 2. yarı pek de verimli kullanamadık. Hoş bunu düşünecek tek oyuncu ise Emir'den başka biri de değildi. Ne Ukic ne Jerrells. Maçın geneline bakacak olursak hiç süre almayan Engin ve Hakan dışında sayı bulmayan oyuncumuz yok.

Vidmar konusunda artık dilimizde tüy bitti adeta. Koçun kendisiyle kişisel problemleri olduğuna inanmaya başlayacağım nerdeyse. Maça ilk 5 çıkardığın bir oyuncuya sadece 5 dakika süre verip ilk TV molasından sonra hiç oyuna almamak?? Valla çok ama çok ilginç bir durum. Ayrıca takımın adeta bu maçta yıldızı olan Thabo Sefolosha'nın son çeyrekte kenarda unutulması yine ayrı bir parantez.

Maçın takımımız adına yıldızı ise hepimizin de büyük bir zevkle izlediği Thabo Sefolosha idi. Thomas'ın sakatlığı sonrasında takıma, savunma gücünden faydalınsın diye alınan bir oyuncu bu maçın en skorer ismi oldu. Maçı 19 sayı ve 5 ribaunt ile tamamlayan  hücumdaki katkısı, bu kadar skor gücünü üstlenmesi inanılmazdı. Attığı sayılar tamamen kendi çabaları ile geldi. Ayrıca ilk 2 çeyrekte savunmada gösterdiği gayret ile rakibin en iyi oyuncusu olan Nicolas Batum'u da oyundan düşürdü.

İşin kısa özetine gelecek olursak. Önümüzde bir İspanya deplasmanı var ki bu oyunla çok zor geçecek bir deplasman. Bir takım maç içinde bu kadar iniş çıkış yaşamamalı. S. Nancy asla bizim rakibimiz olamazdı zorla rakibi oyuna ortak etmemize rağmen maçı kazanmasını bildik. İlk galibiyetimizi aldık ama bu basketbol ile işimiz çok ama çok zor. Hedef F4 ise bu hatalarla çok zor.

Son olarak taraftar için birkaç şey söylemek istiyorum. Belki beklenen kalabalık yoktu ama şunu söyleyebilirim ki takımı, oyunu, nerde kimi alkışlayacağını ve nerde tepki koymasını bilen bir taraftar vardı Abdi İpekçi'de....


Kişisel Not: Maç bittikten sonra basın girişi tarafındaki çıkışta oturup bir sigara yaktım ve 15 dakika kendime gelmeye çalıştım. Ses gitmiş, eller ayaklar şişmişti. Rakibimiz olamayacak bir takıma karşı bir de...


Püzant YÜCECAN


Bu da Batum ile hatıra fotoğrafımız:)) 

2 Kasım 2011 Çarşamba

Fenerbahçe Ülker ve Ben...

İşler dolayısıyla biraz geç oldu ama olsun...
Olympiakos deplasmanı öncesi Fenerbahçe Ülker ve ben:)
En üstteki 3 fotoğraf Sluc Nancy maçı öncesidir...











Rakip: SLUC Nancy




Yine bir Euroleague haftasındayız. THY Avrupa Ligi A Grubu'nda yer alan ve grubunda yaptığı ilk 2 maçı kaybeden Fenerbahçe Ülker'in yarınki rakibi Fransa PRO A'nın son şampiyonu Sluc Nancy.

Bu sezon Fransa PRO A'da oynadığı 4 maçı da kazanıp şu an ligde lider durumda bulunan Sluc Nancy, Euroleague'de ise oynadığı 2 maçta ise 1 galibiyet ve 1 mağlubiyet ile 2. sırada bulunuyor. Fransa PRO A liginde 2 şampiyonluğu bulunan takım, 2002 yılındaki son Koraç Kupası'nın da sahibi. Koraç Kupası başarısının ardından Sluc Nancy'nin günümüze değin pek de başarısı bulunmuyor. 2008-2009 Euroleage sezonunda ise 2 galibiyet 8 mağlubiyet ile gruplardan çıkamamıştı.

