13 Ağustos 2011 Cumartesi

İzmir'den 12 Dev Adam Geçti...





Aslında markonunyeri.blogspot.com daki "İzmir Notları" adlı yazıyı okuduktan sonra bu yazıyı yazmamayı düşündüm ama gene de yazmaya karar verdim. Kendi çapımda basketbol bilgimin el verdiği kadarıyla milli takımımızın İzmir'de oynadığı turnuvayı değerlendireceğim.

Öncelikle belirtmek isterim ki turnuvada oynadığımız üç maçın da neredeyse tamamını izledim. İlk iki maç, Ukrayna ve Almanya maçlarını iş dolayısıyla ancak 2. çeyreğin ortasından itibaren izlemeye başladım. Son Sırbistan maçını ise; 3. çeyrek ortasında sıkılmama rağmen tamamlayabildim.

Tabi ki şuandan itibaren takımımız için yazacağım şeyler pek olumlu olmayacak haliyle. Hepimizin de bildiği gibi bu bir turnuva ve turnuvadaki asıl amaç eksikleri görmektir. Bundan dolayı heralde umutsuzluğa kapılmak, takımı acımasızca eleştirmek yanlış olur kanaatimce. Ama şunu da belirtmek isterim ki şu kondisyon yüklemesi olayını da bahane edilmesine biraz karşıyım. Tabi ki bunun da etkisi var. Ama diğer takımlarda bu problem neden yok? Ne diyoruz diğer takımlar Almanya, Sırbistan ve Ukrayna buraya daha önce turnuva oynayarak hazır geldirler. O zmana sen de hazır olacaksın arkadaşım bahaneye gerek yok. Ayrıca bak İspanya;)






Maçlara bakacak olursak ilk maç olan Ukrayna maçında gayet istekli gördüğüm takımımız Almanya ardından Sırbistan maçlarında bu isteği malesef sahaya yansıtamadı. Koç Orhun Ene Ukrayna ve Almanya maçlarında sahadaki beşi daha sıklıkla değiştirdiğini, Sırbistan maçında ise sahadaki beşle daha az oynadığı gözüme çarptı.Orhun Ene "Her maç daha iyiye gideceğiz" demesine rağmen turnuvada benim gördüğüm her maçta daha kötüye gittik. Oynadığı, desteği ve rüzgarı arkasına aldığı zaman durduralmayacak bir milli takımmımız olmasına rağmen moraller düştüğü anda ise iyi bir rakip karşısında fark yiyebilecek bir milli takımımız varki bunu Sırbistan karşısında açık bir şekilkde gördük.

Takımımızın şu an göze çarpan en büyük sorunu ise pota altı. Ne hücum ne de savunma ribaundlarında bir varlık gösteremiyoruz. Tabi bunun da en büyük sebebi iki kulemizin yani Ömer Aşık ile Semih Erden'in sakatlıkları. İsmail Şenol'un yazdığına göre; Ömer Aşık Almanyadaki turnuvada, Semih Erden ise İstanbul'daki turnuvada takımlarına katılma ihtimali bulunuyormuş. Açıkcası onlar olmadan turnuvadaki işimiz biraz zor. Ömer ve Semih'in takıma dönmesi sadece pota altımızın rahatlamasına değil ayrıca dışardan oynayan oyuncularımız içinde rahatlatıcı bir faktör olacak. Bir de Enes'in takıma adapte olduğunu düşünsenize. O zaman yanarım bu takıma karşı pota altından oynamaya çalışan rakibin haline:)
Konu sakatlıklardan açılmışken kimse bu konudan dem vurmasın. Zira sakatlıkları konuşucak olursak biz Yunanistan ve Slovenya'nın yanında solda sıfır kalırız. Adamların nerdeyse takımlarının yarısı turnuvada oynamayacak.

Enes Kanter; gerçekten çok özel bir yetenek bundan kimsenin şüphesi yok. Gel gelelim gerçeklere. Yaklaşık iki senedir basketbol oynamaması, ilk defa A milli takım forması giymesi ve de daha sadece 19 yaşında olması sebebiyle biraz heycanlı sanırım. Orhun Ene eğer turnuvada Enes'ten ciddi bir şekilde yararlanmak istiyorsa onu fiziksel olarak hazırlamanın yanı sıra mental olarak da hazırlaması gerekir. Çünkü üç maçta da benim gördüğüm Enes çok farklı bir havaya sahip. Nasıl desem sanki daha takıma ve arkadaşlarına alışamamış "Napıyorum ben burda" şeklinde gözüküyor Enes dışarıdan. Belki de yanılıyorumdur ama mental bir sorun olduğu aşikar.Eğer Orhun Hoca Enes'i turnuvaya kadar tam kapasite olarak hazırlayabilirse, turnuvada rakip takımlara pota altını karartır bu koca oğlan.