S. Nancy'nin izleyebildiğim (zor da olsa) :) 2 Euroleage maçına bakacak olursak genç ve atletik bir takım ve bu özelliklerinden kaynaklı olarak fast-breaklere çok iyi çıkabiliyorlar. Öncelikle buna dikkat etmek gerekir ki el üstünden zorlama atışlar yaparsak rakipten çok kolay sayılar yiyebiliriz. Bu noktada oyuna Bojan Bogdanovic'in iyi başlaması çok önemli. Hepimizin de bildiği gibi maça iyi başlamadığı takdirde el üstünden zorlama atışları çok kullanan bir oyuncu.

Rakibin diğer bir özelliği ise baskılı savunmayı iyi yapan bir takım. Bundan dolayı da top kaybını minimum miktara çekmemiz lazım. Umarım Caja Laboral maçındaki 14, Olympiakos maçında da yaptığımız 16 top kaybını burada tekrar etmeyiz.  

Bizim sorunlu olan pota altı bölgemizi rakip çok iyi bir şekilde kapattığı için dışarıdaki oyuncularımıza skor açısından bu maç çok fazla iş düşecek. Burada da Curtis Jerrells ile Emir'e boş adamı bulma konusunda çok iş düşüyor.

Takımın en önemli özelliklerinden biri ise; takım olarak beraber oynamayı ve basketboldan keyif almayı çok iyi biliyor olmaları. Bizim tam tersimiz. Nicolas Batum üzerine kurulmuş olan takımda diğer oyuncular özellikle John Linehan, Akin Akingbala ve Adrian Moerman dikkat etmek gerekiyor. Özellikle Akin Akingbala'nın pota altında durdurmamız gerekir. Oynadığı ilk 2 maçta toplam 34 sayı atan Akingbala buna karşılık 16 ribaunt (7 defans+9hücum) almış durumda. Buna karşılık takımımızda ribaunt olarak bu istatistiğe en yakın oyuncumuz 14 ribaunt ile Thabo Sefolosha. Sefolosha’nın daha çok Nicolas Batum ile oynayacağını düşünürsek burada en önemli görev James Gist'e düşüyor.

Takımın en önemli oyuncusu tabi ki NBA severlerin yakından tanıdığı Nicolas Batum. Açıkçası durdurmamız o kadar da kolay olmayacak. Burada ya kaptanımız Ömer Onan'a ve Thabo Sefolosha'ya önemli görevler düşecek. Evlerinde oynadıkları son Bilbao maçında 26 sayı+7ribaunt+8asist ile oynayan Batum geçen hafta Euroleage'in MVP'si seçildi. Bilbao maçının bitimine 7 dakika kala maç 70-69 iken S.Nancy'i yakaladığı 15-0 lık seri ile maçı 87-73 kazanmasını bildi. Batum'un bu 15-0'lık serideki 11 sayının sahibi olduğunu da hatırlatalım. Aynı şekilde Fransa PRO A'da oynadıkları son Poitiers maçında da Bilbao maçındaki gibi son çeyrekte gösterdikleri iyi performans ile kazandılar. Son çeyrekte rakibe dikkat etmek gerekir ki bugüne kadar özellikle Olympiakos maçında son çeyrekleri iyi oynadığımız söylemek doğru olmaz.  

Aslına bakacak olursak bizim seviyemizde bir takım değiller ama bizim de son dönemlerde pekiyi olduğumuzu söyleyemeyiz. Normalde geçen seneki Cholet Basket maçının bir tekrarı olması gerekirken şu an için bunu söylemek çok zor. Yarın alacağımız galibiyet hem Euroleagu'deki durumumuz hem de takımın geçen seneki ruhuna tekrar kavuşması için çok önemli. Umarım maçtan galibiyet ile ayrılır ve yepyeni beyaz bir sayfa açarız.

Fenerbahçe Ülker ile SLUC Nancy arasındaki karşılaşma Abdi İpekçi Spor Salonu'da saat 19.45'te oynanacak. Mücadele NTV Spor'dan naklen yayınlanacak.


Püzant YÜCECAN

29 Ekim 2011 Cumartesi

Hoşgeldin Engin...Fenerbahçe Ülker-Bandırma Kırmızı:93-60



Hafta içi Euroleague ikinci maçında Olympiakos deplasmanından mağlup ayrılan Fenerbahçe Ülker için belki de bu hafta Bandırma Kırmızı ile oynamak fikstürün bize yaptığı bir güzellik olsa gerek. Bu moral bozukluğu ile herhalde daha zor bir takım olsaydı bu kadar kolay maçı kazanamazdık. Ligimizin yeni ve genç ekiplerinden olan Bandırma Kırmızı takımını Fenerbahçe Ülker bugün 90-63'le geçerek ligde yoluna kayıpsız devam etti.

Antrenman havasında geçen bu maçla ilgili yazılıp çizilecek pek de fazla bir şey yok. Bu maçı kısa kısa notlarla değerlendirip geçmek bence en doğrusu.

-Kaptanımızdan başlayalım gene. Onla ilgili konuşurken her zaman tahtalara vurmak gerekir. Ayrıca Fenerbahçe taraftarı O her maça çıktığında sakatlanmasın diye maçtan önce bir dua etse yeridir. Bu maçta da yine takımımızın en skorer ismiydi Ömer Onan. 20 sayıyla maçı tamamlarken; bu sayıları 4/4 2 sayılık atış ve  4/5 3 sayılık atışlardan buldu.  

-Son zamanların en çok eleştirilen ismi olan Bojan Bogdanovic ise bu maçta suskunluğunu bozdu. Euroleague'de oynadığımız iki maçta; Caja Laboral maçında 0 sayı, Olympiakos maçında sadece serbest atışlardan 2 sayı, ligde ise son oynadığımız Antalya BŞB maçında gene 0 sayıyla oynayan Bogdanovic bugün bulduğu 18 sayıyla takımımızın en skorer ikinci ismi oldu. İnşallah böyle devan eder diyoruz. 5/7 2 sayılık atış, 1/3 lük 3 sayılık atış ve 5/5 serbest atış.

-Kaya Peker bu maçta iyiydi. O oyunda olduğu süre içerisinde Bandırma Kırmızı pota altından pek de sayı bulamadı. Gene de bana çok güven vermiyor maalesef Kaya.

-Oğuz Savaş ise gene bu maçta yokları oynadı. Eğer Oğuz böyle devam edecekse kimse kusura bakmasın da hiç devam etmesin daha iyi. Yaklaşık 21 dakika oyunda kalan Oğuz maçı sadece 2 sayı ve 3 ribaunt ile tamamlayabildi.

-James Gist'i izlemek, hele gününde olduğunda izlemek bence her basketbol sever için ayrı bir keyif olsa gerek. Size de rahmetli Conrad  McRae'yi hatırlatmıyor mu:) Maç boyunca yaptığı bloklar ve smaçlar ile taraftarı coşturan isim oldu. Hoş ne kadar taraftar vardıysa artık siz hesaplayın. Ayrıca aldığı 12 ribaunt (3 hücum+9 savunma) ile takımımızın en çok ribaunt alan ismi oldu.

-Tabi bu maçın diğer güzel bir yanı ise yaklaşık 1,5 sene sonra Engin Atsür'ün yeniden parkelere dönmesiydi. Maçın ilk çeyreğinin sonlarına doğru oyuna giren Engin'e taraftarın çok büyük desteği vardı. Böylesine kolay bir maçta da geri dönmesi aslına bakarsanız iyi oldu. 17 dakika oyunda kalan Engin maçı 8 sayı ve 3 asistle tamamladı ki geri dönüşü için açıkcası çok güzel istatistikler. İnşallah bir daha böylesine kötü sakatlıklar yaşamaz. Maç esnasında yanımda oturan kız herhalde Engin'in sevgilisiydi her sayı attığında veya kaçırdığında hop oturup hop kalkıyordu:)

-Antrenman havasında geçen bu maçta Berkay ve Metecan'a neden bu kadar az süre verilir anlamış değilim. Maçın son çeyreğine yaklaşık 30 sayı farkla girip de bu genç çocukları sadece son dört dakika oynatmak? Bilemiyorum... Metecan'da maç içerisinde sayı bulabilseydi tüm takımımız bu maçta sayı atmış olacaktı.