Gelelim Emir Preldzic'e... Onun bende çok farklı bir yeri var. Bilen bilir Fenerbahçeli olduğumuzu ondan dolayı da tarafız davranamayacağım. İki yıl en fazla iki yıl sonra Avrupa'da en çok adı geçecek basketbolculardan biri olacak. Orhun Ene'nin "Her maç daha iyiye gideceğiz" cümlesini sanki farkına varmadan Emir için söylemiş. Üç maçta da izledim Emir'i ve her maçta milli takıma biraz daha katkı sağladı. Ki bunu Sırbistan maçında attığı 16 sayı ile hem takımının hem de sahanın en fazla sayı atan oyuncu olmasıyla da kanıtladı. Ayrıca Sırbistan maçını izleyenler bi ara kısa bi süre de olsa sazı eline aldığına şahit olmuştur. Ki şu an bence Emir'in en büyük eksiği bunu sürekli hale getirememesidir. O da Enes gibi ilk defa milli olanlardan, tabi Emir'in artıları fazla. Ömer ve Oğuz ile aynı takımda oynaması, diğer oyuncularla da sezon içinde devamlı karşı karşıya gelmesi, onun takıma çok çabuk adapte olmasını sağlamış.

Hazır Fenerbahçe'den dem vurmuşken bir de Ömer ve Oğuza bakalım. Ömer için fazla söze zaten ne hacet. Baba mesafe tanımadan özellikle de maç sıkıştığında gözünü karartıp kendinden de emin bir şekilkde sayılarını atmaya devam ediyor. Oğuz'u ise sadece Almanya maçında beğenmedim. Sanki bir yerden, tam maça çıkmadan önce bir telefon gelmiş ona canı sıkılmış gibi sahada değildi.

Kerem Tunceri; ona diyecek fazla sözümüz yok zaten. En güzelini Kaan Kural demiş. "Kerem Tunceri bu takımın en iyi oyuncusu değil belki ama kesinlikle en önemli ismi. Asıl değeri yokuluğunda daha net belli oluyor" Aynen katılıyorum Kaan Kural'a. Ama şunu da göz ardı etmememiz lazım istatistiklere baktığımızda ;
Türkiye - Ukrayna maçında asist sayıları 14-14
Türiye - Almanya maçında ise 5-20
Son Sırbistan maçında 8-22
Demek ki bir yerlerde Kerem bile takıma dönmüş olsa bir sorun var hala.

Gözüme çarpan bir diğer oyuncu ise Ersan İlyasova. Adeta şu an yokları oynuyor takımda. Sanki içinde bir heves bir heyecan yok. Milli takıma çağırılmış, o da gelmiş bir memur gibi görevini yapıyor. Turnuva boyunca Ersan'ı izledikçe hep aklıma majesteleri Michael Jordan'nın çevirdiği Space Jam filmi geldi aklıma hep. Sanki tüm yetenekleri elinden alınmış bir şekilde sahada dolaşıyor Ersan. Ayrıca benim bildiğim Ersan daha hırslı bir oyunucuydu. İnşallah o da Litvanya'ya kadar düzelir.

Açıkcası Emir'den sonra ilk defa milli olan diğer bir isim Furkan Aldemir'i de çok beğendim. İlk defa milii olmanın heyecanını yaşamasına rağmen bunu maçlara bence hiç yansıtmadı ve gayet güzel bir turnuva geçirdi. Büyük bir olasılıkla Almanya ardından İstanbul'daki turnuvalardan sonra Litvanya'ya hazrı olmuş olacak.

Özetle İzmir'deki bu turnuva takımımız için girişti, Almaya'daki gelişme ve İstanbul'daki turnuva sonuç olacak. Ondan sonra ver elini Litvanya. Bu takım madalyasız dönmez beyler.







Püzant YÜCECAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...