-Maçta başıma gelen bir olayı da anlatmadan geçmek istemiyorum. Maçın ilk çeyreğinde yer sorunu yaşadık arkadaşımızla. Blok 12 sıra 1 koltuk 4 ve 6 arkadaşımla benimdi. Maç başladığında 5 boş olduğu için oraya oturdum ki benden önce biri oraya oturmuştu ama yana kaydığında ben 5 numaralı koltuğa oturdum. İlk çeyreğin sonuna doğru 5 numaralı koltuğun sahibi yukarda bahsettiğim kız gelince ben de ayakta kaldım. Benim yerimde oturan kişiye "Burası benim yerim geçebilir miyim" dediğimde kendisi ilerdekilere doğru seslendi ve ilerden gelen cevap "Yer mi var ki kayalım" İlk çeyrek bittikten sonra görevlilere gidip durumu anlattım. Genç bir çocuk benle gelip tek tek bilet kontrolü yapınca ilerde oturanların aslında kendi yerinde oturmadıkları ortaya çıktı. Yerim boşaldı ve ben yerime oturabildim. Görevli çocuk yanımdan geçerken ilerdekileri kastederek "Koçtan bilet almışlar"dedi. Eee be arkadaş sen koçtan bilet aldın diye istediğin sıraya, başkalarının yerine oturma hakkını kim veriyor sana?? Siz Koç'tan belese bilet aldıysanız biz de parasını vererek aldık!!!

-Son bir not, maçın biletlerinden elde edilen hasılta Van'daki depremzedelere bağışlanacak...
-Not 2: Bench bugün diğer maçlara göre daha sesliydi. Daha önceki maçlarda suskun kalan benchimiz bugün devamlı oyunculara bağırıyordu.


Püzant YÜCECAN

24 Ekim 2011 Pazartesi

Fenerbahçe Ülker Son Çeyrekte...

"İnsan kendine sormadan edemiyor "Geçen sene biz bir rüya mı gördük?" Beko Basketbol Liginde önüne geleni deviren, Euroleague'de unutulmayacak maçlara imza atan takım gitmiş, yerine sıradan bir takım gelmiş adeta. "


 Maç günü çalıştığım için maalesef Antalya Bşb. maçını canlı olarak izleyemedim. Ülkemizde maalesef bir basketbol maçını canlı izleyemediniz mi tekrarını bulmak çok zor bir olay. Akşam eve geldiğimde Antalya Bşb.-Fenerbahçe Ülker maçının FB Tv'deki tekrarını da kaçırınca işler daha zorlaştı. 2 gün aradım taradım yok. Neyse ki bu sabah tesadüfen FB Tv'de maçın tekrarını yakalayabildik.

Beko Basketbol Ligi'nin 2. haftasının açılış maçında Fenerbahçe Ülker deplasmanda Antalya Bşb.'ni zor da olsa mağlup etmeyi başararak lige yoluna kayıpsız olarak devam etti. (77-81)
Maçı kazanmasına kazandık orada bir sorun yok. Peki, sorun nerde?? Galatasaray ile oynanan Cumhurbaşkanlığı kupasını da katarsak şu ana kadar takımımız 2 lig ve 1 Euroleague maçı ile toplam 4 resmi karşılaşma oynadı. Trabzonspor maçında alınan galibiyeti saymıyorum açıkçası. Oradaki hava çok farklıydı bunu hepimiz biliyoruz. Trabzonspor'unda durumu ortada zaten. Bizim için daha çok önemli olan kupa maçını ve Caja Laboral'a karşı oynanan Euroleague ilk maçını da maalesef kaybettik. Cumartesi günü ise gördüğüm şey ligin orta sıralarındaki herhangi bir takımın Fenerbahçe Ülker'e karşı biraz kendini sıkması haline maçı her türlü başa baş götüreceği. Tabi bahsettiğim Fenerbahçe Ülker'in şu andaki hali. Kendini toprladığında ise ligde kolay kolay rakip tanımaz.

Maça iki takımda başa baş bir mücadele ve sert savunma ile başladı. İki tarafında birbirine üstünlük kurnaya çalıştıysa da maçın ilk 5 dakikası Antalya Bşb.'nin 9-8'lik üstünlüğe ile geçildi. Bu çeyrekte Ukic, Kaya ve Emir'in etkili oyunu ve çeyreğin sonunda Emir'in kullandığı 2 serbest atış sonucu 15-17 önde kapadık.
2. çeyrekte Fenerbahçe Ülker oyuna biraz daha ağırlığını koyarak son 5 dakikaya 22-30 önde girmeyi başardı. Fakat burada da gene skoru koruyamama veya vurup geçme olayını beceremediğimiz için Antalya Bşb. 2 dakika içinde farkı eritip 3 sayıya kadar düşürdü. Buna rağmen ilk yarıyı 34-38 önde kapamayı başardık.
3. çeyrekte ise Oğuz'un ve Emir'in sayıları ile yeniden farkı 7 sayıya çıkardık. Ardından Antalya Bşb. oyundan kopmaması ve yaptığı iyi savunma ile 9-0'lık bir seri yakalayıp maçta 44-42 öne geçmeyi başardı. Hem savunmada hem de hücumda bu çeyrekte üstün olan taraf tamamen Antalya Bşb. idi ve bunun da meyvesini çeyreği 8 sayılık farkla 58-50 kapatarak aldı.
Son çeyreğe 8 sayı geriden giren Fenerbahçe Ülker maç boyunca gene kötü bir performans gösteren Curtis Jerrells'ın bu çeyrekteki iyi oyunuyla farkı eritip 65-66 öne geçmeyi başardı. Bu çeyrekte, pek beğenmediğim Jerrells'ın gerek Oğuz'a yaptığı asistler olsun gerek turnikeleri olsun güzel bir performans sergiledi. Son 3 dakikaya 67-70 önde girmemize rağmen  önce Antalya Bşb.'nin yaptığı iyi alan savunmasıyla ardından Melih Mahmutoğlu'nun arka arkaya attığı iki 3'lüğe engel olamayınca ev sahibi takım maçta 73-70 öne geçti. Ardından biraz Antalya Bşb.'nin acemiliği biraz da bizim hata yapmamamızdan dolayı maçı 77-81 kazanmayı bildik.

En üstte yazan kısma ise şimdi gelelim. Biz geçen sene bir rüya mı görmüştük. Takım geçen senedeki performansından tamamen uzak. Ne geçen seneki sert savunmamız var ne de hücumdaki hareketliliğimiz. Hücumda adeta ne yaptığımızı bilmiyoruz. Belirli bir oyun düzenimiz yok. Zaten asist rakamlarına bakarak bunu daha kolay anlayabiliriz. Fenerbahçe Ülker toplamda 12 asist yaparken rakip Antalya Bşb ise 17 asist ile maçı tamamladı. Rakip sahaya topu getiren kimi görürse o anda ona topu veriyor o da hemen sayıya gitmeye çalışıyor. Ne bir top çevirme ne bir ekstra pas var. Eeee basketbolda geçerli olan kural "Guard'ın kadar konuşursun" Biz bu sene biraz kekeme kaldık. Rakip alan savunması yaptığında ise tamamen suskun kalıyoruz. Koç Neven Spahija'nın kaç maçtır buna çare bulabildiğini görmüş değilim. Ayrıca hücumda 3 sayılık atışlarda da sorun yaşadığımız ortada. Antalya Bşb.'nin 10/23 %43'lük bir 3 sayılık performansına karşılık bizde bu rakamlar 5/19 %26. Bu maçı kazandık kazanmasına da maçı asıl bize kazandıran şey Antalya Bşb.'nin yaptığı toplam 23 top kaybı ve aldığımız 20 hücum ribaundu idi. İlk yarı neyse de özellikle 3. çeyrek ve son çeyreğin başları Antalya Bşb. bizi hücumda tamamen kilitledi. Zor atışlara zorladı. Kolay sayılar bulamadık. 4. çeyreğin sonlarına kadar da bu devam etti. 4. çeyreğin sonlarına doğru Fenerbahçe Ülker'in tecrübesine Antalya Bşb.'nin top kayıpları ve düşük yüzdeli faul atışları eklenince maçı kazanmasını bildik. (Sanki bizimkisi çok iyiymiş gibi)

Bojan Bogdanovic kalitesini kanıtlamış bir oyuncu olmasına rağmen son 2 maçtır tamamen suskun. Hatta bu maçta adeta yokları oynadı. 0 sayıyla oynadığını söylememize zaten gerek yok. Atamadıkça daha zorlama atışlar, el üstünden 3'lükler atmaya başlıyor. Bu anlarda da hem takımına hem de kendine çok zarar veriyor. 2 sayı:0/5 3 sayı:0/4. Son çeyreğe koç Neven Spahija Ukic, Hakan Demirel ve Curtis üçlüsüyle başlayarak zaten Bogdanovic'e kıssadan mesajını da vermiş oldu.
Jerrells için en başta daha erken dememize rağmen hala kendiden bir ışık görmüş değilim. Sadece maçın son çeyreğinde takıma katkısı oldu o kadar. Maç genelinde ne bir guarda yakışır biçimde top dağıtabiliyor ne de içeri dalarak atışlar yapıyor.
Yeni transferlerimizden ikisi için olumsuz şeyler söylediysek de Gist için daha olumluyum. Savunmada gayretli. Biraz daha sert olursa daha da iyi olacak. Bir de çok güzel sıçramasına rağmen çok erken sıçrıyor. Momentumu tutturamıyor pek. Belki TBL’ de pek sorun olmayacak ama Euroleague'de başımıza sorun açabilir. Bakınız Caja Laboral maçı Teletovic. Ayrıca 4. çeyreğin 6. dakikasındaki smaç ise muazzamdı.
Ukic ve Emir artık bu takımın onların takımı olduğunu anlamaları lazım. Emir'in yeteneklerine kimse bir şey söyleyemez ama sebebini bilmediğim mental bir sorunu var Emir'in.
Kaptandan söz etmeye de pek gerek yok. Fenerbahçe taraftarı her maçtan önce "Aman sakatlanmasın" diye dua etmeli bence. Savunmada kendine verilen adama yapışması, hücumdaki gayretiyle takımdaki şu andaki en iyi isim. Bu maçı da 10 sayıyla tamamladı kaptan. Yaşı 33 unutmayalım bu arada.
Maçın için söyleyebileceğim tek olumlu şey ise Oğuz. Ufak ufak kıpırdanmaya başladı Oğuz. En azından hücumdaki katkısından dolayı söyleyebiliriz bunu. Maçı 15 sayıyla tamamlayan Oğuz takımımızın en skorer ismiydi.
Vidmar'a artık değinmeyeceğim. Ben söylemekten bıktım koç O'nu 3. çeyrekten sonra oynatmamaktan bıkmadı. Antalya Bşb. karşısında süre alamayan Erbil ve Berkay'ı saymassak 08:53 ile en az süre alan oyuncumuz. Bu süre zarfında ise 5 sayı, 3 ribaund, 1 top çalma ve 1 blok ile oynadı Vidmar. 15 dakika süre alan Kaya da 5 sayı attı Antalya Bşb. karşısında. Bu çocukla alıp veremediği nedir anlamıyorum. Sayı atıyor mu atıyor, savunması sert mi sert, yeri geldiğinde blokları da muazzam. Daha ne yapacak takımı için ben bilmiyorum. Bilen varsa söylesin bana.

Bu maçı kazanmak daha doğrusu iyi oynayarak kazanmak takımın moral ve motivasyonu için çok önemliydi. Maçı kazanmasına kazandık ama iyi oynayarak mı? Kesinlikle hayır.
Hepimizin de bildiği gibi Perşembe akşamı Euroleague maçımız var ve rakip Olympiakos. Her ne kadar Olymipakos eski Olympiakos değilse de biz de geçen seneki Fenerbahçe Ülker değiliz. Pire'deki maç ilk maçlarında mağlup olan iki takım açısından da çok önemli. Açıkçası Pire'de işimiz hiç de kolay olmayacak.


Püzant YÜCECAN 

20 Ekim 2011 Perşembe

Fenerbahçe Ülker..Kötü Oyun Kötü Skor...


Herhalde basketbolu iyi bilen birine geçen seneki Fenerbahçe Ülker'in Euroleague maçlarını izlettirip, "Sizce bu takım yeni sezonda ne yapar?" deseydiniz cevap çok netti. "1-2 üst düzey transfer ile bu takım gelecek sezon F4 yapar" Ama gelin görün ki kazın ayağı öyle değil. Sezon başında Curtis Jerrells, Bojan Bogdanovic ve James Gist'i transfer eden Fenerbahçe amacının pek de F4 olmadığını bize gösterdi. Sakın yanlış anlaşılmasın üçü de iyi oyuncular yalnız şu var ki takımımızı Euroleague'de bir üst düzeye çıkaracak oyuncular değiller. Neyse biz düne geri dönelim.

Gene işten erken çıkarak bu sefer Euroleague heyecanı ile Abdi İpekçinin yolunu tuttuk. Lige iyi başlamak istiyorduk. Bunun içinde rakip de gayet uygundu. Sorunları olan bir Caja Laboral şu sıkıntılı dönemde Fenerbahçe'ye en uygun rakipti. Ama ortaya koyduğumuz kötü oyun sebebiyle evimizdeki ilk maçımızı maalesef 66-69 kaybettik. Peki, takımımız ve koç Neven Spahija neler yaptı bakalım biraz.

Aslında ilk çeyreğe pek de kötü başlamadık. Oyunun kontrolü elimizdeydi. İlk 5 dakikada iyi bir tempo yakalamıştık. Savunmada her ne kadar aksasak da, hücumda Ömer ve Ukic'in katkılarıyla sayılar bulduk. Skor 11-4 iken koç Dusko İvanovic'in ilk molasını alamsının ardından oyuna giren 34 yaşındaki Prigioni adeta Teletovic ile birlikte maç boyunca Fenerbahçe'nin kâbusu oldu. 0-4 lük seri ile moladan dönen Caja Laboral bu çeyrekte pek etkili olamayınca Fenerbahçe çeyreği 20-12 üstünlükle kapadı. Skora bakarsak Fenerbahçe adına güzel geçmiş bir çeyrek olduğunu düşünebiliriz. Yalnız şu var ki Caja Laboral bu çeyrekte dahi pota altından çok basit sayılar kaçırdı; 2. topları almalarına rağmen.
İlk çeyreğe kötü başlayıp ortalarında toparlanan Caja Laboral 2.çeyrekte oyunun üstünlüğünü tamamen ele geçirdi. Yakaladığı 0-11 lik seri ile de 20-23 öne geçmeyi başardı. İlginç bir istatistik maçın ilk hücum ribaundunu bu çeyrekte 8. dakikada aldık. Yukarda da dediğim gibi Prigioni Fenerbahçe’nin kâbusu oldu adeta. 34 yaşındaki oyun kurucunun hızına maalesef takımımız yetişemedi. Ayrıca çaldığı toplarla da takımına katkıda bulunan Prigioni bu maçta 300. top çalmasına imza attı. 2. çeyrekte Ukic ve Ömer'in pek süre almamasından dolayı sayı yüzdemiz düşmeye başlamış ve bu çeyrekte ilk sayımızı ancak 6. dakikada bulabilmiştik. Çeyreğin sonuna kadar başa baş bir oyun gitmesine rağmen ilk yarıyı Vidmar'ın son saniyedeki tiplemesiyle 36-34 önde kapadık.
İkinci yarı da ilk yarıdan aslına bakarsanız çok farklı değildi. Pota altından yenen kolay sayılar, hücumda yaptığımız hatalardan dolayı skorda sürekli geride kaldık. Sadece Curtis Jerrells'ın arka arkaya attığı iki 3'lükle (maçtaki tek olumlu hareketi) bir ara 58-57 öne geçsek de bunu koruyamadık. Son saniyeler sıkı bir çekişme izlesek de Caja Laboral faul çizgisinden hata yapmayınca evimizdeki Euroleague ilk maçını 66-69 kaybettik.

Öncelikle şunu diyebilirim ki hücumda ne yaptığımızı bilmiyoruz. Belli bir oyun düzenimiz yok. Bundan dolayı da sist ile sayı bulamıyoruz. Fenerbahçe Ülker 5 Caja Laboral 14 asist ile tamamladı maçı. Hücumlarda sadece oyuncularımızın bireysel yeteneklerine bakıyoruz. Bakıyoruz ama dün olduğu gibi Emir'in oyuna olan sıfır katkısının yanı sıra Bogdanovic'inde hiç sayı bulamamsından dolayı hücumda istediğimiz sayıları bulamadık. Maçın en skorer adamı (Fenerbahçe Ülker adına) gene kaptanımız Ömer Onan (16 sayı) oldu. 33 yaşındaki kaptanımız için ne desek az. Bu takımın kısa savunmasındaki en önemli ismi. Hücumda ise inanılmaz işler yapıyor. Tamam, belki abartılacak işler değil ama bu kadar genç oyuncunun yanında içeri penetreleri, vücut hareketleri bence diğer skorer oyuncuların bundan biraz da utanmaları lazım. Kaptana dün Ukic ve Gist'in dışında hücumda pek katkıda bulunan olmadı. Ki Bogan Bogdanovic için Euroleague deki en önemli hücum silahımız olacağını söylememize rağmen bizi ilk maçta hayal kırklığına uğrattı.
Her çeyrekte Caja Laboral'ın faul haklarını erken doldurmasına rağmen pota altını hiçbir şekilde zorlamadık. Koç neden böyle bir oyun çizmez anlaşılması mümkün değil. Rakibinin faul hakkı dolmuş, içeri penetre et ya sayı olur ya da en kötü faul kazanırsın. Ama biz bunu yapmak yerine dışarıdan şutlar kullanarak hücumda etkili olamadık.

Savunmamız ise evlere şenlik açıkçası. Dün maçta gördüklerimi inşallah bir daha Allah görmeyi nasip etmez. Caja Laboral bile bu kadar kolay sayılar bulabileceğini düşünmemiştir herhalde. Öyle bir savunmamız varki 34 yaşındaki Prigioni maçı 5 sayı 7 asist ve 6 top çalmayla galibiyetin altına imzasını attı. Oğuz'un yavaş kalmasını iyi değerlendiren Prigioni arkadaşlarını  beslemesi de pas geçilemez. Teletovic ise hem pota altından yaptığı kolay sayılar hem de attığı 3'lüklerle maçın en skorer ismi oldu. (23 sayı).
Yukarda hücum adına dediklerimi bizim yapmamız gerekirken Caja Laboral yaptı. İkili oyunlarla savunmamızı yıprattılar. Gerek pota altına top indirmeleri, gerekse içeri penetreleriyle ya sayı buldular ya da faul yaptırdılar. Topu devamlı pota altına indirmeleri sayesinde zaten önce Oğuz sonra da Gist kısa sürede 3 faule ulaştılar. Geçen sene Fenerbahçe'nin en büyük silahı olan savunmadan adeta eser yok. Gene Galatasaray maçında olduğu gibi bu seferde Vidmar'ın sert savunmasına ihtiyaç duyduğumuz zamanlarda Koç Neven Spahija onu gene kenarda oturmayı tercih etti. 3. çeyrek 5:25den sonra Vidmar'ı oyuna almadı. Bu çocuk neden kenarda oturuyor anlamış değilim. Sert savunmasının yanı sıra hücumda sayı bulması, blok yapması ile Oğuz'dan çok daha iyi bir oyun sergiliyor. Kısacası rakibi durduruyor, sayı üretiyor ayrıca faul problemi de yokken oyuna alınmamasının sebebi nedir? Pota altı savunmamız kötü iken, kısa savunmamız bir nebze olsa da daha iyi gözüküyorYukarıda kaptanımız Ömer Onan'dan söz etmiştik. Kısa savunmasının bir diğer ismi ise yeni transferimiz Thabo Sefolosha idi. Takıma yeni katılmasına rağmen hem alan savunmasında hem de adam adama savunmada gösterdiği agresif savunma direnciyle gayet iyiydi. Ayrıca hücumda boş kaldığında kestiği ceza sayıları ile takımımıza katkıda bulundu. Yeni transferimiz Thabo Sefolosha takımımıza nazaran daha hazır görüldü.

Moralleri bozmamak lazım diyeceğim ama benim moralim çok bozuk. Şu sıkıntılı dönemde böylesine önemli bir galibiyete çok ihtiyacımız vardı ama olmadı. Sorunlar var eksikler var ama bunlara alınan önlemler yok. Bundan sonraki ikinci maçımızı Pire'de Olympiakos'a karşı oynayacağız. İşimiz çok zor olacak. İnşallah hafta içinde bir mucize olurda bu takım geçen seneki güzel oyunuyla deplasmanda yendiğimiz Olympiakos'u tekrardan yeneriz.

Not:Maç sırasındaki anonsta 6000 biletli seyirci olduğu söylenmesine rağmen Euroleague ana sayfasında bu sayıyı 3500 olarak görüyoruz. Teşekkürler herkese...Anlayana....


Püzant YÜCECAN
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...